D e u t s c h   English 

   

0
Start Giriş Üye Ol üyeler ((( RAVDATe@m))) Arama
Toplam Kategori: 69 *** Toplam Konu: 30078 *** Toplam Mesaj: 148010
Forum Anasayfa » D İ N / İ S L A M » DİĞER DİNİ KONULAR » Tasavvuf

önceki konu   sonraki konu
Bu konuda 260 mesaj mevcut
Sayfa (3): < Geriye1 (2) 3 Devam >
Ekleyen
Mesaj
sevdamsin su an offline sevdamsin  

465 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 31.03.2006
En Son On: 03.03.2008 - 12:08
Cinsiyeti: Bayan 
ALLAH c,c razi olsun abi guzel dilekleriniz icin,
Ama insaALLAH rabbim saglik verdigi muddetce arastiracagim , ilim derin bir kuyudur ne alirsam kardir bana..

Fakat etrafim dan soyliyeyim Tasavvufu cok yanlis anliyorlar bazen cok uzuluyorum onlarin dedikleri karsisinda ama sakin bir sekilde anlatmaya calisiyorum kendi dilimin dondugunce, Once kendimizi egitmek sonra etrafimiza faydamiz olur insaALLAH,
Cunku bu sekilde cok uzuluyorum, kulaktan dolma olan bilgilerle Tasavvufu yanlis taniyor ve tanitiyorlar , ama yol hakk yolu olunca insaALLAH yilmak yok.. ~~gül~~


saygi ve dua ile



Bu mesaj 1 kez ve en son sevdamsin tarafından 29.09.2006 - 21:47 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 29.09.2006 - 21:46
Bu mesajı bildir   sevdamsin üyenin diğer mesajları sevdamsin`in Profili sevdamsin Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

ALLAH-U TEALA yar ve yardımcınız olsun İnşallah. Bizimde gayemiz Tasavvufi yolu Ehl-inin anlatımıyla doğru anlaşılmasını sağlamak. Üzüntümüz o ki günümüzde Tasavvuf ve Dergahlar sözümüz meclis dışı olmak kaydıyla başka amaçlar için yönlendiriliyor. Zira Abdülhakim Arvasi Hz.leride o zamanda kendisine dergahların kapatılmaya başlandığı söylendiğinde hangi dergahlar şu içleri boş olan evlermi diye üzüntüsünü belli etmiştir. Güzel kardeşim malesef bazı çevrelerde çürük elmaları görüp bütün bir sepeti çöpe atıyor. Oysa gerçek Tasavvuf Ehl-i Resulullah Efendimizin (s.a.v) varsileridir. Gayeleri amaçları dünyalık şan şöhret değil bil hakis HAK ve Efendimizin (s.a.v) yoludur. Bizde o yolda ilerlemeye çalışıyoruz İnşallah. Yukarıda da arz ettiğimiz gibi bu forumda ve çevremizede tasavvufu şaklabanların ağzından değil Gerçek Tasavvuf Ehl-inin ağzından anlatmaya çalışıyoruz. ALLAH-U TEALA Şükürler olsun ki kendilerini belli etmiyorlar ama öyle güzel insanlar varki bu güzel sitede hizmetimiz çok ama çok kolay oluyor. ALLAH-U TEALA onlardan da razı olsun İnşallah....
Ekleme Tarihi: 29.09.2006 - 22:01
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamun Aleyküm Ve Rahmetullah...

Evliyaya teslim olan, mahşerde kurtulur

Mevlânâ hazretlerinin sağlığında kasabın biri, bir öküzü kesmek için satın aldı. Öküzün ayaklarını bağlayıp yatırmak istediğinde, öküz, ipleri koparıp kaçtı. Kasap arkasından yakalamak için koştuysa da yetişemedi. Öküz, Mevlânâ'nın babasının mezarı yakınlarına geldi. O esnâda mezarın başında Mevlânâ hazretleri Kur'ân-ı kerîm okuyordu. Hâl lisânıyla ona; "Beni bu kasabın elinden kurtar." dedi. Mevlânâ, öküzün üzerine elini koyup okşadı; "Üzülme, cenâb-ı Hak her şeye kâdirdir." buyurdu. Bu sırada kasap, elinde urgan ve bıçak olduğu hâlde soluk soluğa çıkageldi. Mevlânâ gelen kasaba, öküzün âzâd edilmesini, hürriyetine kavuşturulmasını istedi. Kasap da Mevlânâ hazretlerinin hatırı için öküzü âzâd etti. Kasap gidince Mevlânâ, mübârek elini öküzün üzerine koyup duâ etti ve o günden sonra bir daha o öküzü gören olmadı. Bunun üzerine Mevlânâ; "Bu öküz, kesilip pişirilecek zamâna gelmiş iken, bizim tarafımıza gelmek sûretiyle, kesilip parçalanmaktan kurtuldu. İşte bunun gibi bir insan da, Allahü teâlânın evliyâsına cân u gönülden teslim olup emirlerine uygun yaşar, ona talebe olursa, kıyâmet gününde Cehennem'e götüren meleklerin elinden kurtulur." buyurdu.

Mümin gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.
Ekleme Tarihi: 30.09.2006 - 21:19
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem

Allah için intikam alırdı. Akrabâsına, Eshâbına ve hizmetcilerine tevâzu ederek, iyi muâmele eylerdi. Ev içinde çok yumuşak ve güler yüzlü idi. Hastaları ziyârete gider, cenâzelerde bulunurdu. Eshâbının işlerine yardım eder, çocuklarını kucağına alırdı. Fekat, kalbi bunlarla meşgûl değildi. Mubârek rûhu melekler âleminde idi.
Resûlullahı sallallahü aleyhi ve sellem ansızın gören kimseyi korku kaplardı. Kendisi yumuşak davranmasaydı, Peygamberlik hâllerinden, aslâ kimse yanında oturamaz, sözünü işitmeğe tâkat getiremezdi. Hâlbuki, kendisi, hayâsından, mubârek gözleri ile kimsenin yüzüne bakmazdı.
Fahr-i âlem sallallahü aleyhi ve sellem, insanların en cömerdi idi. Birşey istenip de, yok dediği görülmemişdir. İstenilen şey varsa verir, yoksa, cevâb vermezdi. O kadar iyilikleri, o kadar ihsânları vardı ki, rum imperatörleri, Îrân şâhları, o kadar ihsân yapamazlardı. Fekat kendisi sıkıntı ile yaşamağı severdi. Öyle bir hayât yaşıyordu ki, yimek ve içmek hâtırına bile gelmezdi. Yemek getirin yiyelim veyâ falanca yemeği pişiriniz demezdi. Yemek getirirlerse yir, her ne meyve verseler kabûl ederdi. Bazan aylarca az yir, açlığı severdi. Bazan da çok yirdi. Yemeği üç parmakla yirdi. Yemek sonunda su içmezdi. Suyu otururken içerdi. Başkaları ile yemek yirken, herkesden sonra el çekerdi. Herkesin hediyyesini kabûl ederdi. Hediyye getirene karşılık olarak, katkat fazlasını verirdi.
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, hicretin sekizinci senesi, Ramezân-ı şerîfin onuncu Pazartesi günü, onikibin kahraman ile birlikde, Medîneden çıkarak Ramezânın yirminci Perşembe günü Mekke-i mükerremeyi feth eyledi. Ertesi Cuma günü hutbe okurken, mubârek başında siyâh sarık sarılı idi. Mekkede onsekiz gün kalıp Huneyne gitdi. Sarığının ucunu sarkıtırdı. (Sarık, müslimânlar ile kâfirler arasını ayırır) buyururdu. Çeşidli elbise giymek âdeti idi. Yabancı devlet sefîrleri gelince süslenirdi. Yanî kıymetli ve nefîs elbise giyerek, güzel yüzünü gösterirdi. Önce, altın yüzük takardı. Sonra, taşı akîkden gümüş yüzük takdı. Yüzüğünü mühür olarak kullanırdı. Yüzüğü üzerinde (Muhammedün Resûlullah) yazılı idi. Erkeklerin altın yüzük takmaları, dört mezhebde de câiz değildir.


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 03.10.2006 - 08:07 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 03.10.2006 - 08:06
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Güzel huyların hepsi Resûlullahda sallallahü aleyhi ve sellem toplanmıştı. Allahü teâlâ, Sevgili Peygamberine verdiği iyilikleri, ihsânları sayarak, "Sen güzel huylu olarak yaratıldın." meâlindeki âyet-i kerîme ile kendisine güzel huylar verdiğini bildirmektedir. Çok kimselerin İslâm dinine girmesine, Resûlullahın güzel ahlâkı sebep olmuştur.

Bin mûcizesi görüldü, dost düşman herkes de bunu söyledi. Bu kadar mûcizelerin en kıymetlisi, edepli olması ve güzel huyları idi. Fakirle, zenginle, büyükle, küçükle karşılaşınca, önce selâm verirdi. Bunlarla müsâfeha etmek için, mübârek elini önce uzatırdı. Her kim olursa olsun, çağrılan yere giderdi. Önüne konulan şeyi, az olsa da, hafif, aşağı görmezdi. Bir Müslümanın ismini söyleyerek, hiçbir zaman lânet etmemiş ve aslâ kimseyi dövmemiştir. Kendi için, hiçbir şeyden intikam almamıştır. Allah için intikam alırdı. Akrabâsına, eshâbına ve hizmetçilerine tevâzu gösterir, iyi muâmele ederdi. Herkesle iyi geçinirdi. Tatlı sözlü, yumuşak ve güler yüzlü idi.

Söylerken gülmezdi. Hastaları ziyârete gider, cenâzelerde bulunurdu. Eshâbının işlerine yardım eder, çocuklarını kucağına alırdı. Fakat, kalbi bunlarla meşgûl değildi. Mübârek rûhu melekler âleminde idi. Fahr-i âlem sallallahü aleyhi ve sellem, insanların en cömerdi idi. Birşey istenip de, yok dediği görülmemiştir. İstenilen şey varsa verir, yoksa, cevap vermezdi. O kadar iyilikleri, o kadar ihsânları vardı ki, Rum imparatorları, Îrân şâhları, o kadar ihsân yapamadılar. Fakat kendisi sıkıntı ile yaşamayı severdi. Heybetli idi. Yani saygı ve korku hâsıl ederdi. Fakat, kaba değildi. Nâzik idi. Cömert idi. Fakat, isrâf etmez, fâidesiz yere birşey vermezdi. Herkese acır, kimseden birşey beklemezdi...
Ekleme Tarihi: 03.10.2006 - 11:23
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

Hz. ALİ Kerremallhü Vecheh

Ashab-ı Kiramın büyüklerindendir. Peygamberimiz (sav) Efendimizin damadı ve dördüncü halifesidir. Cennetle müjdelenen on sahabeden dördüncü ve Ehli beyitin birincisidir. Peygamberimiz (sav) Efendimizin Amcası Ebu Talibin oğludur. Künyesi Eb`ül Hüseyindir.
Bir künyeside Peygamberimiz (sav) Efendimizin iltifat buyurarak söylediği Ebu Türabdır.
Hiç Puta tapmadan müslüman olduğu için Keremallahü vecheh, kahramanlığı ve çok cesur olmasından dolayı Kerrar ve taktiri ilahiyyeye gösterdiği tam rızadan olayıda "Mürtezadenilmiştir.
Hz. Ali (kv) Hicretten yirmiüç sene önce (m-579) Mekkede doğdu, hicretin kırkıncı yılında Küfede ibni Mülcem adlı harici tarafından şehid edildi.
Çocukluğu dahil ömrü boyunca Allah Rasülünün (sav) yanından ayrılmadı. Sohbetlerinde bulundu. O'nun (sav) İliminden ilim öğrendi. Biri Çocukken biride hicret günü olmak üzere Peygamberimiz (sav) Efendimize iki defa beyat etti.
Fütüvvet: Hz. Peygamberin (sav) Ali`den başka yiğit (feta) zülfikardan başka kılıc yoktur hadisine istinaden, genç bir insan da bulunması gereken vasıfların tümüdür. İslamın ilk Asrın ortalarına doğru. Arabistan siyasal olayların anormal gelişmeleri sırasında Hz. Alinin yiğitlik ve savasçılık yönu gittikçe yayılan, Onu İslamda en iyi feta (yiğit) örneği olarak tanımladı.
Fütüvvettin aslı dini gözetmek, Sünnete uymak,Allahın (cc)Peygamberine emretiği sözleri tutmaktır. Bu ilkelrden yola çıkkan ciddi anlamda gençleri derleyip toparlayan ve onları beli bir mesleğe yönlendiren fütüvvet harakati zamanla SEYFİKAVLİ olmak üzere iki ayrılmıştır. Kavli kol Hz. Ebü Bekire (ra) Seyfi kolda Hz. Ali ye (kv) bağlanmıştır. Her nekadar Nakşi ve Kadiri adını o zaman kurumsallaştılar. Hz.Ali (kv) vahiy katipleri arasında idi. Karan-ı bizzat Allah Rasülünden öğrenmiştir, bunun yanında. Bu sebeble müfesirlerin en yüksek tabakası içindedir. Kendisine rivayet olunan hadis sayısı 586 dır.
Fıkıh ve içtihadda da büyük ilim sahibidir. Onun için kendinden önçeki bütün halifeler Onun görüşlerine müracat etmişlerdir. Hz. Ömerin (ra) Ali olmasa Ömer helak olurdu dediği rivayet edilmiştir.
Son derece kuvvetli bir hatipdi. Gerek hitableri, gerekse emirnameli ihtiva ettiği ögütlerve belagat yönünden eşsizdir. Hikmetli, ibretle sözleri çoktur. Kalblere tesir eden kiymetli sözlerinden bazıları şunlardır.
Buyurdularki:

Elbiseleriniz eskide olsa, kalbleriniz yeni ve temiz olsun.

Kişi dili altında saklıdır? Konuşturunuz kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.

Dünya bir cifedir, leştir. Ondan bir şey isteyen köpeklerle dalaşmaya dayanıklı olmalı.

Allahü Tealaya yemin ederim ki, beni yalnız mü`min sever ve bana yalnız münafık buğzeder.

İnsanlar arasında Allahı en iyi bilen, O`nu çok sevendir, tam tazim edendir.

Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır.

Kalbler, kablara benzer. Hayırlı olan, hayırlı dolu olandır.

Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.

Her kim kötüyü yasaklar, fasıka kızar ve Allahın yasaklarının hududu ciğnendiği zaman öfkelenirse, Allahü Tealada o kulunun lehine öfkelenir.

Sizin hayırlınız, günahına gerçekten çok tevbe edenlerdir.

Kendini güclükler karşısında sabretmeye alıştır, çünkü haksızlık karşısında Hak için sabretmek en iyi ahlaktır.


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 04.10.2006 - 08:45 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 04.10.2006 - 08:43
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
utaniyorum su an offline utaniyorum  
tasavvuf nedir?

1942 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 13.04.2003
En Son On: 27.01.2007 - 01:21
Cinsiyeti: Erkek 
TASAVVUF.....
üzüntü geldiğinde, kalpte sevinç bulmaktır....

çünkü bu takdire rızadır ki ancak tasavvuf ehlinin işidir.....
Ekleme Tarihi: 04.10.2006 - 22:27
Bu mesajı bildir   utaniyorum üyenin diğer mesajları utaniyorum`in Profili utaniyorum Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu ALeykum Ve Rahmetullah...

Tasavvuf yanmaktır aşkla yanmaktır Tasavvuf Üfdade hzlerinin (k.s.)de dediği gibi ibriği gönül ateşiyle yakmaktır. Tasavvuf yanmaktır ama bu ateşi kimseye anlatamamaktır. Tasavvuf halkın ademoğlunun seni deli zannetmesidir. Tasavvuf aşk sarhoşu olmaktır kendinden geçmektir. Tasavvuf nereye bakarsan bak sadece HAK demektir. HAK gördüğüm heryer HAK TEALA. Tasavvuf O'ndan gayrisini red etmek demektir. Tasavvuf Habibullah'ın (s.a.v) yoluna sımsıkı gönül ateşiyle sarılmaktır. Bu Aşk bu ateş nasıl tarif edilir yaşamayan bilemez tarif edilemez...

HAK TEALA ya Emanet Olunuz...
Ekleme Tarihi: 05.10.2006 - 21:17
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu ALeykum Ve Rahmetullah...

Manevi yolda Mürşid-i Kamilin yardım etmesine lüzum olmadığına kail olan bazı kimseler vardır ki, kişinin kendi başına çabasıyla vuslatın, Allah'a (CC) vasıl olmanın mümkün olacağı fikrindedirler ve "Allah (CC) Hz.leri ile kul arasına girilmez, arada aracıya lüzum yoktur!" derler. Halbuki vasıtasız, yardımcısız vuslat mümkün değildir. Yolda tehlikeler çoktur ve bir kılavuza ihtiyaç vardır.



Her halde, Mürşidin muavenetine (yardım etmesine) kati lüzum vardır. Alemlerin Sulltanı (SAV) Efendimiz Zikir Telkinini Yüce Rabbimizin Emriyle Cebrail (AS) dan almıştır.
"Envarül Kudsiyye adlı kitab"

Zikri Cehri (Aşikâre, sesli Zikir) İmam-ı Ali (KV) Hz.leri'ne Telkin etmiştir.
(Keş-fül hafa 1.143. ; Şarânide El Envarül Kudsiyye. S.21. (Tafsilat: Aleme Gönderiliş Gayesi ve Muttakiler Yolu adlı kitap.)

Zikri Hafiyi de (Gizli Zikir) Ebu Bekir Sıddık (RA) HZ lerine Telkin etmiştir.
Zikir Makamları. S.16.

Yüce Allah (CC) Hz.leri Resulü Azamı (SAV) Efendimizi Huzuruna, Miraca Cebrail (AS) vasıtasıyla davet etmiş, Kur-anı Kerimi yine Cebrail (AS) vasıtası ile bize göndermiştir. Cebrail (AS) kendisine Mürşidlik yapmıştır. İnsanı Allah (CC) Hz.leri'nden uzaklaştıran ve günaha sürükleyen düşmanları vardır. Bunlar üç çeşittirler:

1. düşman, insanın kendi nefsidir.

2. düşmanımız da, şeytan aleyhillânedir.

3. düşmanımız ise, kötü arkadaştır.

Hazreti Peygamberimiz (SAV) Buyurur ki: Bir kimse arkadaşlık ettiği kişinin huyunu farkında olmaksızın alır,onunla huylanır.
Sahih-i Buhari.

Zamanımızda bu üç düşmanımızın hileleri çok terakki etmiştir. Kendi kuvvet ve gayretimizle bu düşmanlarımızı yenemiyoruz. Bize büyük bir yardımcı lazımdır. 0 kuvvetli yardımcının sayesinde bu düşmanlardan kurtulabiliriz. Allahü Tealâ (CC) Hz.leri bizim bu durumumuzu bildiği için Peygamberimiz (SAV) in vefatından itibaren kıyamete kadar müslümanlara yardım edecek olan Mürşidi Kâmilleri gönderecektir.

Bunlar El Ulema-i Verasetül Enbiyalardır. Nefis düşmanlarına karşı biz de bunlardan yardım isteriz. Allah (CC) Hz.leri de bunları vazifelerini yapabilecek şekilde silâhlandırmıştır. Cenabı Hakk Celle ve Alâ Hz.leri Peygamberlerini (AS) nasıl ki her kötülükten mahsun ve muhafaza etmiştir, Alemlerin Sultanı (SAV) Efendimizin varisleri olan Mürşid-i Kâmilleri de her türlü korkudan, kötülüklerden muhafaza edip Mucizel beyanında (Kuran-ı Kerimde) onların hiç korkmayacağını, hiç mahsun olmayacaklarını, üzülmeyeceklerini müjde ile beyan etmiştir.
Yunus S. A.62-64

Mürşid-i Kâmiller çok insanlar tarafından anlaşılmazlar, çünkü onlar sırlarını kendilerine ihsan edilen batıni İlimlerini hiç kimseye ifşa etmezler. Kendilerini insanlara ben şuyum diye açıklamazlar. Çünki onlar Levhi Mahfuzda Manevi vazife ile görevlendirilmişlerdir.

Aziz dostum! sen hesap günü gelmeden nefsini hesaba çekebilmek için bir Mürşid-i Kamil eteğine sarıl. Onlar Yüce Allah (CC) Hz.lerinin ve O'nun Resulünün (SAV) emirlerini yaşar ve yaşatırlar. Murad edeni maksuda erdirirler. Şeyh Safi (KS) der ki: Bir kimse kalbini kötü huylardan temizlemeye niyet etse sonra Tasavvuf (tarikat)'a girse gece gündüz Kelime-i Tevhidle (Lailaheillallah) meşgul olsa ve kalbini temizleyemeden ölse, o kimseyi kabrine bıraktıkları zaman derhal hayattaki yaptığı zikirler gelir arkadaş olurlar. Kabrinde ona zarar ve azab verecek haşaratı yılan vs. azab ve işkence mahluklarını yakar, yıkar, mahvederler. Ol kişi selamete erer. O ne güzelliktir ki, onun cilvesi ruh ve gönül perdelerini yakar ve o ne nurdur ki, onun parıltısı iki cihanın karanlığını defeder. Bu nur yapılan zikrin nurudur. Sana gelir kabrinde arkadaş olur. Bir kişi vefat etse kabrinde oturur, bakar ki, yanında karşısında etrafında dolu kimseler var, bunları görünce sorar. Size kim derler Onlarda derler ki, Biz senin iyi ve salih amelleriniziz. Senden evvel geldik ki, sen burada yalnız kalıp ürkmeyesin. Lakin o kabre kötü amelli birini koyunca yanına çirkin yüzlüler, korkunç sıfatlılar gelir. O kişi sorar, Siz kimsiniz? Benden evvel buraya gelmişsiniz? Onlarda derler ki, Biz senin işlediğin yaramaz ve kötü amelleriz derler.

Ey kul! Şu (Aleme gönderiliş) gayesini yaşamaya bak. Takvadan (Tasavvuf, tarikat) yolundan ayrılma. Yoksa kabir aleminde elem ve kederlere gark olursun. Raviler rivayet ederler ki, gelmiş ve gelecek bütün ümmetler bir yere toplanırlar. Hak Teala (CC) Hz.leri Cebraile (AS) emreder: Git cehennem ateşini getir, şimdi gelmesi zamanıdır. Cebrail (AS) varır der ki: Ey cehennem! Cebbari Alem Allah (CC) Hz.leri seni istiyor. Cehennem bu sözü işitince titreyerek der ki: Yoksa beni azab mı edecek? Cebbarı Alem Allah Hz.leri acaba beni ne için ister? Cebrail (AS) buyurur ki: Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin seni istemesinin sebebi, dünyada rızıkları verildiği halde Allah'tan (CC) başkasına tapıp kulluk edenlere Peygamber ve Evliyalara itaat etmeyenlere nefsinin isteğine uyanlara azab etse gerektir. Seni onun için yarattı. der.

Ey biçare kıyamet gününün nasıl bir gün olduğunu şimdiden bilip öğrenip, o günün hazırlığını yapabilmek için gayret et. Nebiler Nebisinin (SAV) sünnetine uymak, Resülullah (SAV) Efendimizin sünnetine uymayı, Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler bildirmektedir.


Güzel kardeşlerim Mü-min boş bir vagon gibidir. ilerlemesi için bir trene ihtiyacı vardır. Lazım olan odur ki arayacağı tren doğru yola giden bir tren olması lazım gelir. Zira doğru tren; siz boş bir vagon olsanız dahi sizi doğru yola götürür. Lakin yanlış bir trene bağlanırsanız o sizi uçuruma götürür.

Doğru olan odur ki doğru Mürşidi bulmak önemlidir. Ben doğru kapıyı tam 5 senedir arıyorum halada aramaya devam ediyorum. HAK TEALA ya hergün dua ediyorum doğru bir vesile kapısı nasip etmesi için. Söylemem odur ki eğer bir vesileye bağlanacaksınız dikkat edip iyi araştırınız. Zira tasavvufu kullanıp kendi aciz amaçları için kullanan çok yer ve kişi vardır.

Güzel RAB'Bime Emanet Olun gönül aşıkları...


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 05.10.2006 - 21:46 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 05.10.2006 - 21:44
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamun Aleyküm Ve Rahmetullah...

Hazretİ Alİ (radIyallahü anh) buyurdu kİ:

Dünya müminin hapishânesi, ölüm hediyesi, cennet de varacağı yerdir.

"Fakîh öyle biridir ki, insanları Allahın rahmetinden ümitsizliğe düşürmez ve onları Allahın rahmetinden yüz çevirtmez.

Mal ve çocuklar, dünya hayatının zinetidirler. Salih amel de, dünyadan ahirete götürülen mahsuldür.

Allah için seven bir kardeş, en yakından daha yakın, anne ve babalardan daha merhametlidir.

Amel eden cahil kişi, yoldan başka yerde yürüyen gibidir. Bu yürüyüşü ona, ihtiyacından uzaklaşmaktan başka birşey kazandırmaz.

İnsan, sözü ile tartılır veya işi ile değerlendirilir. Seni zinet yönünden ağır getirecek şeyi söyle ve kıymetini artıracak şeyi yap.

Yalancı, sözünde suçludur, isterse delili kuvvetli ve ağzı laf yapan biri olsun.

İstişare, danışma sana rahatlık, başkasına yorgunluktur.

Dünya müminin hapishânesi, ölüm hediyesi, cennet de varacağı yerdir.

Dünya kâfirin cenneti, ölüm korkulu rüyası, cehennem de varacağı son duraktır.

Allaha taatle uğraşmak en kârlı iş, doğru konuşan dil ise, en güzelidir.


Ey kalbi islâm ile yanan, sevdiğim gençler,
Bütün islâmiyyetden, size nümûnedir bu!
İlm ile marifetdir, hep içindekiler,
Hakîkaten bulunmaz eşsiz hazînedir bu!

En büyük âlimlerin, en büyük velîlerin,
En meşhûr sîmaların, en ulvî gönüllerin,
Âleme ışık tutan, hayât sunan ellerin,
Kalem ve kalblerinden, sızan bir katredir bu!

Resûlullahın yolu, hakîkî müslimânlık,
Ve her iki cihânda, aranılan sultânlık,
Sulhda her an çalışan, harblerde kahramanlık,
Gösteren ceddimizden, bize emânetdir bu!

Her kelimesi huccet, ilmdir her cümlesi,
Dinle budur hakîkî, islâmiyyetin sesi.
Kalbden pasları siler ve artdırır hevesi,
İşte başlı başına, bir islâmiyyetdir bu!



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 07.10.2006 - 17:31 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 07.10.2006 - 17:31
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

ubeydullah-i ahrar hazretlerİnİn nasİhati

Bunu iyi muhâfaza et. Bunda ibâdetin hakîkati, itâat, huşû ve Allahü teâlânın azameti karşısında insanın âcizliği yazılıdır. Bu saâdet Allahü teâlânın muhabbetiyle ve onun resûlü Seyyidü'l-evvelîn vel-âhirîne tâbi olmakla ele geçer. Bunun için din ilimlerine vâris olan âlimlerin sohbetlerinde bulun. Onlardan faydalı ilim öğren. Tâ ki Resûlullah efendimize tâbi olmak sûretiyle mârifet-i ilâhiyyeye kavuşasın. Kötü din adamlarından uzak dur. Çünkü onlar dîni dünyâ malı toplamak ve makâma, mevkiye kavuşmak için âlet ederler. Helâl haram ayırmadan bulduğunu yiyen ve dîne uygun olmayan işler yapan câhil ve sapık tarîkatçılardan uzak dur. Yine Ehl-i sünnet îtikâdına uymayan sapık kimselerden de uzak ol.


Câfer-i Sâdık hazretleri (rahmetullahi aleyh) buyurdu ki;

Beş kimsenin sohbetinden, yâni beş kimse ile berâber bulunmaktan sakın: Birincisi, yalan söyleyenden sakın. Çünkü ona dâimâ aldanırsın. Sana iyilik yapayım derken, kötülük yapar. İkincisi, cimriden sakın. Üçüncüsü, ahmaktan yâni aklı az olandan sakın. Çünkü en çok işine yarıyacağı zaman, seni bırakır. Dördüncüsü, kötü kalbli kimseden sakın. Çünkü işi bozulunca, seni harcar. Beşincisi, fâsıktan yâni günâh işlemekten utanmayan kimseden sakın! Çünkü, seni bir lokma ekmeğe satar.

Bir mümin kardeşine âit hoş olmayan bir iş duyarsan, birden yetmişe kadar özür kapısını araştır. Bulamazsan belki benim anlamadığım bir özür kapısı vardır de ve kapa.

İnsan düşmanını iyi tanıması lazım. En büyük düşman, insanın nefsidir.


Amirlik memurluk için gelmedik bu dünyaya, amirlik değil, hizmetkarlık zamanıdır. Nefsimizin arzusu için amirlikten Allah bizi korusun.
Ekleme Tarihi: 08.10.2006 - 09:48
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
utaniyorum su an offline utaniyorum  
RE:

1942 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 13.04.2003
En Son On: 27.01.2007 - 01:21
Cinsiyeti: Erkek 
Alıntı
Orijınalı Havz-i Kevser
Bir mümin kardeşine âit hoş olmayan bir iş duyarsan, birden yetmişe kadar özür kapısını araştır. Bulamazsan belki benim anlamadığım bir özür kapısı vardır de ve kapa.


ne güzel bir hal.......
.........gül............
Ekleme Tarihi: 08.10.2006 - 13:45
Bu mesajı bildir   utaniyorum üyenin diğer mesajları utaniyorum`in Profili utaniyorum Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

Evliyanın büyüklerinden, bu yolun seçkinlerinden, öncü liderlerinden Bahâüddin Nakşibend ve onun yolunu takip eden halifeleri şöyle demişlerdir:

"Peygamberlerin en üstünü olan Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem, evliyanın en faziletlisi ve üstünü olan Ebû Bekir esSıddîk Radıyallahu Anh'a gizlice öğrettiği en şerefli üstün ilim, ilmi irfan, avamdan gizli tutulmuştur. Bu büyük hazineye ulaşmak için kendine has yolları ve usûlleri vardır."

Bu yolun düsturu üçtür:

1Yemeği az yemek
2Uykuyu az uyumak
3Az konuşmak

Bu üç husus birbiri ile de bağlantılıdır. Az yemek yemek, az uykuya; az uyumak da, az konuşmaya; az konuşmak da kalp zikriyle tam bir teveccühe zemin hazırlar. Hâl böyle olunca, yemekte, uykuda ve konuşmada insan, orta bir yol seçmeli, bu orta yolu takip etmelidir.

Bu yolun üç çeşit hakikati vardır:

1Kalbe gelen kötü, çirkin ve tehlikeli düşünceleri, kalpten söküp atmak
2Kalp devamlı zikir üzeri olmalıdır
3Sürekli kendini kontrol altında tutmak

Bu üç husus da aynı zaman da birbirine bağlı ve birbirini tamamlayan hususlardır.

İnsanın kendini sürekli kontrol etmesi; Allah Celle Celaluhu'nun kâinatta zerrelerden kürrelere varıncaya kadar her şeyden her an haberdar olduğu, her an gördüğünü ve bilgisinde olduğunu kalbinden bir an bile çıkarmamalıdır. İşte bu yolun gayesi bu noktadır.

Bu yolun usûlü, kaidesi on iki maddede haber verilmiştir:

1Bütün varlığı yok bilmek
2Elinde bulunanı rahatlıkla, cömertçe dağıtmak
3Devamlı terk içinde olmak
4Takva sahibi olmak, amelleri takva üzere yapmak
5Her an Allah Celle Celaluhu ile olmak
6Mevlâ Teâlâ'ya her an gitmeye hazır olmak
7Kalabalıktan uzak olmak ya da buna çalışmak
8Bid'atları terk etmek
9Resûlullah'ın sünnetine uymak, sıkı sıkıya sarılmak
10Aralıksız zikir üzerinde olmak
11Noksansız bir yönelme ile Mevlâ Teâlâ'ya yönelmek,
12Mevlâ Teâlâ'ya gönülden muhabbet etmek

Bir gönül düşünün ki, ona dert, keder düşmüştür. Bu hâller gönül için büyük nimetlerdir. Gece gündüz bu nimetlerin artması için çalışılmalıdır. Bu ezelî bir sevgidir ki, gönül aynasında yansımaktadır. Bu gönül istek, arzu ve mehabetle doludur. Bu durum şunu ifade eder:

Mevlâ Teâlâ'yı isteyen, O'nun tarafından da istenecek bir dost olur. Mevlâ Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever."

Allah Teâlâ'nın muhabbetinin, kendine duyulan muhabbetin aslı olduğunu haber veriyor.

Nakşibendî yoluna gidenler, istek derdiyle gözyaşı dökenler, zâhirde halk ile olup, halkın hizmetine koşarlar. Bâtında ise, yalnız Mevlâ Teâlâ ile olurlar. Nakşibendîler, kendilerini halka, gönüllerini Hakk'a teslim ederler. Bu şekilde sessiz ve gizlice Hak Teâlâ'ya doğru giderler.

Nakşibendîlerin bedenleri insanlarla, gönülleri Mevlâ Teâlâ ile

Kulakları seste, gönülleri Hüdâ'da;

Gözleri dünya cisimlerinde, gönülleri Hak Teâlâ'da

Dilleri ile konuşurlar, gönülleri Mevlâ'da olur

Ayakları ile yürürler, kalpleri O'nun zikrindedir

Bedenleri yatakta uyku hâlinde, gönülleri Allah'ın huzurunda

Nakşibendîlerin cisimleri sebepler ile mücadele etmekte, gönülleri Mevlâ'nın muhabbeti ile coşmakta..
Menzil.net


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 09.10.2006 - 17:30 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 09.10.2006 - 17:28
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Abdulkadir-i Geylani (ksa) Hz.leri'nin Vasiyyeti

Oğlu Abdürrezzak (ra.Hz.) leri sual edince şöyle vasiyyet eyledi: Ey oğlum! Allah-ü Teala Hz.leri bize ve sana ve bütün müslümanlara tevfik (muvaffakiyet) ihsan eylesin. Sana Allah (cc) Hz.leri'nden korkmanı ve O'na taat üzere olmanı, dinimizin emir ve yasaklarına riayet etmeni ve hududunu gözetmeni vasiyyet ederim.

Ey oğlum, Allah-ü Teala Hz.leri bize, sana ve müslümanlara tevfik versin. Bizim bu tarikatımız, kitap ve sünnet üzere bina edilmiştir. Kalbin selameti, el açıklığı, cömertlik, cefa ve ezaya katlanmak ve din kardeşlerinin kusurlarını affetmek üzere kurulmuştur.
Ey oğlum! Sana vasiyyet ederim, dervişlerle beraber ol. Meşayiha hürmeti gözet. Din kardeşlerinle iyi geçin. Küçük ve büyüklere nasihat üzere ol. Dinden başka şey için kimseye düşmanlık etme.
Ey oğlum! Allah-ü Teala Hz.leri bize ve sana tevfik versin. Fakrın hakikati, senin gibi olana muhtaç olmaman, zenginliğin hakikati ise, senin gibi olandan bir şey istememendir. Tasavvuf haldir, söz değildir. Söz ile de ele geçmez. Dervişlerden, Allah (cc) Hz.leri'nden başkasına ihtiyaç duymayan birini görürsen, ona ilim ile değil, rıfk ile güler yüz, tatlı söz ve yumuşaklıkla muamele eyle. Zira ilim onu ürkütür, rıfk ise çeker ve yaklaştırır.
Ey oğlum! Allah-ü Teala Hz.leri bize sana ve müslümanlara tevfik versin. Tasavvuf (tarikat) sekiz haslet üzerine kurulmuştur: 1- Cömertlik, 2- Rıza, 3- Sabır, 4- İşaret, 5- Gurbet, 6- Yün elbise giymek, 7- Seyahat, 8- Fakirlik. Cömertlik İbrahim (as)'ın, rıza İshak (as)'ın, sabır Eyyüb (as)'ın, işaret Zekeriyya (as)'ın, gurbet Yusuf (as)'ın, yün giymek Yahya (as)'ın, seyahat İsa (as)'ın, fakirlik de Efendimiz ve Şefaatçimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) Hz.leri'nin hasletleridir.
Ey oğlum! Zenginlerle sohbetin, görüşmen izzet ile, onlara değer vermeyerek, fakirlerle görüşmen ise, kendine değer vermeyerek olsun. İhlas üzere ol. İhlas, insanların görmesini hatıra getirmeyip yaradanın daima gördüğünü unutmamaktır. Sebeplerde Allahü Teala Hz.lerine dil uzatma. Her halde Allah-ü Teala Hz.leri'nden gelene razı ve sükun üzere ol. Allah (cc) Hz.leri'nin adamlarının (Evliya) huzurunda şu üç sıfat üzere bulun: Alçak gönüllülük, iyi geçinmek ve kötülüklerden arınmış bir kalb. Hakiki yaşamak, nefsini öldürmenle olur. (Nefsini öldürmek, nefsinin arzularını haram ve zararlı isteklerini yerine getirmemek demektir.)
Yüce Allah (cc) Hz.leri şefaatlerinden Ali Himmet Nazar ve Muhabbetlerinden, Feyiz ve Bereketlerinden hususi nazar ve sevgisinden bizi ve tüm Mü'minleri ve İhvanı dini ayırıp mahrum etmesin. (AMİN)


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 10.10.2006 - 20:50 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 10.10.2006 - 20:49
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

Ahmed-er Rufâî Hazretleri'nin tasavvuf ve Tarikat anlayışı, kitap ve sünnete tabi olan bir anlayıştır. Onun ifadeleri içerisinde İslâm dini, zahir ve batını ile bir bütündür.

Kalp cesetsiz olmaz, Kalbi olmayan bir cesed ise çürür. Tasavvuf ilmi, kalbin ıslahından ibarettir. Tarikat şeriat demektir. Hakikat, Şeriata muhalefet etmez. Tasavvuf, söz konusu ettiği Tarikat, şeriatın bizatihi içinde taşıdığı mana ve hikmetlerdir. Tasavvuf, Yün hırka ve taç giymek değildir.

Tasavvuf; hüzün hırkası, sıdk tacı, tevekkül elbisesinde bürünmektedir. İnsanın kalbi haşyet, bedeni edep, nefsi........,, benliği yokluk ve dili de zikir örtüsü ile örtündüğü takdirde tasavvuf yolunda bulunmuştur.

Mükemmel sofi her halde Hz. Peygamber (a.s)'a tabi olan ve kulluk derecesini en yüksek derecede olarak benimseyen kimsedir. Kul ancak Allah'dan gayri herşeyin kulluğundan kurtulduğu ve hürriyet makamına ulaştığı vakit, mükemmel bir kul olabilir.

Tasavvuf edeptir. Bu da Peygamber'in sünnetine tabi olmakla kazanılır. Derviş olmak için cemiyet hayatından uzaklaşmak gerekmez. Müridler, dünyevi meşguliyetlerini terk etmeksizin helâl ve harama dikkat ederek gafletten uzak kalmak suretiyle Hakk yolunda ilerleyebilir. Bütün iş, kalbi temizlemek ve temiz tutmaktır. Kerametlere rağbet etme. Çünkü veliler bundan kaçınmışlardır. Müritler için ne bir noksanlıktır, ne de Allah'ın kapısından ayrılma Kalbini Rasulullah'a yönelt, şeyhin ve mürşidin vasıtalarıyla O'nun yüce kapsından yardım iste..

Karşılıksız, garazsız şeyhine hizmet et. Ona karşı son derece terbiyeli ve edepli ol. Gıyabında dahi onun şerefini koru. Kendini onun hizmetine ver, evinde hizmeti arttır. Huzurunda az konuş. Ona tanzim ve vakarla bak. Ona sakın küçümseyici bakışlarla bakmayasın. Kardeşlerine öğüt ver, kalplerini kazanmaya çalış. İnsanların arasını bul. İnsanları Allah'a yöneltmeye bak. Sadakat ve ihlasla dervişlerin yolundan gitmelerini sağla.

Kalbini Zikir ile, kalıbını da fikirle tamir edip güzelleştir. Gayen su üstünde yürümek, havada uçmak olmasın. Bunları balıklar ve kuşlar da yapıyor. Himmet kanatlarıyla sonsuzluklara uçabiliyor musun ? Sen ona bak...
Ahmed-er Rufâî hazretleri, kendisinin tevazu, zül, inkisar yoluyla matlubuna vasıl olduğunu, bunları tarikinde bir esas olarak tercih ve tespit ettiğini söylemektedir.

Menkıbeler içinde fevkalede tevazuunu gösteren örnekler vardır. Bunlardan birinde kendisine iftira, hakaret ve küfür dolu sözler sarf eden bir şeyhe karşı, 'Efendim, sizin hilminiz büyüktür, affınız geniştir. Ben neyim ki, ne kıymetim var ki bu kadar hiddete kapılıyorsunuz. Ben, sadece hizmetkarlarınızın en miskiniyim, ayaklarının tozuyum.' Şeklinde yumuşak ve mütevazi bir söz ile mukabele etmesi üzerine, Ahmed-er Rufâî Hazretleri'ni kızdıracak başka bir söz bulamayan Şeyh 'Görüyorum ki siz nefsinizden sıyrılıp çıkmışsınız. Şimdi mülk sizindir., nimet sizindir ve sizin neslinize aittir. Beni de bağışlayın' demiş ve müritleri arsına girmiştir. Bu nevi menkıbeler ve eserlerindeki ifadeler Onun şahsiyetini ve tarikat pirleri arsındaki hususiyetini gösteren çizgilerdir.

Şu nokta dikkat çekicidir ki birkaç keramet olayı istisna ondan bahseden menkıbeler daima Onun davranış ve ahlâkını, insanlarla münasebette tevazu ve hoşgörüsü ve ağırbaşlılığını anlatmaktadır. Bu özelliği ile 'Tasavvuf Güzel Ahlaktır. Tarifinin müşahhas bir örneği olarak görülmektedir.

Ahmed-er Rufâî Hazretleri, dört büyük kutuptan biridir. Abdüulkadir Geylani Hazretlerinden sonra Kutbiyet makamına yükseldiğini kaynaklar belirtmektedir. Gavsiyet ve Kutbiyet âlemi kendisine bundan önce de bir kere daha tevdi edildiği ve onun bu vazifeden af dilediği, bunun üzerine Abdulkadir Geylani'ye verildiği, O'nun ölümü üzerine tekrar kendisine tevdi edilince bu vazifeyi kabul ettiği ve onaltı sene birkaç ay bu makamda bulunduğunu ifade etmektedirler. Kendisine Ebül Alemeyn (iki sancak sahibi) künyesinin bu duruma işret olarak verildiği kaydedilmektedir.
Ekleme Tarihi: 12.10.2006 - 08:16
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:

Kalbde îmân bulunduğuna alâmet, şerîatin emrlerini seve seve yapmakdır.

Zekât niyyeti ile fakîre bir altın vermek, yüzbin altın sadaka vermekden dahâ sevâbdır. Çünki, zekât vermek, farzı yapmakdır. Zekât niyyeti olmadan verilenler ise, nâfile ibâdetdir.

Farz ibâdetin yanında nâfile ibâdetlerin hiç kıymeti yokdur. Deniz yanında, damla kadar bile değildir.

Şeytân aldatarak, farzları yapdırmıyor [kazâ nemâzlarını kıldırtmıyor], nâfile kılmağı, [nâfile hacca ve ömreye gitmeği] güzel gösteriyor. Zekât verdirmeyip, nâfile hayrları, göze güzel gösteriyor.


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 13.10.2006 - 17:00 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 13.10.2006 - 16:57
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamun Aleyküm Ve Rahmetullah...

HAYÂT BİN KAYS EL-HARRÂNÎ HAZRETLERİ

Harrân'da yetişen evliyânın büyüklerinden, âriflerin ileri gelenlerinden. Nesebi; Hayât bin Kays bin Kahhâl bin Sultan el-Ensârî el-Harrânî'dir. Urfa'ya bağlı Harrân kazasında doğup yetiştiği için "Harrânî" nisbeti ve "Şeyh-ül-Kıdve" lakabı ile meşhûr oldu. Doğum târihi hakkında, kaynaklarda bir bilgiye rastlanamamıştır. Seyid Olup ömrünün 50 senesine yakınını Harrân'da geçirmiş büyük bir velîdir. İnsanlar ve bâzı sultanlar, onu ziyâret edip duâsını alırlar, onunla berâber olmakla bereketlenirlerdi.Yüksek hâllerin ve kerâmetlerin sâhibi olup, ehliyeti, ihlâsı, iffeti yanında, dînine çok bağlı bir zât idi. Cömertliğiyle meşhûrdur. 1185 (H.581) yılında orada vefât etti. Harrân'ın dışına defnedildi. Kabri, ziyâretçilere açıktır.

Hayât bin Kays El-Harrani hazretleri büyük himmet sâhibi olup, yüksek makamlara kavuşmuştu. Keşf ve kerâmetleri, açık ve meydanda bir zât idi.Allahü teâlâya yakınlık derecesi bakımından yüksek bir mevkide bulunuyordu. Hakîkat ilimlerinde derin bilgisi vardı. Sayısız kerâmetleri yanında, hikmetlerle dolu, yüksek hakîkatleri açıklayan sözleri çoktur.

Harrân'da bir câmi yapılıp, sıra mihrâba gelince, kıble husûsunda Hayât bin Kays hazretleri ile câmiyi yapan zât arasında ihtilâf çıktı. Sonunda Hayât bin Kays ustaya: "Önüne bak, kıbleyi göreceksin!" buyurdu. O zât da, önüne baktığında Kâbe'yi karşısında gördü ve düşüp bayıldı.

Hikmetlerle dolu, kalblere tesir eden sözlerinden bâzıları şunlardır:

"Kalbinde, Allah korkusu bulundurmak ve sıddîklerin hâlleri ile hâllenmek isteyen kimse, her işinde sünnet-i seniyyeye yapışmalı, onu mutlaka yerine getirmeli ve helâl lokma yemelidir. İnsanın meleklik sıfatından mahrûm olması; haram yemesi ve Allahü teâlânın yarattıklarına eziyet etmesi sebebiyledir."

"Kalb yumuşaklığını, Allah adamı olan evliyânın sohbetlerine devâm etmekte aramalıdır. Kalb nûrunu da, sohbete olan gayreti devâm ettirmede aramalıdır."

"Sâdık talebenin alâmeti şudur: Bir ân bile, Rabbini zikretmekten, O'nu hatırlamaktan ayrılmamalı ve O'nun hakkını gözeterek, farz ve sünnetlere devâm etmeli, dünyânın geçici zevklerinin sevgisini kalbe sokmayıp atmalı ve kalbinde dâimâ cenâb-ı Hakk'ın sevgisini bulundurmalıdır"

"Haramlardan sakınmalı ve dünyâya düşkün olmamalı. Zühde, ibâdet etmek niyetiyle sarılmalı, yoksa kendisinin zühd sâhibi olduğunu gösterip, dünyâlıklara kavuşmak için onu vesîle etmemelidir."

"Muhabbet, yâni Allahü teâlâyı sevmek, mârifetin (yâni O'nu tanımanın) ve Hakk'a giden yolun en büyük nişânıdır. Bâkî, sonsuz var olan sevgiliye, muhabbet ile kavuşulur."
Ekleme Tarihi: 14.10.2006 - 22:32
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Ali Râmitenî hazretleri buyurdular ki:

"Talebenin, maksadına kavuşması için çok çalışması, nefsini terbiye etmek için çok uğraşması lâzımdır. Fakat bir yol vardır ki, nefsi itmînâna kavuşturup, rûhu kısa zamanda yüksek derecelere ulaştırır. O da; Allahü teâlânın sevgili kullarından birinin gönlünü kazanmaktır. Zîrâ, onların kalbi, Allahü teâlânın nazar ettiği yerdir."

"Hallâc-ı Mansûr k.s. zamânında, büyük mürşid Abdülhâlık Goncdüvânî hazretlerinin talebesinden birisi bulunmuş olsa idi, elbette ona imdâd edip, tasavvufun en yüksek makamlarına çıkarır idi. Hallâc-ı Mansûr da o hâllere düşmezdi."

"Allahü teâlâya hiç isyân etmediğiniz bir dille duâ ediniz ki, duânız kabûl olsun."

"Duânızı öyle bir delil araya koyarak edin ki, o günah işlememişlerden olsun. O delil, Allah dostudur. Onlara tevâzu ve sevgi gösterin ki, sizin için duâ etsinler."

"İki hâlde kendinizi sakının: Söz söylerken ve yemek yerken."

Bir gün bir kişi huzuruna gelip kalbinin dağınıklığından ve kendisini ibâdetlere tam veremediğinden bahsetti. Şeyh hazretleri şu şiiri okudular:

Birisiyle oturup kalbin toparlanmazsa,
Kalbindeki dünyâ derdini senden almazsa,
Onun ile sohbetten etmez isen teberrî,
Sana yardıma gelmez azîzândan hiçbiri.
Ekleme Tarihi: 15.10.2006 - 09:45
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamun Aleyküm Ve Rahmetullah...

MAHMÛD SÂMİnİ hazretlerİ buyurdular kİ:

Tasavvufda yol bir arı kovanına benzetilmiştir. Arı gibi gâyet muntazam çalışmak ve arı gibi bal yapmak, karıncalar gibi kanâatkâr olmak lâzımdır. Bal yapmak idrâkine eriştiğinde, bu şifâlı baldan müslüman kardeşlerine tattırmak elzemdir. Çalışanlar tadını alır. Çalışmayanları da çalıştırmak rehberin vazîfesidir. Mahlûkâtın yaratılışındaki güzellikte, ilâhî hikmetler var. Bunlar sırlarla doludur. Velîler iğnenin ufacık deliğinden Hindistan'ı seyrederler. Bu hâl ise, âlem-i misâlin altında bir hâldir. Âlem-i misâl bunun üstündedir. Resûl-i ekrem efendimizden nûrlarını alırlar ve ondan sonra vahdet sarayının ezelî ve ebedî varlığında erirler. Benliklerinden sıyrılırlar. Sırr-ı Sübhânda, mazhâr-ı lutfa ererler"
Bir şeyhde üç şeye dikkat ediniz.
1- Kendine dünyâlık verildiğinde, hoşuna gider mi?
2- Sünnetlerle amel ediyor mu? Sünnetlere ne derece uyuyor.
3- En çok neyi seviyor. Eğer dünyalıktan hoşlanıyor, sünnete ittiba etmiyor, dünyâdan bahsedip, âhiretten ve Allah'dan konuşmuyorsa, işinize yaramaz, ondan uzak olunuz.

Dünyânın ne kadar harab olduğunu benden anlayın. Bir zaman Şeyh Ali Efendi (Sebtî hazretleri) gibi bir zât-ı muhterem bu halkı Hak teâlâ hazretlerine davet ve irşad buyururlardı. Şimdi ise bu halka söz söylüyoruz. Heyhât!
"Kıyâmet günü peygamberlerin ümmetlerinin çokluğu ile iftihar ettikleri, sevindikleri gibi, biz de ihvânımızın (din kardeşi) çokluğu ile iftihâr ederiz, sakat olsalar, pek işe yaramaz halde bulunsalar bile."
Talebesi Osman Bedreddîn Efendiye buyurdu ki: "Hâfız, ne söylersen kitabdan söyle. Bunda iki fâide vardır: 1) Sen aradan çıkarsın, sana gurur gelmez. Zîrâ söylediğin söz, senin değil, başkasınındır. 2) Birisi itiraz ederse, başkasının sözü olduğu için yine senin nefsin araya girmez. Bu sûrette insana hiddet ve can sıkıntısı da gelmez. Söylediğin söz, doğru ise de, yanlış ise de, kitabın sâhibine âiddir."
"Yarın Cenâb-ı Hak, bizim adamlarımıza azab ederse, biz de üzülürüz. İnşâallah ne onlara azab edilir, ne de biz mahzûn oluruz."
Ekleme Tarihi: 16.10.2006 - 18:14
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah
Abdülganî Nablüsî hazretleri buyurdu ki: "Ehl-i sünnet îtikâdını, farzları ve haramları öğrenmek farzdır. Bunları öğretmek, kendine lâzım olandan başka fıkıh bilgilerini öğrenmek ve Kur'ân-ı kerîmin tefsîrini ve hadîs ilmini öğrenmek farz-ı kifâyedir. Fıkıh bilgileri, Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden öğrenilmesi farz olan bilgilerdir. Fıkıh kitabı okuyan mukallidler, âyetten ve hadîsden hüküm çıkarmak ihtiyâcından kurtulur. Farz-ı kifâye olanları bilen, yapan var iken, bunları öğrenmek müstehâb olur. Bunları yapmak nâfile ibâdet olur. Namaz kılacak kadar Kur'ân-ı kerîm ezberleyen kimsenin, boş zamanlarında daha çok ezberlemesi, nâfile namaz kılmasından daha çok sevâb olur. İbâdetlerinde ve günlük işlerinde lâzım olan fıkıh bilgilerini öğrenmesi ise, bundan daha çok sevâb olur. Lüzûmundan fazla fıkıh bilgilerini öğrenmek de, nâfile ibâdetlerden daha sevâbdır. Lüzûmundan fazla fıkıh bilgisi öğrenirken, tasavvuf bilgilerini ve hakîmlerin yâni Allahü teâlâya ârif olanların sözlerini ve hayatlarını öğrenmesi de müstehâb olur. Bunları okumak, kalbde ihlâsı arttırır. Derin âlimler, fıkıh bilgilerini, âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden çıkarmışlardır. Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından ve fıkıh âlimlerinden öğrenilir."

Dünya malını kalbinden atan, Allahın sevgili kulu olur.
Ekleme Tarihi: 17.10.2006 - 10:18
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

Muhyiddin-i Arabi İbn-i Abbas (r.a) Hz.' inden naklen Muaz b, Cebel rivayet ediyor :

-Bir gün Resullullah (s.a) ile beraberdik. Ensardan birinin evinde toplanmıştık.
Tam bir cemaat olmuştuk. Sohbete dalmıştık. Bu arada, dışarıdan bir ses geldi :

-Ev sahibi..... içerdekiler... Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim sizden bir dileğim var. Bunun üzerine , herkes Resullullah (s.a)efendimizin yüzüne bakmaya başladı.Orda ve her zaman büyük oydu... İzin ondan çıkacaktı. Resullullah (s.a) Efendimiz, duruma vakıf oldu ve :

-" Bu seslenen kimdir bilir misiniz?" buyurdu.... Biz hep birden şöyle dedik :

-" En iyi bilen ALLAH ve Resuludur."

Bunun üzerine Resullullah (s.a) Efendimiz :

-" O, lain iblistir. Şeytandır Allah'ın laneti onun üzerine olsun..." Buyurunca; hemen Hz. Ömer :

-" Ya Resullullah , bana izin veriniz onu öldüreyim." dedi.... Resullullah (s.a) Efendimiz bu izni vermedi; şöyle buyurdu:

-" Dur ya Ömer , biliyomusun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir... Öldürmeyi bırak." sonra şöyle buyurdu:Bundan sonrasını yani Ravi' den dinleyelim ;

Kapıyı ona açtılar. İçeri girdi ve bize göründü. Birde baktık ki, şekli şu : Bir ihtiyar. Şaşı. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru açılmış. Kafası, büyük bir fil kafası gibi. Dudakları da, bir manda dudağına benziyordu. Sonra, şöyle bir selam verdi ;

-"Selam ya Muhammed ; selam size ey cemaat-i müslimin. Onun bu selamına Resullullah (s.a) Efendimiz şu mukabelede bulundu ;

-"Selam Allah'ındır ya lain" sonra şöyle buyurdu :

"-Bir iş için geldiğini duydum; nedir o iş?" Şeytan şöyle anlattı ;

-"Benim buraya gelişim kendi arzumla olmadı. Mecburen geldim."

Resullullah (s.a) Efendimiz sordu ;

-"Nedir o mecburiyetin ?" Şeytan anlattı ;

-"İzzet sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki ; Allah-ü Taâlâ sana emir veriyor : Muhammed 'e gideceksin. Ama düşük ve zelil bir halde. Tevazu ile. Ona gideceksin ve ademoğullarını nasıl kandırdığını anlatacaksın.Onları nasıl aldattığını söyleyeceksin bir bir ona. Sonra o sana ne sorarsa doğrusunu diyeceksin."

Sonra ... Allah-ü Taâlâ buyurdu ki :

-"Söylediklerine bir yalan katarsan , doğruyu sölemezsen .... seni kül ederim ; rüzgara savurur ... Düşmanlarının önünde , seni rüsvay ederim." İşte ... böyle ; ya Muhammed , o emir üzerine sana geldim. Arzu ettiğini bana sor . Şayet bana sorduklarına doğru cevap vermezsem ;düşmanlarım benimle eğlenecek. Şu muhakkak ki , düşmanlarımın eğlencesi olmaktan daha zor bir şey yoktur. Bundan sona Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle sordu :

-"Madem ki , sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana anlat : Halk arasında en çok sevmediğin kimdir ? "

-"Şeytan şu cevabı verdi : Sensin ya Muhammed. Allah' ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmediğim kimse yoktur.Sonra senin gibi kim olabilirki?"

Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :

-"Benden sonra , en çok kimlere buğuzlusun ve sevmezsin?"Şeytan anlattı :

-"Müttaki bir gence ki ... varlığını Allah yoluna vermiştir." Bundan sonra , sual cevap aşğıdaki şekilde devam etti. Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu ; şeytan anlattı :

-"Sonra kimi sevmezsin ?"

-"Kendisini sabırlı bildiğim , şüpheli işlerden sakınan alimi ...

-"Sonra ?"

-"Temizlik işinde ... yıkadığı yerleri üç defa yıkamayı adet eden kimseyi.

-"Sonra ?"

-"Sabırlı olan bir fakiri ki ; ihtiyacını kimseye anlatmaz... Halinden şikayet etmez."

-" Peki, bu fakirin sabırlı olduğunu nerden bilirsin ?"

-"Ya Muhammed , ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa, Allah onu sabredenlerden yazmaz. Sabırlı kimselerin işi buna benzemez.Hasılı , onun sabrını ; halinden , tavrından ve şikayet etmeyişinden anlarım."

-"Sonra kim ?"

-"Şükreden zengin."

-"Peki, ama zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın ? ...

-" Onu görürsem ki , aldığını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim ki : şükreden bir zengindir."

Resullullah (s.a.) Efendimiz bu defa mevzuu değiştirdi ve ona başka bir sual sordu :

-" Peki, ümmetim namaza kalkınca , senin halin nice olur? .."

-" Ya Muhammed, beni bir sıtma tutar . Titrerim."

-"Neden böyle olursun ; ya lain ? .. "

-"Çünkü bir kul , Allah için secde edince bir derece yükselir."

-"Peki ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun ?..."

-"O zaman da bağlanırım. Taa, onlar iftar edinceye kadar. "

-"Peki ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun ? "

-"O zaman da çıldırırım."

-"Peki, ya Kur'an okudukları zaman nasıl olursun ? .."

-"O zaman da, eririm. Tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm."

-"Peki ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır ? .."

-"Ha, işte.. o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren , bir testere alır eline , ve beni ikiye böler."

Resullullah (s.a.) Efendimiz sebebini sordu :

-"Neden öyle testere ile ikiye biçilirsin, ya Ebamürre ? "

Bunun üzerine iblis :

-"Onu da anlatayım .. Dedikten sonra anlatmaya başladı : Çünkü sadakada dört güzellik vardır. Şöyle ki ; 1 - Allah-ü Teala, sadaka verenin malına bereket ihsan eyler. 2 - O , sadaka veren kimseyi halkına sevdirir. 3 - Allah-ü Teala, onun verdiği sadakayı , cehennemle arasında bir perde yapar. 4 - Allah-ü Teala, belayı sıkıntıyı ve ahları ondan defeder."

Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ashabı hakkında bazı sorular sordu :

-"Ebubekir için ne dersin ?"

-"İblis ise şu cevabı verdi : O bana cahiliyet devrinde bile itaat etmedi... İslam'a girdikten sonra nasıl bana itaat eder ?"

-"Peki, Ömer b. Hattab için ne dersin ? .. "

-"İblis ona da şu cevabı verdi : Allah'a yemin ederim ki ; her gördüğüm yerde ondan kaçarım. "

-"Peki , Osman b. Affan için ne dersin ? "

-"Ondan utanırım ... hem de çok ... Nasıl ki , Rahman' ın melekleri de ondan utanırlar.."

-"Peki, Ali b. Ebutalib için ne dersin ? "

İblis onun için de şöyle dedi :

-" Ah onun elinden bir kurtulsam... O, kendi başına kalsa ; ben kendi başıma kalsam... O beni bıraksa.... ben de onu bıraksam .. Ben onu bırakırım ; ama o beni bırakmaz. "

Resullullah (s.a.) Efendimiz , yukarıdaki soruları sorduktan ve şeytanın verdiği cevaplar kısmen bittikten sonra , şöyle buyurdu :

-"Ümmetime saadet ihsan eden ; seni taa, belli bir vakte kadar şaki kılan Allah'a hamd olsun. "

Resullullah (s.a.) Efendimiz ' in o cümlesini duyan lain iblis şöyle dedi :

-"Heyhat, heyhat... Ümmetin saadeti nerede ? Ben , o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın ?.. Ben , onların kan mecralarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar , benim bu halimi göremez ve bilemezler. Beni yaradan ve baas gününe kadar bana mühlet veren Allah'a yemin ederim ki: Onların tümünü azdırırım. Cahillerini ve alimlerini ... Ümmilerini ve okumuşlarını ... Facirlerini ve abidlerini ... Hasılı, bunların hiçbiri elimden kurtulamaz. Fakat , Allah'ın halis kullarını ... Evet, bunları azdıramam."

Bunun üzerine Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :

-"Sana göre ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir ? "

Bu suale İblis şu cevabı verdi :

-"Bilmez misin ? ya Muhammed , bir kimse ki , dirhemini ve dinarını sever ... O Allah için bir ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi görürsem ki ; dirhemini dinarını sevmez ; övülmekten, medhedilmekten hoşlanmaz.. bilirim ki o : ihlâs sahibidir... Hemen onu bırakır kaçarım. Bir kul malı ve övülmeyi sevdiği süre , kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı müddet , o size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok itaat edendir. Bilmez misin ki : mal sevgisi , büyük günahların en büyüğüdür. Bilmez misin ki ya Muhammed , baş olma sevgisi yine büyük günahların en büyükleri arasındadır." İblis anlatmaya devam etti :

-"Ya Muhammed , bilmez misin ? ... Benim yetmiş bin tane çocuğum var. Bunların her birini bir başka yere tayin etmişimdir. Sonra ... o her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır. Onların bir kısmını ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere yolladım.Bir kısmını da , meşayihe saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim. Gençlere gelince , aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz. Çocuklara gelince ... onlarla da , bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar. Bizimkilerin bir kısmını da abidlerin başına dert ettim. Bir kısmını da zahidlerin. Onlar bunların yanına girer.; halden hale sokarlar. Bir tepeden öbürüne ... hep dolaştırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki ;başlarlar, sebeplerden herhangi birine sövmeye... İşte ... böylece , onlardan ihlası alırım. Onlar bu halleri ile yaptıkları ibadeti, ihlassız yaparlar gayrı .. Ama , bu hallerin farkında olmazlar. "

İblis, bundan sonra , aldattığı bir rahibin hikayesini anlatmaya geçti. Ve şöyle dedi :

-"Bilmez misin ; ya Muhammed, Rahip Borsisa : tam yetmiş yıl ihlas ile Allah ' a ibadet etti. Bu ibadetleri sonucunda ona öyle bir hal ihsan edilmişti ki ; Her dua ettiği hasta , duası ve bereketi ile şifayap oluyordu. Onun peşine takıldım. Zina etti. Katil oldu. Sonunda da küfre girdi. Bu o kimsedir ki ; Allah-ü Teala aziz kitabında , ona şöyle anlatır : << .... Şeytan hali gibidir ki ; o insana : &#8211; Kafir ol .. Dedi. Vaktaki o kafir oldu. : bu defa ona şöyle dedi : Ben senden uzağım . . Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 18.10.2006 - 09:13 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 18.10.2006 - 09:09
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

Gerek Allah'ın (cc) veli kulların, gerek ulemanın ve gerekse mütteki, sofi, salih ve fazilet sahibi kimselerin ellerini öpmek ve onları gördükçe de hemen ayağa kalkmak suretiyle selamlamak hürmet ve saygı göstermek İslam edeblerindendir. Bunların sünnetten olduğu hadis kitaplarında zikredilmiştir.
İbni Abidin (RA) Vehbaniye adlı eserinde, buna caiz ve belki de mendubdur demiştir. Gelen bir kimse için ayağa kalkarak buyurunuz demek lüzumuna da işaret buyurmuş, hatta diğer bir kitabında ise, camide oturan bir kimsenin bile, gelen bir alime tazimen ve hatta Kuran okuyan bir hafıza, gelen bir ziyaretçiye tazimen ayağa kalkması mekruh olmaz denilmiştir.[1]

İnsanın evliya ve salih kimseleri ziyaretten uzak kalmaması gerekir. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri yağmur damlaları ile yeri diriltip canlandırdığı gibi, böyle zatlar hürmetine de ölü kalbleri diriltir. Katı gönüller onların vasıtası ile yumuşar, zor işler kolaylaşır. Zira onlar, Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin kapısında, O'nun (CC) rızası üzerinde bulunan kimselerdir. Onlara gelen geri çevrilmez. Onlarla (evliya ile) beraber olan, onlarla tanışan ve onların sevgisini kazanan kimse asla zarara uğramaz. Çünkü onlar, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri'nin kul­larına açılmış olan rahmet kapıları gibidirler. Böyle salih ve evliya bulununca onların bereketinden istifade etmeyi ganimet bilmelidir. Onları görmek nimeti ile şereflenen kimselerde anlayış ve zihin açıklığı hasıl olur. Bu vesile ile evliyanın dergahına varıp zatına intisab edip sık sık ziyaretine gidip nasibini almalıdır. Çünkü evliya eli elden ele Yüce Allah (CC) Hz.lerine gider. Ve evliyanın sözleri Yüce Allah (CC) Hz.lerinin ve O'nun (CC) Resulü Nebiler Nebisi (SAV) Efendimizin mübarek sözleridir. Talib olanlar bunlardan mahrum kalmamalıdırlar.

[1] Şerhul Buhari İbni Hacer El-Askalani Cild2 S.48

Vasıl olarak kalben bağlılık, Resulullah (sav) Efendimiz'e yapılır. Ancak insanlara doğru yolu göstermekle memur olan Allah-ü Teala (cc) Hz.leri'nin veli kullarına bağlanmanın caiz olduğuna da hiç şüphe yoktur.

Çünkü onlar Resülullah (SAV) Efendimizin gerçek varisleri ve vekilleridirler. Biz, Resülullah (SAV) Efendimizin varisi ve vekilleri olan bu mübarek zatları sevmekle de emrolunduk. Bu büyük zatlar, davet, irşad ve insanları terbiye hususunda, Resülullah (SAV) Efendimizin yaptığı vazifeyi yapmaktadırlar. Onlar kıyamete kadar bu hususta Resülullah (SAV) Efendimizin vekilleridirler.



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 18.10.2006 - 18:27 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 18.10.2006 - 18:25
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Allah (cc) Hz.leri'nin veli kulları, bölük bölüktür. Kimileri kendinden haberdar, kimileri ise, Allah (cc) Hz.leri'nin sevdiği bir kulu, veli bir kulu olduğunun farkında bile değildir.
Allah (CC) Hz.lerinin veli kulları dört gruba ayrılır:

1. Hem kendileri hem de halk tarafından veli oldukları bilinen evliyalar. Allah (CC) Hz.leri onlara velayet sınırının son noktasını ihsan etmiş ve kendilerine marifetini vermiştir. Ancak onları irşad mertebesinin tamamını da ihsan ettiğinden geri göndererek halkı irşad etmekle görevlendirmiştir. Bunlara Ahasül Havas denir.

2. Veli olduklarını ne kendileri ne de halkın bildiği velilerdir. Onları her yönleriyle sadece Allah (CC) Hz.leri bilir. Bunlar Allah (CC) Hz.lerinin Velilerim benim bilgim altındadırlar, onları benden başka kimse bilmez buyurduğu guruptandırlar. Bunlara Has denir.

3. Kendilerinin veli olduğunu bilmelerine rağmen halkın veliliklerinden haberdar olmadığı evliyalardır. Bunlar arasında alimleri, abdalları sayabiliriz. Bu grubun dünya üzerindeki sayısı 347 dir. Eğer onlardan birisi eksilirse, geride kalanlar salih müminlerden birini onun yerine getirirler. Halk, onların kim olduğunu bilmeden sadece üçler, yediler, kırklar, der.

4. Bu gruba girenler ise halk tarafından veli olarak tanındıkları halde kendilerinin böyle bir şeyden haberleri yoktur. Yani velilikleri halka açık, kendilerine de gizlidir.[1]

Ey benim sadık kardeşim! Bilesin ki Hak (CC) yoluna revan olacak herkese bir Mürşid-i Kamil şüphesiz gereklidir. Bir kimse Allah (CC) Hz.lerini sevmezse, O na (CC) talib de olamaz. Onun için Mürşidler, kişiye Allah (CC) Hz.lerini sevdirirler demişlerdir. Talib (taleb eden) Allah (CC) Hz.lerini gereğince sevdikten sonra Allah (CC) Hz.lerine de o Talibi sevdirirler. Yüce Allah (CC) Hz.leri buyurur ki: O emin kimseler, Allah (CC) katında derece derecedirler.[2]

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, biz aciz kullarını cümlesinin himmetlerinden, hayır dualarından ve güzelliklerinden ayırmasın. (AMİN!)

[1] Müzekkin Nüfus S.300

[2] Al-i İmran S. A.163



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 19.10.2006 - 18:20 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 19.10.2006 - 18:18
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I ALİ (KV) HZ.LERİ'NİN ŞEHADETİağlar

Şehadeti: Hicri: 40. Miladi: 642

İbn-i Mülcem hediye yolu ile İmam-ı Ali (KV) Hz.lerine kılıcı sundukta İmam-ı Ali (KV) Hz.leri kabul etmedi. İbni Mülcem: Niye kabul etmedin? diye sorduğunda İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: Ey İbn-i Mülcem! Senden bu kılıcı almak nasıl mümkün olur ki? Senin muradın bu kılıçla hasıl olacak ve beni bu kılıçla öldüreceksin. diye yanıt verdiğinde

İbn-i Mülcem: Haşaki hazretinize karşı nasıl yaparım? deyip titremeye başladı. Ey Emirel müminin! elimi kessinler ki benden sana, zarar gelmesin. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri cevap verdi: Suç işlemeden evvel kısas yapılmaz.

Nihayet Kuttamenin büyük vaadlerine kapılan İbn-i Mülcem, Bu galiba bir kader işidir diye İmam-ı Ali (KV) Hz.lerini öldürmeyi kabul edip fırsat kollamaya başlar. Zira İmam-ı Ali (KV) Hz.leri namaz kılarken kendinden geçiyor, onun için İbn-i Mülcem namazda iken fırsat kolluyordu. Nihayet Hz. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri mescide geldi ve namazla meşgul oldu. İbn-i Mülcem fırsat bulup birinci secdeden baş kaldırmadan mübarek başına zehirli kılıcıyla vurdu. Hz. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri bu darbeyi alınca Kabe'nin sahibi hakkı için gamdan kurtuldum dedi. Bahtsız İbn-i Mülcem firar etti. Nihayet yakaladılar. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: Sebep ne idi, evlatlarımı yetim bırakıp keder eriştirdin? diye sordu. İbn-i Mülcem: Ya Emir! Allah'ın takdir ettiği şey olur. dedi. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: Bu adamı hapsedin. Ben hayatta bulundukça eziyel etmeyin, ycdirin içirin. Eğer kurtulursam mesele yok. Şayet kurtulamazsam o bana bir defa vurdu, sizde ona bir defa vurun ve ey ciğer köselerim beni doğuya çevirin dedi. Ey sadık güneş! Şimdiye kadar üstüme doğmadın ve beni gafil bulmadın, her zaman seni ben karşıladım dedi. Vasiyetini yazıp Ümmü Gülsüme (RA): Kızım kapıyı kapat! dedi. Ümnıü Gülsüm odanın kapısını kapadı. İmam-ı Hasan (RA) ve İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.leri dışarıda ağlıyorlardı. Bu sırada odadan (Lailaheillallah) sözünü duydular. Odaya girince gördüler ki, babaları beka alemine gitmiş. Vasiyetinde Beni tabuta koyup garibeyn diye anılan yere götürün. Orada zümrüt renkli taş vardır benim gömüleceğim yer bu taşı altıdır dedi ve oraya defnettiler. Diğer bir rivayette ise İmamı Ali (KV) Hz.leri kendini yıkadı, tabuta koydu ve deve ile sır oldu. Küfede şehit edildiği caminin yanında namazı kılınarak defnedilmiştir Yüce Allah (CC) Hz.leri şefaatini nasib etsin. (AMİN) En iyisini Yüce Allah (CC) Hz.leri bilir. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri Hicri 40 (M.642) senesinde Küfede şehid edildi. -1-

Allah (CC) Hz.leri bizleri O nun (KV) yolundan ayırmasın ve bizleri O nun (KV) sevgisiyle gönlümüzü şerefyap kılsın. (AMİN)


-1- Saadete Ermişlerin Bahçesi

HAK TEALA İmam-ı Ali (r.a.) den rahmetini mağfiretini eksik etmesin Mekanını Cennet Eylesin...gül



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 20.10.2006 - 18:20 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 20.10.2006 - 18:17
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah


İMAM-I ALİ (KV) HZ.LERİ'NİN HİKMETLİ SÖZLERİ gül

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri şöyle buyurdu:

Kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz, kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız. Dünya bir cifedir, leştir. Ondan birşey isteyen köpeklerle dolaşmaya dayanıklı olmalı.

Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.lerine yemin ederim ki, beni yalnız mümin sever ve bana yalnız münafık buğz eder. İnsanın yaşlanıp ölmesi, küçükken ölüp hesapsız cennete girmesinden daha hayırlıdır.

Tembellik insanı vaktinden evvel yıpratır.

Allah-ü Teâlâ'yı (CC) insanların en çok bileni Kelime-i Tevhide ve onun şanına en fazla tazim eden ve hürmet gösterenlerdir.- 1-

Kul ümidini yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır. İnsanlar arasında, Allah (CC) Hz.lerini en iyi bilen, onu çok sevendir. Tam tazim edendir.

Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin hevasına uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi Hak yoldan alıkoyar, ikincisi ise Ahireti unutturur. Takva hataya devamı bırakmak, aldanmamaktır, ilimsiz yapılan ibadette, anlayış vermeyen ilimde, tefekküre götürmeyen Kur'an-ı kerim okumakta hayır yoktur.

Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Kendinize Allah (CC) Hz.leri yolunda kardeşler edininiz. Çünkü onlar dünya için de, ahiret için de lâzımdır.

Bir kul, Allah (CC) Hz.leri yolunda yeni bir kardeş edindimi, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri de cennette onun için bir derece ihdas eder. Ahir zamanda bir mümin halk arasında adını unutturmadıkça rahat edemeyecektir.

Sizin hayırlınız günahına gerçekten çok tevbe edenlerdir. Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.

Hayra niyet edince acele et ki, nefsin seni yenip te caydırmasın. Dünya hayatı kimseye baki değildir. Şiddeti de nimeti de geçicidir.

İki şey aklı ve tedbiri bozar. Biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edeb gîbi biras, ilim gibi şeref olmaz. Danışmadan (İstişare etmeden) doğruya ulaşılamaz.

Öksüzü ağlatmak zulümdür. -2 -

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri şöyle buyurur: Allah (CC) Hz.leri zikredildiği yerde, Kuran okunduğu zaman, ilâhi tecelli iner. Ama bu tecelli görünmez. O, görünmekten yana münezzehtir. Tek olan Allah (CC) Hz.lerine yöneliniz. O'nun zikriyle olunuz. İnsanlara inen bela ve hidayet için mutlaka Allah (CC) Hz.lerinin kitabında bir işaret vardır. Bunu anlamak için daima Kur'an okuyunuz ve Allah (CC) Hz.lerini çok zikrediniz. Allah (CC) Hz.lerini anmak (zikretmek) ruhun gıdasıdır. O'nu övmek ruhun içkisidir. O'ndan utanmak, ruhun örtüsüdür. Tad arayanlar O'nun zikrinden daha tatlı bir şey bulamazlar. Şunu iyi bil ki, sevgiliyi anmak, (zikretmek) başkalarını unutmak sayılır. Bir kimsenin işi Allah'ın (CC) zikri olunca başkalarını unutur. Allah (CC) Hz.lerinin hikmetli işlerini düşünerek hoş olmaya bakar. Allah (CC) Hz.leri&#nin cemal sıfatının güzelliği önünde varlığı söner ve O'nun iyilik denizinde yok olur. -3-


- 1 - Onların Alemi S. 132
- 2 -İslam Ansiklopedisi 1.C. S.112
- 3 -Onların Alemi S.205



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 21.10.2006 - 17:55 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 21.10.2006 - 17:52
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

Oniki İmam (ra) Efendilerimiz, İslam dininin, Allah (cc) Hz.leri'nin emir ve yasaklarının günümüze ulaşmasında çok önemli rol oynamışlardır. Takva-Tasavvuf yolunu gönüllere nakşetmişler, insanlara daima Allah (cc) Hz.leri'nin sevgisini aşılamışlardır.

Hiç şüphesiz Oniki İmam (ra) Efendilerimiz, birer mum gibi insanlara ışık olmuşlar ve kendilerini bu uğurda adayarak adeta birer mum gibi erimişlerdir. Ahkam-ı kuranı insanlara aktarmada gayretli olmuşlar ve Allah'ın (cc) emirlerini insanlara aktarmışlardır.

Hz. Resul (sav) Efendimiz'in soyu, Ehl-i Beyti'nin (RA) devamı olan Oniki İmam (ra) Efendilerimiz, her an gözü yaşlı olmuş, Resul (sav) Efendimiz'e daima selat-u selam getirmiş, Allah (cc) Hz.leri'nin mübarek isimlerini zikretmiş ve devamlı "Bizi affet YA RABBİ" diye dua ve niyazda bulunmuşlardır...

HAK TEALA cümlesinden Razı olsun İnşallah biz razıyız İnşallah onlarda bizden razı olur. Mekanları Cennet olsun ALLAH c.c. bizede komşu olmayı nasip etsin İnşallah...gül
Ekleme Tarihi: 22.10.2006 - 11:53
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

Sekizinci İmâm İmâm Ali Rızâ

İmâm Ali Rızâ, Oniki İmamın sekizincisidir. İmam Musa Kazımın oğlu, Muhammed Cevad Takinin babasıdır. 770 (H. 153) senesi Rebiülahir ayının onbirinde Medine-i münevverede dünyaya geldi. 818 (H. 203) senesi ramazan ayının yirmibirinde İranda Meşhed (Tus) şehrinde vefat etti. Namazını Halîfe Memûn kıldırdı...

Muhtaçların sığınağı idi...
İbrâhim ibni Abbâs diyor ki: İmâm-ı Ali Rızâ öyle büyük âlim idi ki, hangi ilimden olursa olsun, sorulan her meseleye çok güzel cevaplar verirdi. Halîfe Memûn, kendisine çok suâl sorar, verdiği cevaplara hayrân kalırdı. Hazret-i İmâm, az uyur, çok namaz kılar ve çok oruç tutardı. Muhtaçları arayıp bulur, onlara yardım ederdi. Bir hasır üzerinde oturur, yatacağı zaman da o hasır üzerinde yatardı. Her işinde Allahü teâlâya karşı tam bir teslimiyet ve tevekkül üzere idi. Yüzüğünün taşında; Hasbiyallah=Allahü teâlâ bana kâfidir yazılı idi...
Halîfe Memûn, İmâm-ı Ali Rızâ hazretlerini çok sever ve sayardı. Kızını nikâh edip, İmâmı kendine dâmâd yaptı. Yerine halîfe olmasını emir ve îlân edip, paralara ismini yazdırdı. Fakat, İmâm önce vefât etti. Bâyezîd-i Bistâmî ve Marûf-i Kerhî hazretleri İmâmın sohbeti ile şereflenip kemâle gelip, yüksek derecelere ulaştılar.
İmâmlığı, tasavvufta rehberliği yâni Kurân-ı kerîmin mânevî hükümlerine kavuşturma vazîfesi, bunu kalplere yerleştirmek, tasavvuf hâllerine ve derecelerine ulaştırma vazîfesi vefâtına kadar sürdü

Halife Memun da görür!
Ebüssalt anlatır:
Vefatına yakın bana buyurdu ki: Yakında burada bana bir kabir kazacaklar. Kabrimi derin kazın ve lahd yapın. Allahü teala kabri dilediği kadar genişletir. Sonra bir yaşlık görülür. O zaman sen kabre bakarak, sana şu söyleyeceğim sözleri söyle. Bunu üzerine bir su çıkar, kabir su ile dolar. Ufak balıklar görünür. Şu ekmeği al. Ufak ufak doğrayıp balıklara at. Onlar bu ekmeğin hepsini yerler. Sonra bir balık çıkar ve küçük balıkları yiyip kaybolur. O zaman cesedimi su içine koyun. O esnada, sana söyleyeceğim sözleri söyleyince su azalır ve hiç kalmaz. Halife Memun da bunu görür.



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 23.10.2006 - 17:40 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 23.10.2006 - 17:38
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

İMAM-I HÜSEYİN (RA) HZ.LERİ gül gül gül

Eshab-ı Kiram'dan Dıhye (RA) Hz.leri devamlı ticaret için sefere gider gelirdi. Çok güzel yüzlü idi. Cebrail (AS) çok defa Resûlüllüh (SAV) Efendimizin huzuruna Dıhye (RA) Hz.lerinin şeklinde gelirdi. Bir gün Cebrail (AS) Fahri Âlem (SAV) Efendimizin huzurunda bulunuyordu. O zaman henüz küçük olan İmam-ı Hasan (RA) Hz.leri ve İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.lerinden biri Cebrail (AS)'ı gördü. Hemen kardeşinin yanına koşarak: Dıhye (RA) dedemizin yanında oturuyor, haydi gidelim. dedi. Koşup mescide geldiler. Cebrail (AS)'ın dizlerine oturdular. Ellerini Cebrail (AS)'ın koynuna soktular.

Resûlüllah (SAV) Efendimiz torunlarının bu halini görünce hicab edip, mani olmak istedi. Cebrail (AS) Resûlüllah'ın (SAV) Efendimizin mahcup olduğunu görünce dedi ki: Ya Resûlüllah! Niçin sıkılıyorsunuz? Fatıma (RA) teheccüt namazını kılarken Hak Teâlâ (CC) Hz.leri beni gönderirdi. Ben de bunların beşiklerini sallardım. Fatıma (RA) rahatça namazını kılardı. Çocukların bu hareketini bana karşı edepsizlik sanmayın. Bazan da bunların anneleri namazdan sonra uyurken bunlar ağlardı. Hak Teâlâ (CC) Hz.leri yine beni gönderir, anneleri uyanmasın diye beşiklerini sallardım, ağlamazlardı. Bunların yanıma gelip, ellerini koynuma sokmalarında bir mahzur yoktur. dedi.

Resûlüllah (SAV) Efendimiz: Ey kardeşim Cebrail (AS). Şimdi birşey yapmadılar, daha ileri giderler endişesi ile mani oldum. Çünkü, esbabımdan Dıhye (RA) isminde birisi vardır. Çok kere sefere çıkar. Her dönüşünde bunlara hediyeler getirir. Sizi Dıhye (RA) zannedip ellerini koynunuza soktular. buyurdu. Cebrail (AS): Ya Rabbi! Beni habibinin (SAV) yanında utandırma. diye dua etti. Cebraile (AS): Oturduğun yerde gözlerini kapa elini cennete sok, eline ne gelirse al. diye hitap geldi. Cebrail (AS) ellerini cennete saldı. Bir yeşil salkım üzüm, bir kırmızı nar eline geldi. İmam-ı Hasan (RA) Hz.leri üzüm, İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.leri de narı aldı. Bunları yerlerken bir dilenci geldi. Ey Ehli beyt, o üzüm ve nardan bana da verir misiniz? diye sordu. Resûlüllah (SAV) Efendimiz vermek istediğinde Cebrail (AS) mani oldu: Ya Resûlallah! O dilenci şeytandır. Cennet meyvaları ona haram iken hile ile yemek istedi. buyurdu.


Bir gün Resûlüllah (SAV) Efendimiz, İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.leri ile oğlu İbrahim (RA) Hz.lerini dizlerine oturttu. Cebrail (AS) gelip: Ya Resûlallah (SAV)! Hak Teâlâ (CC) Hz.leri bu ikisinden birini alacaktır. Sen birini seç! dedi. Nebiler Nebisi: Eğer Hüseyin (RA) vefat ederse, benim canım yandığı gibi, Alinin (RA) ve Fatımanın (RA) da canları yanar. Eğer İbrahim (RA) giderse, en çok ben üzülürüm. Benim üzüntümü, onların üzüntüsüne tercih ediyorum. buyurdular. Üç gün sonra oğulları İbrahim (RA) vefat etti. İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.leri Resûlüllah (SAV) Efendimizin yanına her gelişinde onu öper ve: Selamet ve Saadet o kimseye ki, oğlum İbrahimi (RA) ona feda ettim. buyurdu.

İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.lerinin ilk çocukluğu Resûlüllah (SAV) Efendimizin derin sevgi ve şefkati içinde geçti. Ancak bu hal çok sürmedi. İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.leri bundan sonra ilmini ve edebini babasının yanında tamamladı. -2-

Âlemlerin Efendisi Nebiler Nebisi (SAV) bir gün İmam-ı Hasan (RA) Hz.leri ile, İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.lerinin ellerinden tutarak oradakilere hitaben buyurdu ki: Bir kimse beni, bu iki çocuğu ve bunların babasını ve anasını severse, kıyamet günü benimle beraber bulunacaktır. -3-

[2] İslam Ansiklopedisi 1.Cilt S.150

[3] Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin S.34; İmam-ı Ali (KV) Hz.lerinin rivayet E.H.Ş


AH KERBELA AH canımızdan can aldın....

:(ağlar



Bu mesaj 2 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 24.10.2006 - 20:14 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 24.10.2006 - 20:11
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.~Sniper~. su an offline .~Sniper~.  

1230 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 29.01.2006
En Son On: 04.04.2007 - 22:42
Cinsiyeti: ----- 
gül..

forumlardan bir seyler öğrenmek isteyenler var ise sizin bütün eklemelerinizi gözden geçirmeli..
Allah c.c.razı olsun. amin..

vesselam

Ekleme Tarihi: 24.10.2006 - 20:20
Bu mesajı bildir   .~Sniper~. üyenin diğer mesajları .~Sniper~.`in Profili .~Sniper~. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

HAK TEALA sizden de razı olsun güzel kardeşim. Elimizden geldiğince kendi küçük dünyamızda küçük bir hizmet yapmaya çalışıyoruz. ALLAH c.c. okuyandan da okuduğunu uygulayandan da ALLAH c.c. razı olsun İnşallah... gül
Ekleme Tarihi: 24.10.2006 - 20:36
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
khayr su an offline khayr  
Tasavvuf

206 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 23.08.2006
En Son On: 02.09.2009 - 23:29
Cinsiyeti: Bayan 
Havz-i Kevser kardeşim Rabbim sizden bin kere razı olsun. Hizmetinizin tesirini halk eylesin inşaallah... Son eklemenizi okuduğumda, o iki cihan serverinin ümmeti olmakla ne kadar şanslı ve şerefyâr olduğumuzu bir kere daha müşahede ettim. Rabbim kendi rızasından ve habibinin şefaatinden bizleri mahrum eylemesin, ahirete iman ile göçenlerden eylesin cümlemizi inşaallah... AMİN!!!

:(ağlarağlar
Ekleme Tarihi: 24.10.2006 - 21:05
Bu mesajı bildir   khayr üyenin diğer mesajları khayr`in Profili khayr Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

ALLAH c.c. razı olsun güzel kardeşlerim bu güzel dualarınız bize yeterde artar. Efendimiz Aleyhisselatı Vesselam Efendimizin Ümmet-i olmak ne büyük şereftir. Anam Babam feda olsun iki cihan nuruna...


:(ağlarağlar
Ekleme Tarihi: 24.10.2006 - 21:12
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Şeyh Abdülkuddûs hazretleri oğluna yazdığı bir mektubunda şöyle nasîhat etti:

"Vaktin kıymetini bil! Gece ve gündüz ilim öğrenmeye çalış! Her zaman abdestli bulun! Beş vakit namazı sünnetleri ile ve ta'dîl-i erkân ile, huzûr ve huşû ile, Allahü teâlâyı görür şekilde ve Peygamberimizin bildirdiği gibi kılmağa çalış! Bunları yapınca, dünyâda ve âhirette sayısız nîmetlere kavuşursun. İlim öğrenmek, ibâdet yapmak içindir. Kıyâmet günü, işten sorulacak, çok ilim öğrendin mi diye sorulmayacaktır. İş ve ibâdet de, ihlâs elde etmek içindir. Her şeyi Allahü teâlânın rızâsı için yapmak olan ihlâs da, hakîkî mâbûd ve kayıtsız şartsız var olan Allahü teâlâyı sevmek içindir."

Ekleme Tarihi: 25.10.2006 - 11:14
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

İMAM-I ZEYNEL ABİDİN (RA) HZ.LERİ gül

Tabiinin büyüklerinden ve Oniki İmamın dördüncüsü. Hicret-i Nebeviyyenin 46. ve (M. 666) senesi, Şaban-ı Şerifin onbeşinci perşembe günü Medine-i Münvverede doğmuştur. İsmi Ali bin Hüseyin B. Ali B. Ebi Talib'dir (RA). Lakabları Zeynel Abidin. Babası İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.leri, annesi Acem Padişahının kızı Şehri Banudur. Her gece bin rekat namaz kılmaya devam ettiğinden ismi şerifleri Zeynel Abidin namiyle iştihar etmiştir. İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.lerinin oğlu olup bütün zürriyeti bundan vücuda gelmiştir. Diğer oğullarının nesli kesiktir. Zikir ve tarikat usulünü babası İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.lerinden alıp Zahir ve Batın ilimlerinde rabbani bir âlim olmuştur. Her hususta mahir olduğundan kendisi hakkında tabiunun büyüklerinden olan İmam-ı Zahidi (Allah ona Rahmet etsin) Ondan daha fakih görmedim. demiştir. Birçok duaları, Cami Sahife-i Kamile adında bir eseri vardır. Bidayeti hallerindeki münacatı alimler ve sofiler arasında meşhurdur. Fazlı ve kemali bahir çok kerametleri vardır. İmamlığı yani tasavvufta insanlara feyz vermesi doğru yola kavuşturması otuzdört sene sürmüştür. Hadis Fıkıh ve Tasavvuf ilminde alimdir. Eshab-ı Kiram'dan çoğunu görmüştür. Şeriatı Ahmediyye ve Tarikatı Muhammediyye üzre İlâ-i Kelimetullah eylemiştir.
Kerbelada İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.leri şehit edilir edilmez ehli beyt çadırları Yezidin ordusu tarafından ateşe verilip eşyaları yağma edildikten sonra kadın ve kızlar çıplak develere bindirilip Şama götürülmek üzere yola çıkarıldılar. İmam-ı Hüseyin (RA) Efendimizin mübarek başı Şama getirildikten sonra Şam ve Medine'de defnedilmiş, fakat bilahare İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.leri, babasının o mübarek kesik başını kerbelaya gönderip orada bedeninin yanında gömdürmüştür.


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 26.10.2006 - 18:11 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 26.10.2006 - 18:09
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 
İnsan iki alemi bünyesinde birleştirir. Madde ve mana alemi.

Her bir alemin kendisine has rızkı ve hayat şekli vardır.

Maddî rızıklar gibi manevî rızıklar da kullara bir vesile ile ulaştırılır.

Allahu Teala'nın dünya hayatında hükmü böyle cerayan eder.

Maddi rızıkları biliyoruz.

Manevî rızıkların başında iman, hidayet, ilim, ilahi muhabbet, zikir, nur ve feyiz gelmektedir.

Kalbin, ruhun, nefsin, aklın, sırrın, vicdanın alması gereken manevî rızıklar vardır.

Ayrıca bu manevî cevherlerin ayrı ayrı vazifeleri vardır. Çünkü insanın bir yönü mülk aleminin şartlarına göre yaratılmıştır. Diğer yönü ise melekût aleminin özelliklerini taşır.

Mülk alemi, dünya ve içindeki hayat şartlarıdır. Yani beş duyu ile yaşadığımız alemdir.

Melekût alemi, gözle görülmeyen gayb ve sır alemidir.

Melekler, gökler, ruhlar, Arş-ı Azam, Kürsi ve Yüce Allah'ın gözlerden gizlediği diğer alemler melekût alemini oluşturur.

Bedenimiz mülk, kalbimiz melekut alemiyle irtibat kurmak için bize verilmiştir.

İnsan kalbi, Yüce Allah ile irtibat kurmak için yaratılmıştır.

İnsan, kalbi ile gayb alemine adım atabilir.

Ruhu ile o alemde dolaşabilir.

İnsan özel bir terbiye ile meleklerin arasına girebilir. Yüce Allah'ın huzurunda sevilip kabul görebilir.

İnsan oğlu, bedeniyle yerde, ruhu ve kalbiyle gökte bulunabilir.

Kısaca insan kendisini aşabilir ve Yüce Rabbine ulaşabilir.

O'nun varlığını sadece nakil ve akılla değil, kalbi, ruhu, vicdanı, sırrı ve diğer latifeleriyle anlayabilir.

Buna arifler müşahede derler, vuslat ismini verirler.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v) kalbin bu derece ilim, irfan ve nura ulaşmasını "İhsan hâli" diye tanıtır.

Bu hâli biz de yaşayabiliriz.

Çünkü erkek-kadın her insan onlara davet edilmiştir.

Kısaca Yüce Rabbimiz: "Benden geldiniz, bana döneceksiniz. Siz benden vazgeçip nereye giriyorsunuz? Bana gelin, cennetime koşun!" diyor,

.

Bu davete uyup o yola çıkanlara ne mutlu. Çünkü onlar ölmeyen bir dosta ve ölümsüz bir dostluğa doğru gidiyorlar.

Allah dostluğu bu maneviyat iklimine adım atmakla başlıyor.

Her şey bu ilk adıma bağlıdır. İlk adım da iradeye. Bundan sonrası Yüce Allah'ın takdirine kalır.

sadece abim okudugumdan bir parça yazmak istedim


Bu mesaj 1 kez ve en son (YiTiK_SevDaM) tarafından 26.10.2006 - 23:47 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 26.10.2006 - 23:44
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

ALLAH c.c. razı olsun kardeşim tabi ki bütün kardeşlerimizden paylaşımlar bilgiler bekliyoruz.

İMAM-I ZEYNEL ABİDİN (RA) HZ.LERİ gül

İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.leri her abdest aldığında yüzü sararır, vücudu titrerdi. Sebebini sorduklarında: Kimin huzuruna çıkacağımı biliyor musunuz? buyururdu.


Büyük İslam Âlimi İmam-ı Esmai (RA) diyor ki: Bir gece Mekke'de Allah'ın (CC) Hz.lerinin evini ziyaret edeyim dedim. Tavaf ederken bir genci gördüm. Ey Rabb-i Rahimim. Bütün kapılar kapanmıştır. Sadece senin rahmet kapın açıktır. Ben aciz günahkârı ancak sen bağışlarsın. Mukaddes evin hürmetine beni rahmetine mazhar kıl. diyordu. Yaklaştım, gözlerinden billur gibi yaşlar akıtan genç kendinden geçti, yanına sokulup baktım. Bir de ne göreyim, İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.leri değil mi? Onu şevkle kucakladım, onun içli duası beni ağlattı. Baygınlıktan ayılınca gözlerini açtı: Beni halikımın zikrinden kim alıkoydu? diye sordu. A benim aziz efendim! Sen Peygamber evladından olduğun halde bu ağlaman ve inlemen nedir dedim. Başını kaldırdı: Ey Esma! Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: Onların beklediği sadece bir sayhadır (sur'a ilk üfürülüştür) ki, onlar çekişip dururlarken kendilerini yakalayıverir... O zaman bir vasivyet söz bile yapamazlar, ailelerine de (çarşı ve sokaklardan) dönemezler... Bir de ikinci defa Sur'a üfürülmüştür. Ne baksınlar, kabirlerden Rablerine doğru akın ediyorlar. Başka değil, sade bir tek sayha (sur'a son bir üfürülüş) olmuş. Derhal hepsi toplanmış, hesap için huzurumuza gelmişlerdir. -1- Evet o gönüller aydınlatan Peygamber (SAV) evlatları böyleydi, başı kesilmiş mum gibi sabahlara kadar gözyaşı döküyorlardı.


Birisi aleyhine konuşmuştu. Bu kendisine söylenince onun yanına gitti. Onunla biraz sohbet ettikten sonra buyurdu ki: Hakkımda bazı şeyler söylediğini duydum. Dediklerin doğruysa Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinden mağfiret dilerim. Beni affetsin, dediklerin iftira ise, Allah (CC) Hz.leri seni affetsin. Selamı Rahmeti, bereketi de üzerine olsun.


İmam-ı Zühri (RA): Ondan daha üstün fıkıh alimi görmedim demiştir. Tasavvuf (tarikat) ilmindeki yüksek derecesi ve halleri de methedilmiştir. Her gün ve her gecede bin rekat namaz kıldığı ve buna ölünceye kadar devam ettiği nakledilmiştir.



İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.lerinin bir devesi vardı. Yolda hiç kamçı vurmadan gider ve üzerindekini hiç incitmezdi. İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.leri vefat edince devesi kabri üzerine gelip göğsünü yere koyup inledi. Hiç kimse bu deveyi mezar başından kaldıramadı. Oğlu Muhammed Bakır (RA) Hz.leri orada bekleşen halka buyurdu ki: Kalkması için fazla uğraşmayın. Bu deve burada ölecek. Üç gün sonra deve orada öldü. -2-

Bir gün İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.lerini elleri kelepçeli, ayaklarında kayış bağlı olduğu halde Medineden Bağdata götürüyorlardı. Zühri (RA) Onu bu halde görünce çok ağladı ve dedi ki: Keşke şimdi sizin yerinizde benim ellerim kelepçeli olsaydı. İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.leri Ona dedi ki: Ya Zühri! Bu bize hiç zor gelmez. İstediğim zaman el ve ayaklarımı açabilirim. dedi ve çok hafif bir silkinme ile elindeki kelepçeyi ve ayağındaki kayışı açtı. Kısa bir zaman sonra eline kelepçeyi ayağına kayışı geçirerek buyurdu ki: Bunlar kulların cezasıdır ve kolaydır. İstediğimiz zaman açabiliriz. Esas zor olan Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin azabıdır.

Rivayet edilir ki, bir zaman İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.leri hastalanmıştı. Bir grup insan ziyaretine gelmişlerdi. Onlara buyurdu ki: Buraya niçin geldiniz? Onlar da: Seni sevdiğimiz için buraya geldik. dediler. Bizi neden seversiniz? deyince oradakiler de: Siz Resulüllah (SAV) Efendimizin torunu olduğunuzdan, Allah ve Resulü için seviyoruz. dediler. Buyurdu ki: Kim Allah ve Resulü için bizi severse, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri de kıyamet günü onu arşın gölgesi altında gölgelendirecektir. O gün o gölgeden başka gölge yoktur. Bu sevgililerin mükafatını Allah-ü Teala (CC) Hz.leri cennette onlara verecektir. Lakin bizi dünyalık için kim severse Allah-ü Teala (CC) Hz.leri de onlara hesapsız rızık verecektir.

Bir gün İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.leri'nin misafirleri vardı. Kölesi sofrayı getirirken sofra kölenin elinden kaydı, merdivenin altında oynayan küçük çocuğun üzerine düştü. Bu küçük oğlu vefat etti. Köle bu durum karşısında çok korkup titremeye başladı. İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.leri onun bu hali karşısında buyurdu ki: Sen hiç korkma, seni affettim. Ve Allah (CC) Hz.lerinin rızası için seni azad ettim. Bundan sonra da çocuğunun teçhiz ve tekvin işlerini kendi elleriyle yaparak cenazeyi kaldırdı.



[1] Yasin S. A.49,50,51,53

[2] İslam Ansiklopedisi 2.Cilt S. 85,86



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 27.10.2006 - 19:40 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 27.10.2006 - 09:44
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Mirdâs el-Eslemî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Allah'ın sâlih kulları birbiri ardından âhirete göçer; geride arpa ve hurmanın döküntüleri gibi değersiz kimseler kalır. Allah Teâlâ da onlara hiçbir önem vermez."

Buhârî, Rikâk 9. Ayrıca bk. Dârimî, Rikâk 11 (Riyazü's Salihin )




İyi kimselerle, özellikle âlimlerle beraber olmaya, onlarla birlikte yaşamaya çalışmalıyız.

İyi kimselere ters düşmekten kaçınmalıyız. Çünkü onlara ters düşmek, Allah'ın değer vermediği döküntüler arasında yer almak demektir.

Kıyamet yaklaştığı zaman yeryüzünde hiçbir âlim ve sâlih kul kalmayacak, dünya kötülerle câhillerin eline düşecek, kıyamet onların üzerine kopacaktır.
Ekleme Tarihi: 27.10.2006 - 20:03
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Hayırlı bir iş yapmışsan, ona devam et. isterse az olsun. Sen ibadeti bırakmadıkça Allah feyzini kesmez. Bir müddet ibadet ettikten sonra bırakıvermek, Allah ile arandaki rabıtayı kesmek gibidir.

Şöyle ol: işlemekte bulunduğun hayırlı amellerini ölünceye kadar bırakmamaya azimli ol. Terk ettiğin kabahatleri de bir daha yapmamaya azimli ol.

Şeriate uymayan te'villere sapma, Sadakaların en ef-daline devam et.
Verdiğinde gözün kalmasın. Kendisinin muhtaç olduğu şeyleri, tercihan başkalarına verenleri Allah-ü Zül Celâl metili buyuruyor.

Seve seve vermişler, Allah bize yeter demişler. Verdiklerini unutmuşlar.

Eğer böyle yapamazsan, evvelâ kendini doyur ve kandır da sonra artarsa başkalarına da verirsin.

Resulülilah SAV, sadakanın en efdali verilendir buyurdu. Verdikten sonra Allah ile istiğna edip verdiğinde gözün kalmaması demektir. (Allah ile istiğna: başkasına yüz suyu dökmemek)

Korktuğun ve umduğun kimselerin yanında da Hak söyle. Kurban bayramı günü çok iyilik yap. Allah katında en büyük gündür. Arefe ve Aşure günlerinden de efdaldir.

Her hak sahibine hakkını ver, hatta her hakka da hakkını ver. Kimsede hakkın bulunduğunu görme.

İnsaf et. (insaf: muhabbet, sevmek, adalet) başkalarından insaf bekleme. Senden birisi özür dilerse, derhal kabul et. Kendini, başkasından özür dileyeceK bir hale düşürme.

MUHYİDDİN-İ ARABİ HZ...


v Teban içinde herkesin yerini tanı, ileri gelenlere ikramda bulun,
v ilim sahiplerine hürmet et,
v yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster,
v halka yaklaş, fâsıklardan uzaklaş, iyilerle dostluk kur,
v hiç kimseyi küçümseme ve hafife alma,
v insanlığında kusur etme,
v sırrını hiç kimseye açma,
v iyice yakınlık peyda etmedikçe kimsenin arkadaşlığına güvenme,
v cimri ve alçak insanlarla ahbaplık kurma,
v kötü olduğunu bildiğin hiç bir şeye ülfet etme,
v insanlarla aranızda bazı meseleler görüşülürse, yahût onlarda meselelerde senin bildiğinin hilafını iddia ederlerse, onlara hemen muhâlefet etme,
v sana bir şey sorulursa, ona herkesin bildiği şekilde cevap ver,
v seni ziyarete gelenlere ilimden birşeyler öğret, böylece faydalansınlar,
v herkes öğrettiğin şeyi belleyip, tatbik etsin,
v onlara umumi şeyleri öğret, ince meseleleri açma,
v onlara güven ver, ahbaplık kur, zira dostluk ilme devamı sağlar,
v onlara yemek ikram et, ihtiyaçlarını temin et,
v onların değer ve itibarlarını iyi tanı ve kusurlarını görme,
v halka müsamaha göster,
v hiçbir kimseye karşı bıkkınlık gösterme, onlardan biriymişsin gibi davran.

Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri
Ekleme Tarihi: 27.10.2006 - 22:52
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

HAK TEALA razı olsun kardeşlerim böyle güzel paylaşımlarınızı daim bekliyoruz...,

İMAM-I MUHAMMED BAKIR (RA) HZ.LERİ gül

Ehli Beytten. On İki İmamın beşincisi, İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.lerinin torunu ve İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.lerinin oğludur. Hicri 57 (M. 676) senesinde, Receb ayının ilk Cuma günü Medine-i Münevvere'de Âlem-i Şühuda ayak basmıştır. İsmi şerifleri: Muhammed Künyeleri: Ebu Cafer. Lakabları: Bakır. Annesi İmam-ı Hasan (RA) Hz.lerinin kızı Fatimedir. Zikir ve Tarikat usulünü babası İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.lerinden alıp safilerin kamillerinden olmuştur. Zamanında, bütün dünyadaki evliyanın feyz kaynağı olup, evliyalık yolunda olanlara feyz, bunun vasıtası ile verildi. İmam-ı Muhammed Bakır (RA) Hz.leri, Medinenin büyük fıkıh âlimlerindendir. Eshab-ı Kiramdan Cabir (RA) Hz.leri ve Hz. Enes (RA) Hz.leri ile görüşüp onlardan ve ayrıca tabiinden olan büyük zatlardan hadis-i şerifler rivayet etti. İmamlığı on dokuz sene sürdü. Bütün ilimlere vakıf olduğu için kendisine, ilimde ve fazilette üstün manasına gelen Bakır denilmiştir.[1]

Ebu Nasır (RA) hikâye ediyor: Hz. İmamdan (RA) sordum ki: Siz hakikaten Resûlüllüh (SAV) Efendimizin zürriyetinden misiniz? Buyurdu ki: Evet. Tekrar sordum: Siz de Resûlüllah (SAC) Efendimizin ilimlerine varis misiniz? Buyurdular ki: Evet. Dedim ki: Öyle ise ölüyü diri ve körü görücü ve alacayı şifaya kavuşturmaya kadir misiniz? Dedi ki: Hakkın (CC) izniyle kadirim. Sonra elini gözlerimin üzerine koyup: Ya Şafi! dedi. O anda gözlerim açılıp yeri ve göğü gördüm. Bir elini gözlerime mesedince gözlerim eski haline geldi ve buyurdu ki: Ey Eba Nasr! Eğer kıyamet gününde hesapsız cennete girip Allah (CC) Hz.lerinin cemalini müşahade etmek dilersen, âmâ olarak kal ve eğer sual ve cevap vermek dilersen yine gözünü açayım. Dedim ki: Öyle ise âmâ kalırım. Müteakiben buyurdular ki: Biz Ehl-i Beyti Rahmeten lil âleminden ve Şecere-i Nübüvvetteniz. İlim ve hikmet menbaı, ilim ve irfan madeni olduğumuzdan halkın belâsını çekeriz. Çünkü halkı Hakka davet ederiz. Fakat onlar kelamımızı anlamazlar. Hallerine terk etsek maksuda nail olamazlar. Onun için halkın belâsını çekeriz.

[1] Zikir Makmları S.41



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 28.10.2006 - 18:20 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 28.10.2006 - 18:17
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I CAFER-İ SADIK (RA) HZ.LERİ

İslâm alimlerinin gözbebeklerinden olup, Seyyid ve Oniki İmamın altıncısıdır. İmam-ı Ali (KV) Hz.lerinin torununun torunu olup, Seyyid yani nebiler nebisinin zürriyeti, Esbab-ı Kiramı görmekle şereflenen tabiin devrinin yükseklerinden olup Hicri 83 (M. 702) senesinde 19 Nisan Çarşamba, Rebi-ul Evvel ayının onyedisinde Pazartesi günü Medine-i Münevvere'de doğdu. Silsile-i Aliyyenin dördüncüsüdür. Künyesi: Ebu Abdullahtır. , Fadıl gibi birçok lakabı vardır. En meşhuru Sadıktır. Babası İmam- Muhammed Bakır (RA) Hz.leri, onun babası İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.leri, onun babası İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.leri, ve onun da babası İmam-ı Ali (KV) Hz.leridir. Annesi Ümmü Fervedir. Annesinin babası Kasım, onun babası Muhammed ve onun babası da Ebubekir Sıddık (RA) Hz.leridir.

Usulü, zikri ve tarikatı babası İmam-ı Muhammed Bakır (RA) Hz.lerinden, Ahzü Telakki edip hakaik ve dekaik ilimlerine nail olmuştur. Evliyanın büyüklerinden. Garip halleri ve kemalâtı seniyyeleri beşer aklının alamayacağı kadar yüksektir. Takilerin İmamı ve fakirlerin Melcei idi. İsteseydi geceyi gündüz ve gündüzü gece ederdi. Buyuruyorlar ki: Asfiya ile oturup kalkmak selamet caddesine götürür.

Şiddet ve sıkıntılı zamanlarında dedesi İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.lerinin duasını okurdu: Ey şiddet ve sıkıntı zamanında benim yardımcım, hiç uyumayan gözünle bana ecir ver. Zail olmayan rüknünle beni geçindir. diye dua ederdi. Kendisi halim selim Ruhani bir Nur-i İlâhi idi. İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.leri ilmi, Oniki İmamdan beşincisi olan babası İmam-ı Muhammed Bakır (RA) Hz.lerinden öğrendi. İlim ve fazilette zamanının bir tanesi oldu.[1]

Bütün talebelerini hertürlü ilim dalında yetiştirdi. İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.lerinin en meşhur talebesi, Hanefi mezhebinin kurucusu ve

Ehl-i Sünnetin reisi olan İmam-ı Azam Ebu Hanife Nu'man bin Sabit (RA) Hz.leridir. İmam-ı Azam (RA) Hz.leri, İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.lerinin derslerine ve sohbetlerine devam ederek o gizli ve aşikâr marifet kaynağından ilim ve evliyalık yolunda çok istifade etti. İmam-ı Azam (RA) Hz.leri Onun huzurunda kavuştuğu yüksek mertebeleri anlatmak için: O iki sene olmasaydı, Numan helak olmuştu. buyurmuştur.[2]



(BU RİVAYETİ DE ÖZELLİKLE İBN-İ TEYMİYYE KARDEŞ İYİ OKUSUN BİZ SORMUŞTU 2 SENE MESELESİNİ İMAM-ı AZAM EFENDİMİZ NİÇİN SÖYLEMİŞ 2 SENE MESELESİNİ)

Kalbi bütün kötü huylardan temizleyip, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.lerine kavuşmak için lazım gelen marifetleri, ibadet ve işleri öğreten tasavvuf yollarının çeşitli isimler alması, başka başka olduklarını göstermez. Aynı mürşidin talebeleri, birbirlerini tanımak ve hocaları (Mürşidleri) ile öğünmek için bulundukları yola mürşidlerinin isimlerini vermişlerdir. İmam-ı Ali (KV) Hz.leri vasıtasıyla gelen yolda (Zikr-i Cehri yani aşikâre yüksek sesle yapılan zikir) bütün tasavvuf (Tarikat yolları), İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.lerinde birleşmekledir. İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.leri iki yoldan Resulullaha (SAV) bağlıdır. Birisi babasının yolu olup, İmam-ı Ali (KV) Hz.leri vasıtasıyla Resulüllah (SAV) Efendimize bağlıdır. Bu yola Velayet yolu denir. İkincisi, Anasının babalarının yolu olup, Ebubekir (RA) Hz.lerinin vasıtası ile Resulullah (SAV) Efendimize bağlanmaktadır. Bu yola da Nübüvvet Yolu denir.

İmam- Cafer-i Sadık (RA) Hz.leri evliyalık (Velayet) üstünlüklerine İmam-ı Ali (KV) Hz.leri İmam-ı Hasan (RA) Hz.leri, İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.leri, İmam-ı Zeynel Abidin (RA) Hz.leri ve babası İmam-ı Muhammed Bakır (RA) Hz.leri yolu ile kavuşmuştur.

İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.leri Peygamber (SAV) Efendimizin milletinin (dininin) sultanı, peygamberlik kemalatının (üslünlüklerinin) burhanı (delili, senedi), hakikatların alimi, evliyanın günüllerinin meyvasi, Resulullahın (SAV) varisi, ariflerin, hak âşıklarının serveri (önderi) idi. Aşk sahiplerinin rehberiydi. Tefsir ilminde eşi yoktu. Namazda kendinden geçerdi, düşüp bayıldığı olurdu. İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.leri Ehl-i Beytten olup, Ehl-i Sünnetin gözbebeğidir. Ehl-i Sünnetin reisi olan İmam-ı Azam (RA) Hz.lerinin marifette, tasavvuf (tarikat) ilimlerinde hocasıdır. Ehl-i Sünnet vel Cemaat ve Ehl-i Beyt sevgisi ile doludur. Yani Ehl-i Beyti sevenler ve onların yolunda gidenler, aslında Ehl-i Sünnet vel Cemaat olanlardır. Ehl-i Beyte olan hakiki sevgisinden dolayı İmam-ı Şafi (RA) Hz.lerine Rafızi diyenler oldu. Halbuki o, kimseyi kötülemedi, hepsini sevdi. Nitekim bütün Ehl-i Sünnet alimleri: Ehl-i Beyti sevmek ,ahirete iman ile gitmeye, son nefeste selamete, hidayete kavuşmaya sebep olur. buyurdular.

İmam-ı Şafi (RA) Hz.leri buyurdu ki: Sizi sevmeyi, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri Kuran-ı Kerim'de emrediyor. Namazlarında size dua etmeyenlerin namazlarının kabul olmaması, kıymetinizi, yüksek derecenizi gösteriyor. Şerefîniz ne kadar büyüktür ki, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri Kur'an-ı Kerim'de[3] sizi selamlıyor.

İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.ler, Tasavvuf (Tarikat) ilminde yüksek marifetlere kavuşmuş olan bu bu bilgileri arzu edenlere öğreterek onlara mürşidlik, rehberlik etmiştir. Resulullah (SAV) Efendimizin nurlu yolunu hiç değiştirmeden, apaçık ve tam doğru olarak bu güne kadar ulaştırmada Ehl-i Sünnet Alimlerinin hizmeti çok büyüktür.

Bu büyük hizmet için, aralarında vazife takdimi yaparak zamanımıza kadar gelmesine sebep olmuşlardır.



[1] Zikir Makamları S.43

[2] Miftahul Kulub S.226

[3] Al-i İmran S. A.163


Bu mesaj 3 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 29.10.2006 - 12:47 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 29.10.2006 - 12:37
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İmanın şartlarını sayerken peygamberlere imanın da farz olduğunu sayar ve öyle inanırız. Hz. Âdem (as) den günümüze kadar bu böyle geldi, kıyâmete kadarda böyle gidecektir. Kur'anı Kerim nâzil olduğunda ne ise bu günde odur. Ashâbı kiram O'nu hayatında nasıl uygulamışsa bizde öyle uygulamak zorundayız. Başka bir ifâde ile, Allah'ü Teâlâ'ya inanan ve itaat eden bir müslüman Rasûlullaha da inanmak ve itaat etmek zorundadır.

Allah'ü Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki (Âli İmran sûresi 32. âyet) "Deki: Allaha ve Rasûlüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerki Allah kafirleri sevmez".

Görülüyorki Kur'ana uyan ama Rasûlünün sünnetine tabi olmayan, ona karşı çıkan Kur'anı Kerimede karşı gelmiş olur. Yine peygamber sevgisini, O'na iteati emir buyuran

Allah'ü Teâlâ (Nisa sûresi 80. âyet)" Rasûle itaat eden Allah'a itaat etmiş olur"

buyurarak peygambere itaatin önemini vurgulamaktadır.

Allah'ü Teâlâ O'na (s.a.v) itaati kabul edene hidayet vadederek (Nûr sûresi 54. âyet) "O'na itaat ederseniz hidayete ulaşırsınız."

diye uyarırken emrine karşı çıkanlarıda

(Nûr sûresi 63. âyet) "Ey îman edenler! Peygamberi kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak Allah bilmektedir. Bu sebeble O (peygamber)in emrine karşı çıkanlar, başkalarına bir fitne ve acıklı bir azabın gelmesini beklesinler"

buyruğuyla da fitne ve acıklı bir azapla tehdit etmiştir. Peygambere itaat, sağlığında kendisine vefatından sonrada sünnetini yaşamakla olur. O'nun (s.a.v) sünnetine uymak ve hayatımızda tatbik etmek zorundayız. Mutasavvuflar, günlük zikirleri arasında, "Ey Allah'ım benim maksadım sensin ve gayem senin rızâna ermektir." anlamına gelen "Allahümme, Ente maksûdi ve rızâke matlûbi" duâsını okurlar, bunu okurkende zikrin Allah'ü Teâlânın rızâsı için yapıldığını beyan ederler, öteyandan da hayatlarını Allah Rasûlünün hayatına uydurarak

(Ahzap sûresi 21. âyet) "Allah'ın Rasûlünde sizin için güzel bir örnek vardır"

ilâhi buyruğuna uymuş oluyorlardı. Bu âyeti kerimelere göre O'nu örnek almak, O'na tabi olmak O'nun emrine itaat etmek O'nu görsün veya görmesin kıyâmete kadar bütün insanlığın görevidir. Cüneyd Bağdadi (ks) bir sözünü "Allah'a giden yol ancak, Rasûlüllahın yaşadığı gibi yaşayan, O'nun sünnetini diri tutanlara açıktır. Bir başka sözünde de "Söz, iş, hareket ve tavırlarında kitap ve sünnete uymayana uyulmaz. Bizim bu ilimiz (tasavvuf) Rasulullah hadisine bağlıdır". diye buyurmaktadır. Peygamberimizin (s.a.v) Efendimizin Allah'ü Teâlânın özel bilgilerle donattığı geçmişten ve gelecekten haber verebilen âlemlerin yaradılışına vesîle olan O'nun önemini sözlerin en güzeli Kur'an'ı Kerim bakın nasıl anlatıyor.

(Nisa sûresi 64. âyet) "Biz her peygamberi Allah'ın izniyle ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik, eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'dan bağışlanmayı dileseler, Rasûlün de onlar için istiğfar etseydi, Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı".

Bu demektir ki Ashâbı Kiramdan günah işleyenlerin Peygamberimiz (s.a.v) Efendimize varıp kendileri için af dilemesini isterler. O'da (s.a.v) onlar için af dilerse onların fazlasıyla affedileceği buyurulurken buradan onlara (Ashâbı Kirama) ve bize bir mesaj bir de müjde var. Mesaj, Peygamberimiz (s.a.v) Efendimizi sevmek, O'nun vârislerini sevmek, müjde de O'nun ve vârislerinin bizler için yapacağı istiğfar ve duâların kabul olunacağıdır. Allah'ü Teâlânın emirlerini en ince teferruatına kadar öğrenen onu hayatında tatbik eden Ashabı Kiram (ra) Peygamber sevgisinde de en safda yarışmıştır. Birisi Hz. Ali (kv)ye Hz. Peygamberleri (s.a.v) ne kadar seversiniz? diye sorar. Hz Ali (kv) de : - "Allah'a yemin ederim ki bizler O'nu malımızdan, çocuklarımızdan, analarımızdan daha çok severiz. O bizim için, susuzluktan kavrulduğumuz zaman soğuk sudan daha sevimlidir. Şüphesiz Hz. Ali (kv) bu sevgiyi çok doğru tarif etmiştir. Gerçekte Sahabe-i Kiramın (ra) durumu hep böyle idi. Onların îmanı en üst dereceye ulaşmıştı. Kâmil imanın neticeside böyle olur. Uhud savaşında müslümanlar çok ızdırap çekmişler, çok şehit vermişlerdi. Medine'ye acılı haber ulaşınca, kadınlar kederden perişan olmuşlar, durumu öğrenmek için evlerinden dışarı çıkmışlardı. Bir kadın ileride bir gurubun cepheden döndüğünü görünce bitkin bir eda ile "Allah'ın Rasûlü nasıl? diye sorar. Kalabalıktan biri ise "Baban vefat etti" demişti. Kadın "Allah rahmet eylesin" diyerek tekrar hareketle "Peygamberimiz (s.a.v) nasıldır?" diye sorduğunda bir başkası ona kocasının da şehit olduğunu söylemiş, daha sonra biri oğlunun şehit olduğunu söylemiş, daha sonra biri oğlunun şehit olduğunu ve sonunda biride kardeşinin şehit olduğunu söylemiş, buna rağmen kadın "Allah'ın Rasûlü iyidir, sıhhattedir geliyor", demelerine rağmen, içi rahat etmemiş nerede olduğunu öğrenerek ileride kalabalığın içinde bulunan Peygamberemizin (s.a.v) Efendimizi! n yanına gitmiş, ancak O'nu görüp içi rahatlayınca şöyle söylemeye başlamış: "Ey Allah'ın yüce Rasûlü, seni sağ sâlim gördükten sonra artık her musîbet ve felâket önemsizdir" demiştir. Bir başka kadında, peygamberimizin (s.a.v) Efendimizin dünyasını değiştirdikten sonra, Ayşe vâlidemize gelerek, kendisine Hz. Peygamberin kabrini ziyaret edeceğini söyledi. Hz. Ayşe (ra) annemiz de kabrin bulunduğu hücreyi açarak ziyâret ettirdi. Ziyâreti yapan kadın ağlıyordu okadar çok ağladıki, ağlaya ruhunu teslim etti. Böyle bir sevginin benzeri görülmüş müdür ki, sevgilinin kabrini ziyaret ederken dayanamayıp orada ruhunu teslim etsin. Bir hadisde buyurulur: "Ümmetimin hepsi cennete girecektir, inkar edenler hariç". Sahabe-i Kiram. - "İnkar edenler hariç sözünden ne kasdettiniz"? diye sorunca. Rasûlullah; - "Bana itaat eden cennete girecektir, bana karşı gelen ise inkar edendir" diye cevap verdi. Allah'ım Peygamberlere ve vârisleri olan âlimlere itaat etmek ten bizleri mahrum bırakma... AMİN!
Ekleme Tarihi: 29.10.2006 - 20:11
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

İMAM-I CAFER-İ SADIK (RA) HZ.LERİ'NİN HİKMETLİ SÖZLERİ gül

Bir hata işlediğiniz zaman istiğfar edin, hatada ısrar helak olmaya sebeptir

Bir kimse geçim darlığı çekiyorsa istiğfara devam etsin

Bir kimse, sevdiği bir malının elinde devamlı kalmasını isterse, ona baktıkça, Maşaallah La Havle velakuvvete İlla billahil Aliyyil Azim (Yani Allah (CC) Hz.lerinin dilediği olur, kuvvet O'nundur) desin.

Malı, evladı çok olmasını isteyen, çok sebze yesin

Takvadan Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinden korkup haramlardan sakınmaktan daha üstün azık yoktur. Susmaktan güzel şey yoktur. Bilgisizlikten zararlı düşman yoktur. Yalandan büyük hastalık yoktur

Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin yarattığı işlere karışmak, felaketine sebep olur. Mesela Allah bana mal verseydi, Hacca giderdim. Sıhhat verseydi ibadet ederdim gibi sözler söylemek kişinin helakidir

Bir kimse kusur ve günah işlediği zaman utanmıyorsa, yaşlandığı zaman pişmanlık duyup kötü işlerinden vazgeçmezse ve tenha bir yerde olduğu zaman Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinden korkmazsa, onda hayır yoktur.

İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.leri, oğlu İmam-ı Musa-i Kâzım (RA) Hz.lerine ettiği nasihatlarında şöyle buyurur: Ey oğlum! İnsanlara kızmaktan çok sakın, yoksa sana da kızarlar. Boş iş ve söze karışmaktan sakın, sonra aşağılanırsın. Ey oğlum lehinde veya aleyhinde de olsa, hakkı, doğruyu söyle. Böyle yaparsan herkes seninle istişare eder (sana danışır, senin fikrini alır) . Ey oğlum! Arkadaşlık yaptığın, ziyaretine gittiğin kimse ahlâk sahibi olsun, kötü ahlâkı olanlarla arkadaşlık etme, onlarla görüşme. Çünkü onlar, suyu olmayan çöl, dalları yeşermeyen ağaç, ot bitmeyen toprağa benzerler. Ey oğlum! Yüce Allah (CC) Hz.lerinin kitabını okuyucu, iyilikleri emredici, kötülüğü nehyedici, sana gelmeyene sen gidici, seninle konuşmayanla konuşucu ol. İsteyene ver. Gıybetten, koğuculuktan sakın. Çünkü söz taşımak, insanların kalbinde düşmanlığı arttırır. İnsanların ayıplarını görme. İnsanların ayıplarını gören, onların hedefi olur.

Velhasıl bu büyük imamın hayatı, hali, ibret dolu menkıbeleri hikmetli sözleri o kadar çoktur ki, anlatmak ve yazmakla bitmez. Okuyanların ve işitenlerin gönüllerinde muhabbet hasıl olur. -1-

Yüce Allah (CC) Hz.leri şefaatlarından bizi mahrum etmesin. (AMİN).

[1] İslam Ansiklopedisi 2.Cilt S.145,152



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 30.10.2006 - 18:02 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 30.10.2006 - 18:00
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

ZÜNNÛN-İ MISRÎ HAZRETLERİ

Mısırda yetişen büyük velîlerden. İsmi Sevbân bin İbrâhim, künyesi Ebül-Feyz, lakabı Zünnûn, nisbesi el-Mısrîdir. 772 (H.155) târihinde doğdu. 859 (H.245) târihinde Mısırda vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan Amr bin Âs hazretlerinin (radıyallahü anh) yanına defnedildi.

Zünnûn-i Mısrînin (rahmetullahi aleyh) hak yolu bulması şöyle anlatılır:

Bir ağaç altında otururken, iki gözü kör bir kuşun ağaçtan indiğini, yeri eşerek altın bir kutu çıkardığını gördü. Dikkat edince kutunun içinde susam olduğunu ve kuşun bunu yediğini gördü. Daha sonra başka bir yeri gagası ile eşti ve başka bir kutuda bulunan suyu içti. Tekrar gagası ile gömdü. Ağaca kondu. Topraktaki kutu yerleri belirsiz hâle geldi. Bu hâli gören Zünnûn-i Mısrî hazretleri, Allahü teâlâya tevekkül etmenin gerçeğini anladı ve tevekkül etmeye karar verdi. Biraz ileride, bir vîrânede fakirlerle karşılaştı. Geceyi birlikte geçirdiler. Ertesi gün, Zünnûn-i Mısrî hazretleri, bir küp altın buldu. Bu küpün ağzında bulunan tahta kapakta, Allah ismi yazılıydı. Altınları fakirlere dağıttı, kendisi de tahtayı alıp, o gece de orada yattı. Uyandıkça, yazıyı öpüp başına koyup gözüne sürüyordu. Gece rüyâsında kendisine; Arkadaşların altınları aldılar. Sen Allahü teâlânın ismini azîz tuttun. Sen de dünyâda azîz ol! dediler. Sonra uyandı. O anda, gönlü ve içi nûrla doldu.



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 31.10.2006 - 18:55 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 31.10.2006 - 18:55
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I MUSA-İ KAZIM (RA) HZ.LERİ gül


Esbab-ı Kiramın sohbetinde bulunmakla şereflenen, Tabiin devrinin yüksek âlimlerinden ve evliyanın büyüklerinden İmam-ı Musa-i Kazım (RA) Hz.leri Oniki İmamın yedincisidir. Hicret-i Nebeviyyenin 128. (M. 745) senesi Safarül hayrın yedinci Pazar günü Haremeyni Muhteremeyn arasında bulunan Evba mevkiinde ve İbrahim İbn Velidin saltanatı zamanında doğmuştur. İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.lerinin oğlu, İmam-ı Rıza (RA) Hz.lerinin babasıdır. Resulullah (SAV) Efendimizin torunu olup, İmam-ı Ali (KV) Hz.leri ile Fatımetüzzehra (RA) annemizin evlatlarındandır.

İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.lerinin çocuklarından olduğu için Seyyiddir. Asıl adı Musa bin Cafer-i Sadık bin Muhanımed Bakır bin Ali Zeynel Abidin bin Hüseyin bin Ali bin Ebi Talibtir. Künyeleri Ebül Hasan ve Ebıı İbrahimdir. Kazım, Sabır, Salih, Emin gibi birçok lakabları vardır. En meşhuru Kazımdır. Ona yumuşak huylu olduğundan, kendisine kötülük yapanlara dahi kızmayıp onları bağışladığından, gazabına hakim olduğundan Kazım lakabı verilmiştir. Muhterem annesinin adı Humeyde-i Berberiyyedir.

İmam-ı Musa-i Kazım (RA) Hz.leri usuli zikri ve tarikatı, babası İmam-ı Cafer-i Sadık (RA) Hz.lerinden alarak Esrar-ı Ahme-diyyeyi cami ve Envari Kudsiyyeyi lami bir kutbi cihan ve sahibi zaman olmuştur. Yüksek bir âlim ve büyük bir evliyadır. Din bilgilerinde ictihad derecesine yükselmişti. Her ilimde İmam, Üsdad ve büyük bir rehberdi. Çok ibadet eder, geceyi hep namazla geçirirdi. Bu hallerinden dolayı kendisine salih kul adını vermişlerdi. Tasavvuf (tarikat) ilminde ve Ehl-i Sünnetin gözbebeğidir. Tasavvuf tarikat ilmini Nebiler Nebisinden (SAV) sonra Oniki İmam Efendilerimiz ve tasavvuf âlimleri öğretip kalblere akıttılar. Oniki İmam Efendilerimizin (RA) her biri Ehl-i Sünnet itikadındaki müslümanların gözbebeğidir. Onların hepsini sevmeyi Yüce Allah (CC) Hz.lerini sevenlerin hepsi dünya ve ahiret saadetlerinin sermayesi bilmişlerdir. Resûlüllah (SAV) Efendimizin üç vazifesinden biri de tasavvuf marifetlerini, bilgilerini öğretmek ve kalblere yerleştirmekti. Fıkıh işlerini öğreten âlimlere Fukaha denildi. Tasavvuf bilgilerinin de Nebiler Nebisinden (SAV) itibaren Seyyid-i Silsile-i Saadat Efendilerimiz (RA) zamanımıza kadar gelmesine vesile olmuşlardır.[1]

[1] Zikir Makamları S.43



Bu mesaj 2 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 01.11.2006 - 18:56 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 01.11.2006 - 18:54
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I MUSA-İ KAZIM (RA) HZ.LERİ gül


İmam-ı Musa-i Kâzım (RA) Hz.lerinin hayatı, faziletlerle, üstünlüklerle doludur. Sevdiklerinde ibret veren ve yol gösteren keramet ve mankıbeleri çoktur. Ruhlara gıda olan sözleri o kadar çoktur ki, bazıları kitaplara geçirilmiş, bazıları da dilden dile, gönülden gönüle akıp gelmiştir.

Bir gün İmam-ı Musa-i Kâzım (RA) Hz.lerinden zamanın halifesi Harun Reşit sordu: Sizler, kendinizin Ehl-i Beyttcn olduğunuzu söylüyor ve Resıilüllah (SAV) Efendimizin zürriyetinizdeniz diyorsunuz. Halbuki aslında biz dedem Abbas (RA) Hz.lerinden dolayı Resulullahın (SAV) soyundanız, siz de İmam-ı Ali (KV) Hz.lerinin evlatlarısınız. İnsanların nesebi ve soyu baba ile devanı eder. Hz. İmam cevabında buyurdu ki: Allah-ü Teâlâ Hz.leri Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: İbrahim Peygamberin zürriyetinden olan Davud, Süleyman, Eyyub, Yusuf, Musa ve Harun biz iyileri böylece mükafatlandırırız. Ve ey Zekeriyya ve İsa.[1] Bu Ayet-i Kerimede İsa (AS), İbrahim (AS)ın soyundan sayılıyor. Halbuki İsanın (AS) babası olmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Bununla birlikte annesi tarafından İbrahim (AS)ın zürriyetinden sayılmaktadır. Öyleyse, bizlerde annemiz Fatımatüzzehra (RA) Hz.leri tarafından Resûlüllah (SAV) Efendimizin soyundan sayılırız. buyurdu.

İshak bin Ammar söyle anlatıyor: İmam-ı Musa-i Kâzım (RA) Hz.leri Harun Reşit tarafından hapsedildiği zaman, İmam-ı Azam Ebu Hanife (RA) Hz.lerinin iki talebesi Ebu Yusuf ile Muhammed Şeybani (RA) ziyaretine gitmişlerdi. Maksatları Hz. İmamın (RA)ilminden sorup denemek istiyorlardı. Tam o sırada hapishanenin nöbetçisi yanına geldi ve: Ey mübarek efendim! Bugünkü nöbetim bitti, yarın dönüşümde bir ihtiyacınız varsa getireyim. dedi. Hz. İmam (RA): Bir ihtiyacım yoktur. dediler. Sonra Ebu Yusuf (RA) ile Muhammed Şeybaniye dönerek: Ben bu adama hayret ediyorum. Yarın döneceğini zannediyor. Halbuki onun eceli gelmiştir ve yarın ölecektir. dedi. İmam-ı Azam Ebu Hanife (RA) Hz.lerinin iki talebesi de Hz. İmamın (RA) böyle söylemesine hayret ettiler ve: Biz bu zatı zahiri ilimlerden imtihan etmek istedik. İmam (RA) ise batını ilimden bize haber veriyor. Bunun bu sözünü deneyelim. diyerek kalkıp gittiler. Adamın evine yakın bir yere nöbetçi koydular ve ona: Bu evde bir şey gördüğün zaman gelip bize haber ver. dediler. Gece yarısında evde bir ağlama sesi yükselmeye başladı. Nöbetçi gelip hemen haber verdi. İmam-ı Ebu Yusuf (RA) ile Muhammed Şeybani geldiği zaman ev sahibinin öldüğünü gördüler. Hz. İmam (RA) için olan hayretleri ve onun büyüklüğü hakkında zanları bir kat daha arttı.

Yahya bin Hasen anlattı: Medine-i Münevvere'de birisi Hz. İmama (RA) eziyet edip kırıcı sözlcr söylüyordu. Onu sevenler, ona devamlı: Bize izin ver, şuna haddini bildirelim. diyorlardı. Hz. İmam (RA) onları bu hareketten men ediyordu. Bir gün kendisine hakaret eden şahsın nerede olduğunu sordu. Medine-i Münevvere'nin civarında bir yerde olduğunu söylediler. Hz. İmam (RA) bineğine binerek onun tarlasına doğru gitti, tarlaya girdi. O şahıs Tarlaya basma! diye bağırdı. Hz. İmam (RA) yanına kadar gelip yanına oturdu. Ne kadar zararın oldu? deyince o şahıs: Yüz dinar. deyip Sen kaç dinar umuyordun? diye sorunca Hz. İmam da (RA) o şahsa üç yüz dinar verdi. Hz. İmama (RA) hakarette bulunan şahıs bu cömertlik karşısında Hz. İmamın başını öptü ve ayrıldılar. Hz. İmam (RA) oradan ayrılınca Mescid-i Nebeviyyeye gitti. O şahısla orada yine karşılaştı. Kendini seven yakınları o şahsı orada görünce üzerine yürümek istediler. Hz. İmam (RA) onlara: Hangisi hayırlı? Sizin yaptığınız mı, yoksa benim istediğim mî? Ben ona yakınlık göstermek suretiyle islah olmasını düşünmüştüm. dedi.

Hz. İmamın (RA) kızkardeşi şöyle anlatıyor: O, yatsı namazını kıldığı zaman, Allah-ü Teala (CC) Hz.lerine hamd eder, bu hali gece bitinceye kadar devam ederdi. Gece bitince tekrar kalkar sabah namazını kılardı. Sonra bir miktar zikir ile Allah-u Teala (CC) Hz.lerini anmakla meşgul olur, bu durumu güneş doğuncaya kadar devam ederdi. Sonra, kuşluk vaktinde kuşluk namazı kılar, zevalden öncesine kadar uyur, kalkınca dişlerini misvaklar, abdest alır ikindiye kadar namaz kılar, namazı bitince kıbleye doğru dönerek akşam namazına kadar Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.lerini zikrederdi. Sonra kalkar akşam ile yatsı arası namaz kılardı. Bu onun her günkü âdeti idi.

İmam-ı Musa-i Kâzım (RA) Hz.leri, Resûlüllah (SAV) Efendimizin yüksek nesebine sahip olan Ehl-i Beytin büyüklerindendir. Nurlu kalbine akıp gelen ilmin ve feyizlerin çokluğu, akıl ve dil ile anlatılamaz. İnce marifetleri bildiren sözlcri, nükte ve latifeleri çok meşhurdur. Hikmetli sözlerinden biri de şöyledir: Buyurdular ki: Arkadaşlık ettiğin biri, önceleri hali haline uyar, sonraları kalbine sıkıntı verirse, hemen kendine bak. Kendi eğriliğini anlarsan, hemen tövbe et, doğru olduğunu anlarsan, bilesin ki o arkadaşın yoldan sapmıştır. Bu durumda dur, biraz düşün. Hemen ondan ayrılma. Onu yalnız başına bırakma. Cenab-ı Hak (CC) Hz.lerinden bir düzelme gelinceye kadar bekle.


Rivayet edilir ki, Musa bin Cafer el Haşimi Musa-i Kâzım (RA) Hz.leri Mescid-i Nebeviye girip, gecenin ilk vaktinde secdeye vardı. Secdede şöyle dediği duyuldu: Ya Rabbi! Günahım çok, fakat senin affın büyük. Bunu sabaha kadar tekrar ederdi.[2]


Yüce Allah (CC) Hz. leri şefaatlarından, al-i himmet nazarlarından feyiz ve bereketlerinden bizi ayırıp mahrum etmesin. (AMİN)




[1] El-Enam S. A.84

[2] İslam Ansiklopedisi 2. Cilt S. 321, 322, 323, 324



Bu mesaj 2 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 02.11.2006 - 18:31 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 02.11.2006 - 18:27
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I ALİ RIZA (RA) HZ.LERİ gül

Oniki İmamın sekizincisi, İmam-ı Muhammed Cevad Taki (RA) Hz.lerinin babasıdır. Hicret-i Nebeviyyenin 153. (M.770) senesi RabiulAhir ayının onbirinci Perşembe günü, Halife Mansurun hükümdarlığı zamanında Medine-i Münevverede dünyaya teşrif ettiler. İsmi şerifleri Ali, künyeleri Ebül Hasan Sani, lakapları Rızadır. Pederi İmam-ı Musa-i Kâzım (RA) Hz.leri annesi de Necmiyyedir (RA). Nesebi, Ali Rıza bin Musa-i Kâzım bin Cafer-i Sadık bin Muhammed Bakır bin Ali Zeynel Abidin bin Hüseyin bin Ali bin Ebi Talibdir. İmam-ı Musa-i Kâzım (RA) Hz.leri: Ona kendi künyemi bağışladım.buyurmuşlardır. Babasına dediler ki: Halife Memun ondan razı olduğu için mi oğlun Aliyi Rıza diye çağırıyorsun? Hz. İmam (RA) Hz.leri cevaben: Hayır! Allah-ü Teala (CC) Hz.leri ve Resulü razı oldukları içindir. buyurdu.

Ona (RA) uyanlar ve muhalifleri de Ondan (RA) razıydı. Usuli Zikir ve Tasavvufu (tarikatı) babası İmam-ı Musa-i Kâzım (RA) Hz.lerinden alıp Horasan şahı ve zamanın sahibi olmuştur. Füyuzati Maneviyye ve Kemalati Ruhiyyesi pek yüksek olduğu cihetle bütün alemi hayrette bırakmıştır. Ta şark ve garbın uzak bölgelerinden ziyaretlerine gelerek Atebei Ulfasına (yüksek eşiklerine) yüz sürerlerdi. Huzuri saadetlerine gelen ziyaretçiler: Ya İmamı Kainat! Sen Eşrefi mahlukatsın. dediklerinde onlara cevaben: Hayır! Yanlış, kimin takvası ziyade ise Eşrefi mahlukat odur. deyip İnne Ekremeküm İndellahi Etgaküm.[1] ayetini okurdu.




[1] El-Hucurat S.A.13



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 03.11.2006 - 18:04 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 03.11.2006 - 18:02
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İmam-ı Rabbani hazretleri 1. cild, 46. mektubunda buyruyor ki:


Allahü teâlâ sizi, kerîm olan babalarınızın yolundan ayırmasın. Onların en üstünü olan birincisine ve geri kalanların hepsine, bizden düâlar ve selâmlar olsun! Allahü teâlânın var olduğu ve bir olduğu, hattâ Muhammed aleyhisselâmın, Onun resûlü olduğu ve hattâ onun getirdiği her emrin ve haberlerin, doğru olduğu, güneş gibi meydândadır. Düşünmeğe, isbât etmeğe hiç lüzûm yokdur. Kalbin bunlara inanması için, kalbin bozuk olmaması, manevî hastalığı bulunmaması lâzımdır. Kalb hasta ve bozuk olunca, kalbin inanması için, akl ile düşünmek, incelemek lâzım olur. Ancak bu sûretle kalb tasfiye bulur, yanî hastalıkdan kurtulur. Basîretden yanî kalb gözünden manevî perde kalkarsa, bunlara seve seve inanılır. Meselâ, safrası bozuk kimse, şekerin tadını duymuyor. Şekerin tatlı olduğunu ona anlatmak, isbât etmek lâzım olur. Fekat, safra hastalıkdan kurtulunca, isbât etmeğe lüzûm kalmaz. Hastalıkdan dolayı isbât etmek lâzım olması, şekerin tatlılığına bir kusûr vermez. Şaşı olan, bir şeyi iki görür ve iki kişi var sanır. Şaşıdaki göz hastalığı, karşısındaki bir şeyin, iki olmasını îcâb etdirmez. O iki gördüğü hâlde, görünen yine birdir. Bunun bir olduğunu isbât etmek çok zordur.

[Müslimân olmak için, yalnız kalbin îmân etmesi, inanması lâzımdır. Fekat, her müslimânın kalbine, dâhilî düşmanı olan nefsinden ve hâricî düşmanları olan şeytânlardan ve kötü arkadaşlardan hastalık gelmekdedir. Nefs, yaratılışda ahkâm-ı islâmiyyeye düşmandır. Kalbin hasta olması, nefse uyması demekdir, yanî islâmiyyete uymak istememesidir. Yanî, islâmiyyetin emrlerinin tadını duymamak, yasak etdiklerinden zevk almakdır. Bu yasaklara dünyâ denildiği, yüzdoksanyedinci mektûbda yazılıdır. Dünyâya düşkün olmak, kalbdeki îmânı zaîfletmekdedir. Bir kimse, nefslerinin esîri olan gâfil insanların sohbetlerinden, sözlerinden, yazılarından, kitâblarından, radyolarından, televizyonlarından uzaklaşırsa ve nefsi tezkiye olursa, yanî inkâr hastalığından kurtulursa, bu dâhilî ve hâricî düşmanlardan kalbe hastalık gelmez. Mevcûd hastalık da, islâmiyyete uyarak, istigfâr okuyarak tasfiye edilince, kalb hakîkî îmâna kavuşur. Nefsin cibillî hastalığından tezkiyesi ve kalbin hâricden gelen hastalıkdan tasfiyesi, mürşid-i kâmilin sohbetinde bulunmakla, kitâblarını okumakla ve ahkâm-ı islâmiyyeye uymakla nasîb olur. Kırkikinci ve elliikinci mektûblara bakınız! Mürşid-i kâmil, bütün sözleri, bütün işleri, islâmiyyete uygun olan, Ehl-i sünnet âlimi demekdir. İslâmiyyeti iyi bilmesi, derin âlim olması lâzımdır.]



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 04.11.2006 - 22:22 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 04.11.2006 - 22:21
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I ALİ RIZA (RA) HZ.LERİ gül

Tüccarın biri dil tutukluğundan dolayı güçlükle konuşurdu. Kendi kendine: İmam-ı Ali Rıza (RA) Hz.leri Peygamber (SAV) Efendimizin evlatlarndandır. Huzuruna varayım da benim dilime bir ilaç tavsiye etsin. diye düşündü. O gece rüyasında Hz. İmamı (RA) gördü. Kendisine: Kimyon, Sa'ter ve tuzu, su ile karıştır, iki üç kere ağzında çalkala, şifa bulursun. Buyurdu. Sabahleyin kalktığında rüyasını hatırladığında rüya deyip ehemmiyet vermedi. Hz. İmamın huzuruna gidip halini arz ettiğinde: Senin dilinin ilacını rüyada söylemediler mi? buyurdu. Tüccar tarif ettiği ilacı kullanınca konuşması hemen düzeldi.



Hz. İmamın (RA) annesi anlatır: Hamile olduğum zaman hiçbir ağırlık duymazdım. Geceleri uykuda karnımda tesbih Sübhanellah ve Tehlil Lailaheillallah sesleri işitir korkardım. Uyandığım zaman hiç ses duymazdım. Oğlum doğduğu zaman ellerini yere koyup, bir söz söyleyen veya münacaat eden bir kimse gibi dudaklarını oynatırdı.



İmam-ı Musa-i Kâzım (RA) Hz.lerinin annesi Hamide Hatun (RA), Peygamber (SAV) Efendimizi rüyasında gördü. Resul (SAV) Efendimiz Ona buyurdu ki: Yakın zamanda, zamanın insanlarının en üstünü olan bir torunun olacaktır.



Hz. İmam (RA) bir gün hamama gitti. Oturup yıkanırken bir asker geldi ve Hz. İmama (RA): Başıma su dök de yıkanayım. dedi. Hz. İmam(RA): Peki. deyip askerin başına su dökmeye başladı. Biraz sonra Hz. İmamı (RA) tanıyanlardan biri gelip bu hali görünce çok üzüldü ve askere: Ey asker! Senin kendine hizmet ettirdiğin bu zat, Aliyyül Mürtezanın (KV) ve Fatımatuzzehranın (RA) torunu İmam-ı Ali Rıza (RA) Hz.leridir. Sen ne yaptığının farkında mısın? dediler. Asker bunları duyunca yaptığı fenalığı anlayarak, Hz. İmamın (RA) ayaklarına kapanıp: Aman efendim! Niye bana kendinizi tanıtmadınız? Niçin bana hizmet ettiniz? Kusurumu affediniz diye özür dileyip ağladı. Hz. İmam (RA) özrünü kabul edip, Müslümana hizmet etmek sevap olduğu için senin isteğini kabul ettim. buyurdu.



Halife Memun, Hz. İmamı (RA) çok sever, sık sık onunla görüşürdü. Saray görevlileri mecburiyet karşısında hürmet gösterirlerdi. Bir araya geldiklerinde Hz. İmam (RA) saraya gelince sarayın perdesini kaldırmamaya ve onu karşılamamaya karar verdiler. Fakat Hz. İmamın (RA) her gelişinde, ellerinde olmadan kalkıp karşılayıp perdeyi kaldırıyorlardı. Bir gün Hz. İmamı (RA) karşıladılar, perdeyi kaldırmakla biraz durakladılar. O anda perde peydah olan rüzgarla kalktı. Çıkışında da rüzgar perdeyi kaldırdı. Bunu gören saray görevlileri: Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin aziz ettiği kimseyi kimse küçültemez. diyerek eski adetlerine devam ettiler.



İbrahim İbn-i Abbas (RA) diyor ki: İmam-ı Ali Rıza (RA) Hz.leri öyle büyük bir Âlim idi ki, hangi ilimden olursa olsun, sorulan her meseleye çok güzel cevaplar verirdi. Halife Memun, kendisine çok sual sorar, verdiği cevaplara hayret ederdi. Hz İmam (RA) az uyur, çok namaz kılar ve çok oruç tutardı. Muhtaç olanları arayıp bulur, onlara yardımcı olurdu. Bir hasır üzerinde oturur, yatacağı zaman da o hasır üacrinde yatardı. Her işinde Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.lerine karşı tam bir teslimiyet ve tevekkül üzere idi. Yüzüğünün taşında &#8216;Hasbiyallah (Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri bana kafidir) yazılı idi.[1]



Yüce Allah (CC) Hz.leri, Onun (RA) şefaatlarından, al-i himmet, nazar ve muhabbetlerinden biz kusurlu kullarını ayırıp da mahrum etmesin.(AMİN)




[1] İslam Ansiklopedisi 3. Cilt S. 98-102


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 05.11.2006 - 12:39 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 05.11.2006 - 12:21
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: 'Allahü teala bir kuluna iki şeyi vermişse, her şeyi vermiştir: 1-Ehl-i sünnet itikadı, 2-Bu yolun büyüklerini tanımak'.


İMAM-I MUHAMMED TAKİ (RA) HZ.LERİ gül

Oniki İmamın dokuzuncusudur. Hicret-i Nebeviyyenin 195.nci senesi (M. 810), Recep ayının onunda Cuma günü Halife Muhammed asrında Medine-i Münevverede dünyaya teşrif ettiler. İsmi şerifleri Muhammed Cevad bin Ali bin Musa-i Kâzım bin Cafer-i Sadık bin Muhammed Bakır bin Zeynel Abidin bin Hüseyin bin Ali bin Ebi Talibdir. Künyeleri: Ebu Cafer, Sani. Lakabları Taki ve Cevaddır. Babası İmam-ı Ali Rıza (RA) Hz.leri, Valideleri Reyhanedir (RA).

İmam-ı Muhammed Cevad Taki (RA) Hz.leri Resûlüllah (SAV) Efendimizin torunu olup, İmam-ı Ali (KV) Hz.leri ile Hz. Fatımanın (RA) evlatlarındandır. İmam-ı Şah Şehid-i Kerbela Hüseyin (RA) Hz.lerinin torunlarından olduğu için Seyyiddir.

Bir gün halife Me'mun ava çıkarken, bir çocuğun oynadığı sokaktan geçti. Geçtiği esnada bütün çocuklar sokaktan kaçtı. Yalnız Hz. İmamı Taki olduğu yerden ayrılmadı. Bunun üzerine Halife Me'mun ona yaklaşarak: "Ey çocuk, bütün çocuklar kaçtığı halde, sen neden kaçmadın? diye sorunca, İmam-ı Taki (RA) Hz.leri: Ey Emirül Mü'minin. Yol dar değil ki, kenara çekilip genişleteyim. Suçum yok ki, senden korkup kaçayım. Senin suçsuz kişileri incitmeyeceğine inanıyorum. diye cevap verdi. Bu güzel yüzlü ve sözlü çocuk, halifenin hoşuna gitti. Ona: Sen kimin oğlusun? diye sorunca, İmam-ı Ali Rızanın (RA). diye cevap verdi. Halife İmam-ı Ali Rıza (RA) Hz.lerini rahmetle andı. Halife bir müddet gittikten sonra av kuşu olan doğanı serbest bıraktı. Doğan bir süre sonra pençesinde yarı canlı bir balıkla geri döndü. Halife bu duruma şaşırdı. Av dönüşü yine aynı yoldan döndüler. İmam-ı Taki (RA) Hz.lerinin bulunduğu yere gelen halife: Ey Muhammed! Benim av kuşumun bu gün ne avladığını biliyor musun diye sordu. İmamı Taki Taki (RA) Hz.leri: Evet ey halife. Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri suda küçük bir balık yarattı. Halifenin av kuşu da bunu avladı ki, Resûlüllah'ın (SAV) sülalesinin kerametleri meydana çıksın. diye cevap verdi. Memun hayret içinde İmam-ı Muhammed Cevad Taki Taki (RA) Hz.lerinin yüzüne baktı ve: Sen gerçekten İmam-ı Ali Rızanın (RA) oğlusun.dedi.

İmam-ı Taki Taki (RA) Hz.lerine ihsan ve ikramlarda bulunarak onu yanına aldı. Bir süre sonra halife Memun meclisinde: Kızım Ümmü Fadlı Muhammed Cevad'a (RA) vermek istiyorum. Sizler ne dersiniz? diye sorunca, veziri ve yakınları: Bu öksüze kızınızı nasıl veriyorsunuz? diye sordular. Halife onlara; Küçük yaşta ilim ve marifetine hayran kaldığım için kızımı ona veriyorum. Bağdat uleması arasında, ona cevap verecek âlim bulamıyorum. dedi. Onlar yine muhalefet edince Halife: En derin âlimlerden birini seçiniz. Muhammed Cevad (RA) ile imtihan ettirelim. dedi. Muhalifler, ulema arasında en meşhur olan Yahya bin Eksemi seçtiler. İmtihan günü bütün devlet erkanı ve meşhur âlimler geldiler. Hz. İmam-ı Muhammed Cevad Taki (RA) Hz.lerinin ilmini anlayamayanlar, Yahya bin Eksem: Senden Muhammed Cevad'ı (RA) yenmeni istiyoruz. dediler. Halife Memun, Hz. İmamı (RA) sağ yanına, Yahya bin Eksemi de sol tarafına oturtarak Yahya bin Ekseme: Sen yaşlı olduğun için önce sen sor. dedi. Yahya bin Eksem çeşitli ilim dallarından yüze yakın soru sordu. Hz. İmam (RA) hepsinin cevabını eksiksiz verdi. Yahya bin Eksem sükut etti. Halife Hz. İmama dönerek: Sen Yahya bin Ekseme bir soru sor. dedi. Hz. İmam (RA) Yahya bin Ekseme dönerek: Ya Yahya! Sabahın erken saatlerinde bir adam bir kadına bakınca bu bakış haram oluyor. Kuşluk zamanı aynı erkek aynı kadına bakıyor, bu bakış helal oluyor. Öğle zamanı olunca bu erkeğin bu kadına bakması haram, ikindi zamanı gelince helal oluyor. Akşam olunca tekrar haram, yatsı zamanında yine helal, gece yarısından sonra tekrar haram oluyor. Şafak vakti tekrar helal oluyor. Bu hanım, bu erkeğe bu zamanlarda neden helal, neden haram oluyor? diye sordu. Yahya bin Eksem: Ey Resûlüllahın (SAV) torunu, lütfedip bu sualin cevabını açıklarsanız, bize büyük ihsan etmiş olursunuz. dedi. Bunun üzerine Hz. İmam (RA): Bu kadın bir cariye imiş. Sabahın erken saatlerinde bir adam ona şehvetle baktı, bu haram idi. Güneş çıktıktan sonra sahibinden satın alınca kendisine helal oldu. Öğle zamanı azad etti, yine haram oldu. İkindi zamanı gelince onunla evlendi, yine helal oldu. Akşam olunca zihar denilen yemini edince tekrar haram oldu. Yatsı vakti zihar yemininin keffaretini verince tekrar helal oldu, gece yarısında tek talak ile boşadı, haram oldu. Sabah olunca bundan vazgeçti, tekrar helal oldu. diye bu soruyu açıkladı. Yahya bin Eksem: Allah-ü Teala (CC) Hz.leri senden razı olsun. Resulüllah (SAV) Efendimizin soyundan olmayana bu maharet ve ilim nasib olmaz. deyince Halife Memun buna sevinerek o mecliste kızı Ümmü Fadlı İmam-ı Muhammed Cevad Taki Taki (RA) Hz.lerine nikahladı. İmam-ı Muhammed Cevad Taki Taki (RA) Hz.leri daha küçük yaşta büyük ve derin alim olmuştur. Memun kızı Ümmü Fadlı Hz. İmama nikâh edince onları Medineye gönderdi. Hz. İmam ve hanımı Kûfe'ye vardılar. Hz. imam bir mescide girdi. Abdest almak için su istedi. Caminin avlusunda bulunan ve meyve vermemiş olan bir sidre ağacının dibinde abdest aldı. Namaz kıldıktan sonra ağacın yanına geldiler. Ağaç taze meyve vermişti. Meyve çok tatlı ve çekirdeksiz idi. Cami cemaati o meyvelerden bereketlenmek için yediler.[1]

İmam-ı Muhammed Cevad Taki Taki (RA) Hz.leri usul-i zikir ve tasavvufu (tarikatı) babası İmam-ı Ali Rıza Taki (RA) Hz.lerinden alarak Füyuzat-i Maneviyyc ve Esrar-ı Muhammediyyeye mazhar olmakla, Takilerin serveri ve safilerin rehberi bir Nur-i Rabbani olmuştur.



[1] İslam Ansiklopedisi 3. Cilt S.281,282



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 06.11.2006 - 18:23 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 06.11.2006 - 18:19
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I MUHAMMED TAKİ (RA) HZ.LERİ gül

Ebu Halid adında bir zat şöyle anlatıyor: Irakta iken, Şamda bir kişinin Peygamberlik davasında bulunduğu için zincirlere bağlanarak hapse atıldığını duydum. Delice konuşuyor ve acaip bir hikaye anlatıyor dediler. Ben merak ederek, o tutuklunun yanına gittim. Aklı yerinde idi. Başına gelenleri anlat deyince: Ben Şamda İmam-ı Hüseyin (RA) Hz.lerinin mübarek başının bulunduğu söylenilen camide devamlı ibadet ederdim. Bir gece ibadet ederken, aniden mübarek yüzlü bir şahıs karşıma çıktı. Bana: Kalk beni takib et! dedi. Az bir süre yürüdükten sonra Küfe camisinde kendimi gördüm. Bana: Bu camiyi tanıyor musun? diye sorunca, Evet, Küfe camisidir dedim. Doğrudur dedikten sonra iki rekat namaz kıldık. Sonra o zat çıktı. Ben onu takib ettim. Kısa süre sonra kendimi Peygamber (SAV) Efendimizin Medine'deki mescidinde buldum. Peygamber (SAV) Efendimize selam verdikten sonra o zat çıktı. Ben onu takip ettim. Kısa süre sonra kendimi Kabe'nin yanında gördüm. Kabe'yi tavaf ettikten sonra o zat bana yine: Beni takib et! dedi. Bir müddet sonra o zat kayboldu.
Baktım ki, Şamdaki camideyim. Bu hale hayret ettim. Bir sene bunun tesirinden kurtulamadım. Bir sene sonra yine aynı gece, o zatı mescidde yanımda gördüm. Bir sene önce yaptığımız herşeyin aynısını yaptık. Benden ayrılacağı sırada kendisine: Sana bu kuvvet ve kudreti veren Rabbin (CC) hakkı için siz kimsiniz? diye sorduğumda: Ben Muhammed Cevad bin Ali Rıza bin Musa Kâzım bin Cafer Sadık'ım (RA) dedi ve ayrıldı. Daha sonra ben bu durumu anlattım. Şamın valisi olan Muhammed bin Abdülmelik duymuş, beni çağırdı. Bana bu hadiseyi sordu. Bende başından sonuna kadar anlattım. Sen deli olmuşsun. diye beni buraya ellerimi ve ayaklarımı bağlayarak hapsetti dedi. Ben durumu valiye bir mektup ile bildirdim. Mektubun arkasına vali şunu yazmıştı: Bir gecede o şahsı Şamdan Kûfeye, Kûfe'den Medineye, Medineden Mekkeye ve oradan Şama götüren kimse, onu bizim zindandan kurtarsın. Ben bunu okuyunca çok üzüldüm. Durumu o zata bildirmek için hapishaneye gittiğimde valinin adamları ve bekçiler telaş içindeydiler. Sebebini sordum. Bana: Zincirlerle bağlı olan deli, bu gece hapishanenin hiç bir kapısı açılmadan, hiçbir duvarı delinmeden kaçmış. Kimin tarafından kurtarıldığı da bilinmiyor. dediler. Bunu duyunca Allah-ü Teala (CC) Hz.lerine hamdü senalar ettim ve onu oradan, İmam-ı Muhammed Cevad Taki Taki (RA) Hz.lerinin kurtardığına inandım.
İmam-ı Taki Taki (RA) Hz.leri, halife Memun vefat edince: Bizim kurtuluşumuz otuz ay sonradır. buyurdu. Halife Memunun vefatından otuz ay sonra zevcesinin amcası halife Mutasım ile görüşmek için Bağdat'a gittiği sırada vefat etti.



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 07.11.2006 - 19:10 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 07.11.2006 - 19:08
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I MUHAMMED TAKİ (RA) HZ.LERİ gül

İmamı Muhammed Cevad Taki (RA) Hz.leri buyurdu ki: Zulüm ile amel eden, zalime yardım eden ve bu zulme razı olan, bu zulme ortaktır. Zalimin adaletle geçen günü kendisine, mazlumun zulüm gördüğü günden daha ağır gelir.



Cahiller çoğaldığı için alimler garib oldu.



İmam-ı Muhammed Cevad Taki (RA) Hz.lerinin rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte Peygamber Efendimiz (SAV) buyurdular ki: İstihare eden kaybetmedi, istişare eden pişman olmadı.[1]


Yüce Allah (CC) Hz.leri şefaatlarından, al-i himmet nazar ve muhabbetlerinden feyiz ve bereketlerinden bizi ayırıp mahrum etmesin.



[1] Buhari ve Müslim



Bu mesaj 2 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 08.11.2006 - 20:26 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 08.11.2006 - 20:24
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah


İMAM-I ALİ NAKİ (RA) HZ.LERİ gül

Halife Mütevekkilde bir gün büyük bir çıban çıktı. Çok ağrı ve şiddetli ateş yapıyordu. Tabiplerin hiç biri buna çare bulamadılar. Hastalığı ağırlaşınca annesi: Mütevekkil iyi olursa kendi malımdan İmam-ı Naki (RA) Hz.lerine çok mal göndereceğim. diye nezr etti. Mütevekkilin yakınlarından Feth bin Hakan: İmam-ı Ali Nakiden de (RA) bir ilaç soralım. dedi. Bir kimseyi gönderdiler. Hz. İmam (RA) falan şeyi yaranın üzerine koyun. Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin izniyle fayda verir buyurdu. Bu haber üzerine halifenin meclisinde bulunanlar gülüştüler ve alay ettiler. Feth bin Hakan'ın ısrarları üzerine, söylenilen şeyi yaranın üzerine koydular. Çıban yarılıp içinde olanlar çıktı. Hasta şifa buldu. Mütevekkilin iyileştiğini duyan annesi on bin altını bir keseye koyup kendi mührüyle mühürleyip Hz. İmama (RA) gönderdi. Mütevekkil iyice iyileşince, birisi İmam-ı Ali Naki (RA) Hz.lerinin evinde çok mal ve silah okluğuna dair halifeye şikayette bulundu.
Mütevekkil, veziri Saide gece yarısı Hz. İmamın (RA) evine girmesini ve orada bulduğu mal ve silahı kendisine getirmesini emretti. Bunun üzerine vezir Said şöyle anlatır: Bir merdiven götürüp dama çıktım. Pencereden içeri girdim. Karanlıktı, ne tarafa gideceğimi şaşırdım. O sırada Hz. İmamın (RA) sesini duydum. Ey Said biraz bekle, mum getirsinler. buyurdu. Mum gelince aşağıya indim. İmam-ı Ali Naki (RA) yünden bir elbise giymiş, başında yünden bir takke, altında hasır bir seccade, kıbleye karşı oturuyordu. Ey Said işte odalar, ara.& buyurdu. Odalara girdim, bana söylenilen mal ve silahları bulamadım. Fakat halifenin annesinin gönderdiği kese, mührüyle duruyordu. İmam-ı Naki (RA) : Seccadeye de bak! buyurunca seccadeyi kaldırdım. Bir kılıç kınıyla duruyordu. Hepsini alıp halifeye getirdim. Halife annesinin mührüyle mühürlü keseyi görünce merak edip sordu. Durumu anlattılar. Bunun üzerine kendisi de bir kese koyup, keseleri ve kılıcı geri gönderdi. İmam-ı Ali Nakinin (RA) huzuruna varıp mahcup bir şekilde: Efendim! İzinsiz evinize girmek bana çok zor geldi, ama emir almıştım. dedim. O zaman Yüce Allah (CC) Hz.lerinin şu ayeti kerimesini okudu: Allah-ü Teâlâ'ya (CC) şirk koşanlar ve Peygamberini (SAV) hiciv edenler, öldükten sonra hangi yere gideceklerini bilirler. 1

Salih bin Said anlatır: Halife Mütevekkil, İmam-ı Naki (RA) Hz.lerini Medineden Iraka çağırdı. Beraberce Samarraya gittik, kötü bir yerde konakladık. Hz. İmamı sevenlerden biri içeri girip: Efendim! Bunlar senin kıymetini gizlemek ve nurunu söndürmek istiyorlar. Bunun için böyle kötü ve korkulu yerde konaklattılar. Dedi. Hz. İmam (RA) Hz.leri: Ey Saidin oğlu. Şöyle bir bak! diye buyurup eliyle işaret etti. İşaret ettiği tarafa baktığımda dünyada bir benzeri olmayan, bahçeler, ırmaklar ve köşkler gördüm. Biraz sonra bu haller kayboldu. Bana buyurdu ki: Ey Salih! Biz nerede olursak olalım, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.lerinin nimetleri bizimle beraberdir.

Bir gün İmam-ı Ali Naki (RA) Hz.leri, halifenin evlatlarının birinin düğününde düğün yemeğinde bulundu. Herkes edeple oturuyordu. Fakat gencin biri çok gülünç şeyler söyleyerek edepsizlik ediyordu. Bunun üzerine Hz. İmam (RA) o gence: Ey genç! Çok gülüyorsun, kahkaha atıyorsun, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.lerini hatırlamaktan gafil oluyorsun. Halbuki üç gün sonra öleceksin. Kabre hazırlıklı mısın? diye sordu. O genç bu sözü duyduğu halde edepsizlikten vazgeçmedi. Yemekler yendi, düğün bitti. Ertesi gün genç hastalandı. Üç gün sonra da öldü.

Bir gün Hindistan'dan bir sihirbaz gelmiş, gösteriler yapıyordu. Zengin birisi sihirbazı çağırıp dedi ki: İmam-ı Nakiyi (RA) mahcup edebilirsen sana bin altın vereceğim. Sihirbaz da dedi ki: Olur yaparım. Yalnız bir yemek ve yanına birkaç yufka ekmek hazırlayıp beni yanına oturtunuz. Sihirbazın dediği gibi yaptılar. İmam-ı Ali Naki (RA) Hz.leri gelip sofraya oturdu. Bir parça ekmek almak istedi. Sihirbaz birşeyler yaptı. Ekmek önünden uçtu. Bu iş üç defa tekrarlandı. Sofrada bulunanlar gülmeye başladılar. Oturdukları odada bir divan yastığı üzerinde arslan resmi vardı. İmam-ı Ali Naki (RA) Hz.leri o resme işaret ederek emir verdi: Bu adamı yut! O resim bir anda arslan oldu, sıçradı sihirbazı yuttu. Tekrar o yastığa geldi. İmam-ı Ali Naki (RA) Hz.leri buyurdu ki: Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.lerinin düşmanlarını dostlarının üzerine musallat etmek böyle doğru değildir. -2-

Yüce Allah (CC) Hz.leri Ondan razı olsun ve bizi onun feyizleriyle ve şefaatlarıyla şereflendirsin. (AMİN)


[1] Eş-Şuara S. A.227
[2] İslam Ansiklopedisi 3.Cilt S.97


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 09.11.2006 - 15:07 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 09.11.2006 - 15:02
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 

Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah


bir mum diğer mumu tutuşturmakla
ışıgından bir şey kaybetmez.

bütün cihanı araştırdım , iyi huydan daha iyi
bir liyakat görmedim.

içteki kiri su deyil ancak göz yaşı temizler

fikir ona derler 'ki bir yol açsın yol ona derler ki

bir gerçeğe ulaşsın.

dua ve ibadet ALLAH c.c. ile olmaktır. ALLAH c.c. ile olan

kimse için ölüm de ömür de hoştur.

sopayla kilime vuran kilimi dövmez tozlarını silkeler




Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 10.11.2006 - 09:17 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 10.11.2006 - 09:16
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu ALeykum Ve Rahmetullah

Bu fakir ile başlayan sözler vardır peki bu fakir ne demektir


Fakir, muhtaç demektir. Peygamber efendimizin Allahü teâlâdan istediği ve övündüğü fakirlik, her zaman, her işte, ALLAH-U TEALA ya muhtaç olduğunu bilmektir. Abdullah Dehlevi hazretleri, (Tasavvufta fakir, muradı olmayan, yani ALLAH-U TEALA nın rızasından başka dileği olmayan demektir) buyuruyor. (Dürr-ül-mearif)

Tasavvufta fakir, nafaka olmayınca, sabır ve kanaat eder. ALLAH-U TEALA nın fiilinden ve iradesinden razı olur. ALLAH-U TEALA emrettiği için rızık kazanmaya çalışır. Çalışırken, ibadetlerini terk etmez ve haram işlemez. Kazanırken de, kazandığını sarf ederken de, İslamiyete uyar. Böyle kimseye zenginlik de, fakirlik de faydalı olur. Dünya ve ahiret saadetine kavuşmasına sebep olur. Fakat nefsine uyarak, sabır ve kanaat etmeyen kimse, ALLAH-U TEALA nın kaza ve kaderine razı olmaz. Fakir olunca, az verdin diye itiraz eder. Zengin olursa doymaz, daha ister. Kazandığını haramlara sarf eder. Zenginliği de, fakirliği de, dünyada ve ahirette felaketine sebep olur. (İslam Ahlakı)

Bizim de bu fakir diyebilmemiz için, yüksek dereceye kavuşmamız gerekir. Yoksa çok yapmacık olur, sırıtır, işin ehli bize güler. Tevazu göstereceğiz derken kibirli olduğumuz meydana çıkar.



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 11.11.2006 - 11:20 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 11.11.2006 - 11:18
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 

UBÛDİYYET [HAKK'A KULLUK]


Allah Teâlâ buyurmuştur ki:

"Sana ölüm gelene kadar rabbine ibadet et." [Hicr 15/99.]

Ebû Hüreyre'nin [r.a] rivayet ettiği bir hadiste, Hz. Peygamber [s.a.v] şöyle buyurmuştur:

" Yedi sınıf insan vardır ki, Allah Teâlâ, kendi rahmetinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, onları kendi gölgesinde gölgelendirecektir. Onlar şunlardır:


1. Adil yönetici.
2. Allah'ın ibadetinde büyüyen genç.
3. Kalbi mescidlere bağlı kimse.
4. Birbirini sırf Allah için seven, bu sevgi ile buluşup, bu sevgi içindeyken ayrılan iki kimse.
5. Tek başına gizli bir yerde Allah Teâlâ'yı zikredip gözlerinden yaş boşalarak ağlayan kimse.
6. Kendisini zinaya çağıran güzel ve itibarlı bir kadına, "Ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" deyip harama yanaşmayan kimse.
7. Sağ elinin verdiği sadakayı sol elinin bilemeyeceği şekilde gizli sadaka veren kimse." [Buhârî, Salât, 187; Zekât, 17; Müslim, Zekât, 91; Tirmizî, Zühd, 53; Nesâî, Kazâ, 2.]


Üstadım Ebû Ali Dekkâk'ın şöyle söylediğini işittim : "Ubûdiyyet [Mevlâya boyun eğip nefsi emrine teslim etmek] sadece ibadet etmekten daha mükemmeldir. Kul önce ibadete başlar, peşinden ubûdiyyet gelir, onu ubûdet [Hak'ta fâni olma ve ilâhî tecellilerde kaybolma hali] takip eder.

İbadet, müminlerin avamı içindir. Ubûdiyyet havas [seçkin velîler] içindir. Ubûdet ise havassü'l-havas denen en seçkin velîler içindir."

Yine onun şöyle dediğini işittim: "İbadet, ilme'l-yakîn sahipleri içindir. Ubûdiyyet, ayne'l-yakîn sahipleri içindir. Ubûdet ise, hakka'l-yakîn sahipleri içindir."

Yine üstadımın şöyle söylediğini işittim: "İbadet, mücahede [amel ve gayret] sahipleri içindir. Ubûdiyyet, nefis terbiyesi için çeşitli sıkıntılara girenler içindir. Ubûdet ise, müşahede sahiplerinin sıfatıdır. Allah'a ibadette nefsini geri çekmeyen kimse ibadet sahibidir. Bu yolda kalbini esirgemeyen kimse ubûdiyyet sahibidir. Hak için ruhunu feda etmekten çekinmeyen de ubûdet sahibidir."

Şöyle denilmiştir: Ubûdiyyet, bütün şartlarını yerine getirerek taatlerin hakkını vermek, senden meydana gelen her şeyi kusurlu görmek ve başına gelen her şeyin ilâhî takdirle gerçekleştiğini müşahede etmektir.

Bu konuda şunlar söylenmiştir:

Ubûdiyyet , başına gelen ilâhî tecelli ve takdirler karşısında iradeyi terketmektir.

Ubûdiyyet, kendi güç ve kuvvetinden sıyrılmak, Allah Teâlâ'nın sana verdiği güç, zenginlik ve nimetin O'ndan olduğunu itiraf etmektir.

Ubûdiyyet, sana emredilen şeylere sıkıca sarılmak, yasaklanan şeylerden de uzaklaşmaktır.

Muhammed b. Hafîf', "Ubûdiyyet [Hakk'a kulluk] ne zaman sahih ve güzel olur?" diye sorulduğunda hazret,
"Kul bütün yükünü mevlâsına havale edip [O'nun taatine yöneldiği] ve başına gelen musibetlere O'nunla sabrettiği zaman" demiştir.

Sehl b. Abdullah-ı Tüsterî demiştir ki: "Kul, şu dört şeyden korkuyu üzerinden atmadıkça güzel kulluk yapamaz:
Açlık, elbise yokluğu, fakirlik ve zillet."


Denilmiştir ki: Ubûdiyyet, bütün varlığın ile Allah'a ibadete yönelmen ve bütün [geçim ve benzeri] yüklerini O'na havale etmendir.

Tedbiri terketmek ve her şeyde ilâhî takdiri görmek, ubûdiyyetin [güzel kulluğun] alâmetlerindendir denmiştir.

Zünnûn-i Mısrî şöyle demiştir: "Ubûdiyyet, yüce Allah'ın her halde senin Rabbin olduğu gibi, senin de her halde O'nun kulu olmandır."

Ebû Muhammed-i Cerîrî demiştir ki: "Nimete [mala-mülke] kölelik yapanların sayısı çoktur, nimeti verene kulluk edenler ise çok azdır."

Üstadım Ebû Ali Dekkâk'ın şöyle söylediğini işittim: "Sen kimin emrinde ve hizmetinde isen onun kölesisin. Eğer sen nefsinin elinde esir isen, nefsinin kulusun, dünyanın peşinde esir isen dünyanın kulusun [Mevlânın esiri ve âşığı isen O'nun kulusun]."

Hz. Resûlullah [s.a.v] bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Altına, gümüşe, kumaşa kulluk edenler helâk oldular." [Buhârî, Rikâk, 10; Cihâd, 70; İbn Mâce, Zühd, 8; İbn Hibbân, Sahîh, nr. 3218; Beyhakî, Sünenü'l-Kübrâ, 10/245; Begavî, Şerhu's-Sünne, nr. 4059.]

Ebû Amr b. Nüceyd şöyle demiştir: "Bir kimse, bütün amellerinde bir çeşit riya [gösteriş] ve bütün hallerinde [ilâhî rıza dışında, gizli] birtakım dava görmedikçe, kulluktaki adımı temiz ve ihlâslı olmaz."

Abdullah b. Münâzil demiştir ki: "Bir kimse, kendisine hizmet edecek birini istemedikçe tam bir kuldur. Nefsi için bir hizmetçi isteyince gerçek kulluk halinden çıkmış ve kulluğun edebini terketmiş olur [Ancak kimseden hizmet beklemediği halde, gönüllü olarak ona hizmet ediliyorsa bunun bir zararı olmaz. Bir de zaruret halleri bunun dışındadır]."

Sehl b. Abdullah-ı Tüsterî şöyle demiştir: "Bir kimse şu hale ulaşmadan güzel kulluk yapamaz:

Yokluk halinde kendisinde hiçbir zillet eseri gözükmez,
aynı şekilde varlık içinde de zenginlik eseri gözükmez [Her iki halde de şerefini ve tevazu halini korur, halka değil, Hakk'a bakar]."

Denilmiştir ki: Ubûdiyyet, rubûbiyyeti [her şeyde Allah'ın Rabliğini, hüküm, irade ve idaresini] müşahede etmektir [Bunun sonu, bütünüyle O'na yönelmektir].

Üstadım Ebû Ali Dekkâk'tan dinlediğime göre, Nasrâbadî şöyle demiştir:

"Âbidin [ibadet ehlinin] kıymeti ibadet ettiği rabbinden gelir; aynı şekilde ârifin şerefi de yakînen tanıdığı rabbinden gelir.&#8221;

Ebû Hafs Haddâd şöyle demiştir: "Ubûdiyyet
[Hakk'a kulluk] kulun süsüdür; onu terkettiği zaman süsü yok olur."

Nebbâcî demiştir ki: "Kulluğun aslı şu üç şeydedir:
Cenâb-ı Hakk'ın hükümlerinden hiçbirini reddetme.
Hiçbir şeyi O'ndan esirgeme.
O senin kendisinden başka birine bir hâcet arzettiğini işitmesin [ihtiyacını sadece O'ndan iste]."

İbn Atâ şöyle demiştir:"Güzel kulluk şu dört esas üzere kuruludur:
Ahde vefa,
ilâhî hudutları [farzları] muhafaza,
mevcuda rıza,
elde olmayana sabır."

Üstadım Ebû Ali Dekkâk'ın [rah] şöyle dediğini işittim: "Yüce Allah'a kulluktan daha şerefli bir şey yoktur. Bir mümin için de kulluktan daha güzel bir isim yoktur. Bunun için Allah Teâlâ, dünyadaki en şerefli ânı olan mi'rac gecesinde Hz. Peygamber'den [s.a.v] bahsederken şöyle buyurmuştur:

"Kulu Muhammed'i bir gece Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, bütün noksan sıfatlardan uzak olup şanı çok yücedir."[İsrâ 17/1.]

Allah Teâlâ diğer bir âyette de, "Allah kulu Muhammed'e vahyedeceğini vahyetti" [Necm 53/10.] buyurmuştur. Eğer kulluktan daha yüce bir isim olsaydı, Allah Teâlâ peygamberi Hz. Muhammed'e [s.a.v] o ismi verirdi.

Bu konuda şu mânadaki şiiri okurlar:

"Ey Amr! Durma o ay yüzlü sevgilimin yanına git. Onu işiten gören herkes tanır. Sakın bana, "Ey falanın kölesi!" isminden başkasıyla çağırma! Çünkü bu, benim için en şerefli bir isimdir."

Sûfîlerden biri demiştir ki: "Seni güzel kulluktan alıkoyan iki şeydir:

1. Nefsinin lezzetlerine yönelmen.

2. Kendi hareketine ve yaptığın işlere güvenmen.

Bu ikisini gönlünden silip attığın zaman, gerçek kulluğu yerine getirmiş olursun."

Bu konuda Vâsıtî şu uyarıyı yapmıştır: "Size verilen ihsan ve nimetlerin lezzetiyle meşgul olmaktan sakının; şüphesiz bu hal, safa ehli [gönlünü Hakk'a verenler] için bir perdedir."

Ebû Ali-i Cûzcânî demiştir ki:
"Rıza, kulluğun binasıdır,
sabır onun kapısıdır, işini Allah'a havale etmek [tefvîz] ise içinde durulacak evidir. Kapının önünde ses verilip izin istenir, binaya giren zor işlerden kurtulur, evin içine giren de rahat eder [Kul sabırla Hakk'ın kulluk kapısında durup izin ister. Rıza kapısından girince yolu açılır. Nefsini bir kenara itip işlerini Rabbine havale edince rahat eder]."

Üstadım Ebû Ali Dekkâk'ın şöyle dediğini işittim: "Allah Teâlâ'dan Rablik sıfatı hiç yok olmayacağı gibi, kuldan da kulluk sıfatı hiç kalkmaz, her ikisi de dâimîdir."

Biri bu konuda şu mânadaki şiiri okumuştur:

"Bana kimsin diye sorarlarsa, 'Ben onun kölesiyim'derim. Ona benden sorarlarsa, 'O benim kölem' der."

Nasrâbâdî şöyle demiştir: "Kusurlu görülüp peşinden af ve bağışlanma istenen ibadetler, yaptıktan sonra bir karşılık ve mükâfat beklenen ibadetlerden kulu Allah'a daha fazla yaklaştırır."

Yine Nasrâbâdî demiştir ki: "Gerçek kulluk, kendisine ibadet edilen yüce zâtın müşahedesine dalıp, ibadetini görmeyi [ve onu kendine mal etmeyi] kalbinden çıkarıp atmaktır."

Cüneyd-i Bağdâdî ise şöyle demiştir: "Gerçek kulluk, âhirette sana faydası olmayan bütün meşguliyetleri terkedip insanın her türlü korkusunu giderecek asıl işle [mevlâya yönelmekle] meşgul olmaktır."

Biraz uzunca bir yazı oldu fakat her satırlarında ayrı bir hâz var

Es selamü aleyküm
Ekleme Tarihi: 12.11.2006 - 10:42
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

(YiTiK_SevDaM) kardeşim MaşALLAH diyelim gül. Dün gece iman sohbetinden çıktık hiç vakit kaybetmeden çok güzel bir konu hazırlamışsınız. HAK TEALA uykusuz kaldığınızı saatlerin sevaplarını gani gani verir İnşALLAH...
Ekleme Tarihi: 12.11.2006 - 14:29
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I HASEN-İ ASKERİ (RA) HZ.LERİ gül


İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.leri Oniki İmamın onbirincisidir. Hicret-i Nebeviyyenin 232. (846) Rabiül-Evvelin dördüncü gününde halife Vasik devrinde Medine-i Münevvere'de dünyaya geldi. İsmi şerifleri Hasan, Künyeleri Ebu Muhammed, Lakabları Askeri, Zeki, Halis, Sirac ve Hastır. Pederi alileri İmam-ı Ali Naki (RA) Hz.leri, valideleri de Susendir. Babasının olduğu gibi kendisi de Askeri ismi ile meşhur olmuştur.

Zikir ve Tasavvuf (tarikat) usulünü babası İmam-ı Ali Naki (RA) Hz.lerinden alarak Pişüvari zeman ve mukteda-i ehli iman olmuştur. Türlü faziletleri ve nice kerametleri vardır. İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.leri cesur, kerim, cömert ve alim bir zattı. Yalnız bir oğlu olup, o da Oniki İmamın onikincisi yani sonuncusu olan İmam-ı Muhammed (RA) Hz.leridir.



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 12.11.2006 - 14:42 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 12.11.2006 - 14:40
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
hicrete ozlem su an offline hicrete ozlem  
RE:

11 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 22.04.2006
En Son On: 16.12.2006 - 22:38
Cinsiyeti: ----- 
Alıntı
Orijınalı i-will-die-soon

Tasavvuf başlığını görünce bende Mehmet Akif'in tasavvufa bakışını anlatan bir beyit eklemek istedim:

«Sürdüler Türk'e tasavvuf diye olgun şırayı;
Muttasıl şimdi hakikat kusuyor Sıtkı Dayı.!»

(olgun şıradan kasıt şarap olsa gerek)



imam şafinin tasavvuf yorumu ise şöyle:

«Bir kimse eğer sabahleyin tasavvufla meşgul olacak olursa, daha öğle vakti gelip çatmadan mutlak surette o adam aptallaşır.»
«Bir kimse eğer kırk gün sofilerle düşüp kalkarsa onun ebediyyen artık aklı başına gelmez. (Eb'ul Faraj Abdurrahman b. Ali b. Muhammed İbn'ul-Jawzî, Telbis'u İblîs s. 371. Bağdad-1983.)


Saygı,sevgi, selam ve dua ile...




masallah kardes Allah (cc) ilminizi artirsin,
Ekleme Tarihi: 12.11.2006 - 15:04
Bu mesajı bildir   hicrete ozlem üyenin diğer mesajları hicrete ozlem`in Profili hicrete ozlem Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
hicrete ozlem su an offline hicrete ozlem  

11 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 22.04.2006
En Son On: 16.12.2006 - 22:38
Cinsiyeti: ----- 
ve aleykum selam

evet ya da ?

hadi bir zanda bulunun , cok merak ettim ?

sizin yazdiklarinizi da okudum ........

tasavvuf seyhlerinin hallerini biz bilemeyiz demissiniz, eeee ben bu sozun ustune ne diyebilirim ki , referansiniz sizinde benim de halini anlayamayacagimiz birisi ...........


Bu mesaj 1 kez ve en son hicrete ozlem tarafından 12.11.2006 - 16:20 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 12.11.2006 - 16:20
Bu mesajı bildir   hicrete ozlem üyenin diğer mesajları hicrete ozlem`in Profili hicrete ozlem Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
hicrete ozlem su an offline hicrete ozlem  
RE:

11 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 22.04.2006
En Son On: 16.12.2006 - 22:38
Cinsiyeti: ----- 
Alıntı
Orijınalı Havz-i Kevser

Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

"hadi bir zanda bulunun , cok merak ettim ?"

Siz ve sizin gibilere söyleyeceğimiz tek şey



Güle Güle Güle Güle Güle Güle



ve aleykum selam kiyamam

ne kadar cocukca bir davraniz ben yasca sizden kucuk oldugumu dusunmustum ama IQ olayi farkli demekki

bakin bu sozlerimi bir psikolog olarak yazmiyorum , iki aya kadar uzmanligimi tamamlayinca , kesin teshisi koyariz insaAllah

düsün düsün düsün
Ekleme Tarihi: 12.11.2006 - 17:15
Bu mesajı bildir   hicrete ozlem üyenin diğer mesajları hicrete ozlem`in Profili hicrete ozlem Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  
RE: RE:

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 
Alıntı
Orijınalı hicrete ozlem

Alıntı
Orijınalı Havz-i Kevser

Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

"hadi bir zanda bulunun , cok merak ettim ?"

Siz ve sizin gibilere söyleyeceğimiz tek şey



Güle Güle Güle Güle Güle Güle



ve aleykum selam kiyamam

ne kadar cocukca bir davraniz ben yasca sizden kucuk oldugumu dusunmustum ama IQ olayi farkli demekki

bakin bu sozlerimi bir psikolog olarak yazmiyorum , iki aya kadar uzmanligimi tamamlayinca , kesin teshisi koyariz insaAllah

düsün düsün düsün



Daha çok uzmanlaşman gerek kardesim

Psikolog olarak yazmasanda şuursuzca yazdıgın kesin Güle Güle <>bunun anlamı güle güle demek herhalde göz kırpma
Ekleme Tarihi: 12.11.2006 - 17:26
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 
Alıntı
Orijınalı Havz-i Kevser

Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

(YiTiK_SevDaM) kardeşim MaşALLAH diyelim gül. Dün gece iman sohbetinden çıktık hiç vakit kaybetmeden çok güzel bir konu hazırlamışsınız. HAK TEALA uykusuz kaldığınızı saatlerin sevaplarını gani gani verir İnşALLAH...



Aleyküm selam ve Rahmetullahi..
gülUtanıyorum Dostum Dün gece kardeşimizle uzunca konuştuk

ALLAH razı olsun abi Gayemiz sadece ALLAH'a layık bir kul olmak

Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...
Ekleme Tarihi: 12.11.2006 - 17:29
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

(YiTiK_SevDaM) HAK TEALA ilmini ve gayretini arttırsın İnşALLAH. İlim meclislerinden ayrılma hep söylerim ya sana. İlim meclisleri Rahmet yuvalarıdır...

Ekleme Tarihi: 12.11.2006 - 17:42
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
hicrete ozlem su an offline hicrete ozlem  
RE: RE: RE:

11 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 22.04.2006
En Son On: 16.12.2006 - 22:38
Cinsiyeti: ----- 
Alıntı
Orijınalı (YiTiK_SevDaM)

Alıntı
Orijınalı hicrete ozlem

Alıntı
Orijınalı Havz-i Kevser

Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

"hadi bir zanda bulunun , cok merak ettim ?"

Siz ve sizin gibilere söyleyeceğimiz tek şey



Güle Güle Güle Güle Güle Güle



ve aleykum selam kiyamam

ne kadar cocukca bir davraniz ben yasca sizden kucuk oldugumu dusunmustum ama IQ olayi farkli demekki

bakin bu sozlerimi bir psikolog olarak yazmiyorum , iki aya kadar uzmanligimi tamamlayinca , kesin teshisi koyariz insaAllah

düsün düsün düsün



Daha çok uzmanlaşman gerek kardesim

Psikolog olarak yazmasanda şuursuzca yazdıgın kesin Güle Güle <>bunun anlamı güle güle demek herhalde göz kırpma



haklisiniz cahille cahil , olmaya gerek yok ....

ama gec degil arkadasiniz icin tedavi olabilir....
Ekleme Tarihi: 12.11.2006 - 17:44
Bu mesajı bildir   hicrete ozlem üyenin diğer mesajları hicrete ozlem`in Profili hicrete ozlem Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I HASEN-İ ASKERİ (RA) HZ.LERİ gül

Hz. İmamı (RA) sevenlerden bir zat anlatır: Zindana düşmüştüm, zindan çok dar ve ayağımdaki zincirler de çok ağır idi. İmam-ı Askeri (RA) Hz.lerine bir mektup yazarak sıkıntımı anlattım. Mektuba geçim sıkıntımın da olduğunu yazacaktım fakat utandığım için yazamadım. İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.leri mektuba verdikleri cevapta şöyle buyuruyordu: Bu mektubu aldığın gün, öğle namazını evinde kılacaksın. Hakikaten o gün öğle üzeri beni zindandan çıkarıp serbest bıraktılar. Sevinç içinde evime geldim, namazımı kıldım. Kapım çalındı, kapıyı açtığımda İmam- Askeri (RA) Hz.lerinin hizmetçisi ile karşılaştım. Bana yüz altın ile bir mektup bıraktı. Mektubu açtığımda şunlarm yazılı olduğunu gördüm: Ne zaman bir ihtiyacın olursa iste, istediğin şeye Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.lerinin izniyle kavuşursun..



İmam- Hasen-i Askeri (RA) Hz.lerini sevenlerden biri başından geçen bir hadiseyi şöyle anlatır: Hz. İmama (RA) bir mektup yazarak bazı şeyler sordum. Bahar hummasından da soracaktım fakat unutmuşum. Daha sonra suallerimin cevabı geldi. Suallerin cevabından sonra şöyle yazmışlar: Bu suallerle beraber bahar hummasını da soracaktın fakat unuttun. Onun cevabını da verelim. (Ey ateş İbrahim'in üzerine soğuk ve emin ol.)[1] Ayet-i Kerimesini yazıp, hummalı hastanın boynuna aşılırsa şifa bulur buyurdu. Dedikleri gibi yaptım. Hasta şifa buldu.

Halifenin huysuz bir atı vardı. Değil binmek, eyer bile vuramazlardı. Halifenin hizmetçilerinden biri: Bu atı İmam-ı Askeri (RA) Hz.leri görsün. Ya bu at onu öldürür, veyahut at kullanılır hale gelir. dedi. Hz. İmam (RA) saraya çağırıldı. Sarayın bahçesine girince, doğruca atın yanına gitti. Ata elini sürer sürmez at terlemeye başladı. Sonra Halife Hz. İmamın (RA) yanına gelerek, tazimden sonra: Efendim! Biz bu atı hiç kullanamıyoruz. Terbiye de edemedik. Buna bir eyer vurup eğitebitir misiniz? diye sordu. Hz. İmam (RA) atın yanına vardı, eyerini vurdu. Halife: Bir de biner misiniz diye sordu. Hz. İmam (RA) bunun üzerine ata bindi. Sarayın bahçesinde koşturdu. At, en ufak bir serkeşlik yapmadı. Sonra attan inip halifenin yanına gelerek: Bundan daha iyisini görmedim. buyurdu. Halife çok hayret etti ve atı İmam-ı Askeri (RA) Hz.lerine hediyye etti.

İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.leri daha küçük iken onunla Behlül Dane olarak bilinen ve meşhur Harun Reşidin kardeşidir diye tanınan Ebu Vehib bin Ömer (RA) Hz.leri arasında bir konuşma geçer. Bir gün Behlül Dane (RA) Hz.leri yolda giderken bir kaç çocuğun bir yerde oynadıklarını ve içlerinde bir çocuğun ağlamakta olduğunu görünce onun oyuncağı olmadığından ağladığını sandı. Behlül Dane (RA) Hz.leri: Gel! Ağlama! Sana bir oyuncak alayım. der. İmam-ı Hasen-i Askeri: Ben oyuncaksızlıktan ağlamıyorum ki, biz onun için yaratılmadık ki. deyince Behlül Dane (RA) Hz.leri: Ya peki ne için yaratıldık? diye sorar. Buna İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.leri şu cevabı verir: İlim ve ibadet için yaratıldık. Behlül Dane (RA) Hz.leri: Nereden bildin? diye tekrar sorar. Hz. İmam (RA): Ben size mevzu ile alakalı ayet okuyacağım. Niçin yaratıldığımız orada şöyle yazılmıştır. Yüce Allah (CC) Hz.leri buyuruyor: Ben insanları ve cinleri, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.[2] Sizi ancak boşuna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?[3] Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz.[4] İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.leri biraz daha konuştu, snra düşüp bayıldı. Behlül Dane (RA) Hz.leri: Sen daha çocuksun, günahın yok, niçin korktun? diye sorunca, henüz çocuk yaşta olan Hz. İmamın (RA) verdiği cevap çok enteresan: Cehennem azabından korkuyorum, ey Behlül. Beni fazla konuşturma, yoluna devam et.[5]


Yüce Allah (CC) Hz.leri O ndan razı olsun ve bizi O nun kudsi feyiz ve şefaatlarından ayırıp da mahrum etmesin. (AMİN)




[1] El-Enbiya S. A.69

[2] Ez-Zariyat S. A.56

[3] El-Mü'minun S. A.115

[4] El-Enbiya S. A.35

[5] İslam Ansiklopedisi 3.Cilt S.182,183



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 13.11.2006 - 09:04 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 13.11.2006 - 09:00
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İMAM-I MUHAMMED MEHDİ (RA) HZ. gül


İmam-ı Muhammed Mehdi (RA) Hz.leri Oniki İmamın on ikincisidir. Hicret-i Nebeviyyenin 258. (M. 871) senesi Ramazan-ı Şerif ayının 23. Cuma günü Abbasi halifesi Mutasım zamanında, Bağdatta Samarra adlı mahalde, dünyaya ayak basmışlardır. Doğacağı gece babası evinde bulunan teyzesine: Teyzeciğim! Bu gece bizim evde bulun. Allah-ü Teâlâ (CC) Hz. leri bize, yerimize geçecek bir evlad verecektir.dedi. Teyzesi: Hanımın Nercisde hamilelik alametleri yok. Oğlun kimden olacak? deyince babası İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.leri: Nercis hamilelik yükünü çekmeyecek, ancak doğum zamanı belli olacak. dedi.

Pederi İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.leri, anneleri Nercis Hatundur. İsmi şerifleri Muhammed, Künyeleri Ebul Kasım, Lakabları; Mehdii Kaimdir.

Teyzesi anlatır: Gece teheccüd namazına kalktım. Mehdi (RA) Hz.lerinin annesi Nercis Hatun da kalktı. Kendi kendime: Sabah oluyor henüz doğum halleri meydana çıkmadı. diyordum. İmam-ı Askeri (RA) Hz.lerinin sesini duydum. Teyzeciğim! Nercis Hatunun odasına git! dedi. Nercis Hatunun odasına gittiğimde beni karşıladı. Vücudu titriyordu, onu bağrıma basıp İhlas ile Kadr sûrelerini ve Ayet-el Kürsiyi okudum. Çocuk da annesinin karnında bunları okuyor, sesi duyuluyordu. Bir ara oda aydınlandı, baktım çocuk doğmuştu. Babası: Teyzeciğim! Çocuğu getir! dedi. Çocuğu sarıp götürdüm. Dilini çocuğun ağzına dokundurup: Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.lerinin izniyle konuş dedi. Çocuk besmele çekip bir Ayet-i Kerime okudu. O sırada etrafımızı yeşil renkli kuşlar sardı. Bunların Melekler olduğunu öğrendim.

Muhammed Mehdi (RA) Hz.leri usuli zikir, tasavvuf (tarikatı) babası İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.lerinden ahzü telakki ederek sahibi zaman ve Hüccetül Burhan olmuştur. Asrında Kutbiyyeti haiz olan Ali İbni Hüseyin Bağdadinin (RA) irtihali üzerine Hz. İmam (RA) namazını kılarak Şuniziyyedeki kabrine defnetmiş, kendisi kutbiyyet makamını ihraz etmiştir.


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 14.11.2006 - 10:52 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 14.11.2006 - 10:49
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
dilaratuba su an offline dilaratuba  

934 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 27.08.2006
En Son On: 13.04.2009 - 17:15
Cinsiyeti: Bayan 
Mucizevi bir olay ben sadede Hz İsa nın bebekken konuştuğunu bir de bazı hikayelerde birkaç tane daha var böyle mucizeler bunu ilk defa okuyorum ALLAH RAZI OLSUN.
Ekleme Tarihi: 14.11.2006 - 10:53
Bu mesajı bildir   dilaratuba üyenin diğer mesajları dilaratuba`in Profili dilaratuba Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 

Abdullah b. Mübârek bir defasında bir kâfir ile teke tek vuruşuyordu. Kâfirin dua zamanı geldi; dinine göre ibadetini yapmak için Abdullah b. Mübârek'ten biraz mühlet istedi; o da müsaade etti. Kâfir güneşe doğru secde edince, Abdullah b. Mübârek üzerine saldırıp kılıçla boynunu vurmak istedi. Biraz hareket edince, havadan birinin kendisine, "Verdiğiniz sözde durun; şüphesiz herkes verdiği sözden sorumludur" âyetiyle seslendiğini işitti; derhal geri çekildi.

Mecûsî işini bitirince, Abdullah b. Mübârek'e, "Niyetlendiğin işten niçin kendini çektin?" diye sordu. Abdullah b. Mübârek, işittiği sözü söyledi. Bunu dinleyen Mecûsî, "Senin Rabbin ne güzel bir ,Rab; bir düşmanı için dostunu uyarıyor! dedi ve İslâm'a girdi; güzel de bir müslüman oldu.

Denilmiştir ki: Allah Teâlâ kendisini el-afüv (çok affedici) olarak isimlendirdiği için kullar (O'nun affına güvenerek) günaha düştüler.

Yine şöyle denilmiştir:

Eğer Allah Teâlâ, "Ben günahları affetmem deseydi, hiçbir müslüman asla günah işlemezdi. Nitekim Allah Teâlâ,"Şüphesiz Allah, kendisine şirk koşulmasını affetmez" buyurduğu için, hiçbir müslüman O'na şirk koşmaz. Bu âyetin peşinden, O, şirkin dışında dilediği kimsenin günahını affeder" buyurunca, müslümanlar O'nun mağfiretine güvenerek hatalara düştüler.

Şöyle anlatılır: İbrahim b. Edhem (rah), demiştir ki: "Uzun bir zamandır Kâbe'de tavaf yerinin boşalmasını bekliyordum. Bir defasında gece iyice karanlık oldu. Şiddetli de bir yağmur yağıyordu. Tavaf alanı boşalmıştı. Hemen tavafa başladım. Hem tavaf ediyor hem de, 'Allahım, beni bütün günahlardan koru'diye dua ediyordum. O esnada gizli bir ses bana şöyle seslendi:

" İbrahim! Sen benden seni bütün günahlardan korumamı istiyorsun. Diğer bütün insanlar da benden bunu istiyorlar. Ben sizleri bütün günahlardan korursam, kime acıyıp affedeceğim?

Şöyle nakledilir: Ebü-l-Abbas b. Şüreyh, ölüm hastalığında iken bir rüya gördü. Rüyasında sanki kıyamet kopmuştu. Aziz ve celil olan Allah, 'Âlimler neredeler?'diye seslendi. Âlimler geldiler. Allah onlara, "Öğrendiklerinizle ne amel ettiniz?" diye sordu.
Biz de, "Yâ rabbi, amelde kusur ettik, birçok günah işledik" dedik. Allah, tekrar aynı soruyu sordu. Sanki verilen cevaptan hoşnut olmamıştı ve başka bir cevap istiyordu. O zaman ben şöyle dedim: "Bana gelince, amel defterimde şirk yoktur. Yâ rabbi, sen şirkin dışındaki günahları affedeceğini müjdelemiştin!" dedim. O zaman Allah,

"Gidiniz, sizleri affettim" buyurdu.

Ebü-l-Abbas bu rüyadan üç gece sonra vefat etti.

Şöyle bir olay anlatılır:

İçki âlemine düşkün biri, eğlenmek için bir grup arkadaşını topladı. Hizmetçisine de dört dirhem vererek kendilerine meyve satın alması için çarşıya gönderdi. Hizmetçi genç çarşıya giderken yolda Şeyh Mansûr b. Ammâr'ın içinde bulunduğu topluluğun yanından geçti. Mansûr b. Ammâr bir fakirin ihtiyacı için bir şeyler istiyor ve, "Kim şu fakire dört dirhem verirse, ona dört hayır dua edeceğim" diyordu. Bunu işiten genç, elindeki dört dirhemi ona verdi.

Mansûr b. Ammâr, gence,

"Senin için ne dua etmemi istersin?" diye sordu; genç,

"Benim bir efendim var; ben köleyim, ondan kurtulmak istiyorum" dedi. Mansûr b. Ammâr, onun hür olması için dua etti ve,

"Başka ne için dua istiyorsun?" diye sordu; genç,

"Allah Teâlâ benim sadaka olarak verdiğim dirhemlerimin yerine bana dirhem versin" dedi. Mansûr b. Ammâr, onun için de dua etti. Sonra,

"Başka ne istiyorsun?" diye sordu; genç,

"Allah Teâlâ şu efendime tövbe etmeyi nasip etsin" dedi. Mansûr b. Ammâr bunun için de dua etti ve,

"Başka ne istiyorsun?" diye sordu; genç,

"Allah beni, efendimi, seni ve efendimin arkadaşlarını affetsin" dedi. Mansûr b. Ammâr bunun için de dua etti. Sonra genç efendisinin yanına geri döndü. Efendisi ona, niçin geç kaldığını sorunca, başından geçenleri anlattı. Efendisi,

"Şeyh ne için dua etti?" diye sordu; genç,

"Ben hür olmayı istedim" dedi. Efendisi,

"Git, sen hürsün" dedi. Peşinden,

"Başka ne için dua etti?" diye sordu; genç,

"Allah Teâlâ'dan verdiğim dirhemlerin yerine başkasını vermesini istedim" dedi. Efendisi,

"Sana 4000 dirhem veriyorum" dedi ve tekrar,

"Üçüncü duan ne idi?" diye sordu; genç,

"Allah'ın sana tövbe nasip etmesini istedim" dedi. Efendisi,

"Ben de yüce Allah'a tövbe ediyorum; bundan sonra içki içmeyeceğim" dedi ve,

"Dördüncü duan ne idi?" diye sordu; genç,

"Yüce Allah'ın seni, beni, şu arkadaşlarını ve Mansûr b. Ammâr'ı affetmesini istedim" dedi. Bunu işiten efendisi,

"Bu benim yapacağım bir iş değil" dedi. Gece olunca, bir rüya gördü. Rüyasında biri ona şöyle diyordu:

"Sen kendi gücünün yettiklerini yaptın. Bizim de bize ait olanı yapmayacağımızı mı zannettin! Ben de seni, hizmetçi genci, Mansûr b. Ammâr'ı ve o mecliste bulunanları affettim."

Denilir ki: Rebâh-ı Kaysî defalarca haccetti. Bir gün Kâbe'de altın oluğun altında durarak, 'İlâhî! Yaptığım haclardan şu kadarını Hz. Resûlullah'a (s.a.v) hediye ettim, on tanesini cennetle müjdelenen on sahâbeye hediye ettim, iki tanesini anne babama hediye ettim, kalanlarını da müslümanlara hediye ettim" dedi, kendisine hiçbir hac bırakmadı. O esnada gizli bir ses işitti, şöyle diyordu:

"Bu kul bize karşı böyle cömertlikte bulunuyor! Ben de seni, anne babanı ve Hakk'ın yaptığı şahitlik gibi Allah'ın birliğine şahitlik eden herkesi affettim."

Abdülvehhâb b. Abdülmecid-i Sekafî'nin şöyle dediği nakledilir:

"Bir defasında sadece üç erkekle bir kadının taşıdığı bir cenaze gördüm. Hemen kadının tuttuğu taraftan tuttum ve kabristana kadar gittik. Cenazeyi namaz kılıp kabre koyduk. Kadına, "Bu senin neyin oluyordu?" diye sordum. Kadın, "Oğlumdu" dedi. Ben, "Sizin cenazeye katılacak yakın komşularınız yok muydu?" diye sordum. Kadın, "Vardı, fakat oğlumu çok hor ve hakir gördüler" dedi. Ben, Ne için? diye sordum. Kadın, "Oğlum, muhannes (kadın huylu, kadın yapılı) biriydi" dedi.

Bunu duyunca kadına acıdım, onu evime kadar götürdüm, kendisine para, buğday ve elbise verdim. O gece bir rüya gördüm. Rüyamda, yüzü ayın on dördü gibi parlayan biri yanıma geldi. Üzerinde de beyaz bir elbise vardı. Bana teşekkür etmeye başladı. Ben, "Sen kimsin?" diye sorduğumda o, "Ben dün kabre koyduğunuz gencim. İnsanların beni hor hakir görmeleri sebebiyle Rabbim bana acıdı ve bu nimetleri verdi" dedi.


Kuşeyri Risalesi

Abdülkerim Kuşeyrî


Ekleme Tarihi: 14.11.2006 - 13:45
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

Yitik Sevdam kardeşim MaşALLAH gayretin büyük ALLAH c.c. razı olsun böyle güzel bilgileri ulaştırıyorsun bizlere. gül


İMAM-I MUHAMMED MEHDİ (RA) HZ. gül

Hz. İmam (RA) 26 sene kadar İmamet-i Kübrada bulunarak nice nice büyük veliler ve önderler yetiştirdi. 19 sene kutbiyet makamında kalıp zamanındaki bütün velilere feyz, onun vasıtası ile ulaştı. Hz. İmam (RA), Hicri 281 senesi, Rebiulevvel ayının birinci Pazar günü Kutbiyyet-i Ebdaliyyeye tahvil ederek tabaka tabaka yükselmiştir. Bir dereceye kadar kudsiyyet kazanmıştır ki, bir gün İmamiyye Zümresinin Çile Usuli ve zihapları veçhiyle, mutlu evindeki serdaba girip ihtifa ve gaybubet etmiştir. Rivayete göre İmam-ı Muhammed Mehdi (RA) Hz.leri doğduğu Bağdatın kuzeyindeki vaki Samerra şehrinde gözlere görünmez olmuştur.
Bu zatın iki gaybubeti vardır. Yani gözden kaybolma devri ikidir. Birincisine gaybeti suğra (kısa kaybolma), ikincisine de gaybeti kübra (yani uzun kaybolma) derler. Gaybeti suğra devresi 74 yıl sürmüştür ve bu müddet içinde mahdut kimseler vasıtasıyla halk o zatla temas etmiştir. O kimselere de hususi elçi ve naib denmekte olup başlıca dört kişidirler. Adları şöyledir: l- Osman bin Saidül Esedi, 2- Hüseyin bin Ruhun Nevbahti, 3- Muhammed bin Osman bin Said, 4- Ali bin Muhammed-üs Simeridir.
İmam-ı Muhammed Mehdii Kaim (RA) Hz.lerinin Gaybubeti Kübra devri başlamıştır. Bu ikinci devre Onikinci İmamın yani İmam-ı Muhammed Mehdi (RA) Hz.lerinin zuhuruna kadar devam edecektir. Nasıl ki, Hz. İsa (AS) geri gelecekse, İmam-ı Muhammed Mehdi (RA) Hz.lerinin zuhuru da kati ve herkesçe bilinen, malum olan bir gerçektir
Ahir zaman Mehdisi konusunda iki rivayet vardır: Biri Peygamber hanedanından ve İmam-ı Ali (KV) Hz.lerinin evladından olan bu Onikinci İmam, İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.lerinin oğlu İmam-ı Muhammed Mehdi (RA) Hz.leri zuhur edecek. İkincisi de, Mehdi yine Evlad-ı Resulden (SAV), fakat Abdullah oğlu Muhammed adlı birisi zuhur edip meydana çıkacak.
İmam-ı Muhammed Mehdii Kaim (RA) Hz.leri 19 sene Kutubluk makamında kaldıktan sonra vefat ederek gözlerden kaybolmuş. Osman bin Yakub Cuveyni Hz. İmamın (RA) namazını eda ile Medine-i Münevverede bulunan kabri saadethanelerine defnedilmiştir. [1] Fakat en iyisini Yüce Allah (CC) Hz.leri bilir.
Yüce Allah (CC) Hz. leri Ondan razı olsun ve bizi O&#8217;nun feyizlerinden, şefaatlarından ve sırlarından faydalandırsın. (AMİN)

Zikir Makamları S. 47,48 ; Nur-ul Ebsar S.168 ; İslam Meşhurları Ansiklopedisi 2.Cilt S.1290



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 15.11.2006 - 11:18 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 15.11.2006 - 11:15
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 
Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullahi..

Abim Can Dostum inşaALLAh ilerde bu güzellikleri madden degil manen uygulamayı nasip eder RABBİM biz aciz kullarına

Gül veren kalbin Gülistan olsun fazla

Sofileri kandıran en önemli husus, aklına geleni ilham zannetmektir. Oysa nefis kemale ermeyince, şeytan ve nefis kişiye hakim olur. Ama insan bunu anlamaz veya anlamak istemez. Vesvese nefisten; aldatma, baştan çıkarma, ayartma ise -iğva- şeytandan gelir. Allahu Teâla şöyle buyuruyor:

"Allah nefse fücuru (kötülük) ve takvayı ilham etmiştir. Nefsini kötülüklerden arındıran iflah olmuş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir."[eş-Şems, 8-10]


Şu halde peygamberler, veliler, salih kulların hepsi, şeytanın şerrinden daha ziyade nefsin şerrinden Allahu Teâla'ya sığınmışlardır. Kendisini nefsin heva ve hevesinden alıkoyanlara, Allahu Teâla cenneti vaat etmekte ve şöyle buyurmaktadır:

"Rabbinin makamından korkan ve nefsin hevasından (kendini) uzaklaştıran için ise şüphesiz cennet yegane sığınılacak yerdir."aglaNâziât, 40-41)

Nefsin hevası ahiret hayatında kula hiç fayda vermeyen, sadece dünyevi menfaatler için nefsin lezzet duyduğu, haz aldığı her şeydir. Ahiret hayatı için hiçbir faydası olmayan, yalnız dünya lezzetleri için olan şehevi hislere heva denir. Bunun için kim nefsini dünyanın lezzet ve şehvetinden uzaklaştırıra, o kişinin varacağı yer cennettir.

İşte nefsini, heva ve hevesinden.alıkoymak müminin en önemli vazifesidir. Nefsin hevası denilince burada anlatılan, beşer olarak yaptığımız ve ihtiyacımız olan işler değildir. Bir kulun, kulluğunu devam ettirebilmesi için zaruri olan ihtiyaçları, yemesi, içmesi, konuşması, evlenmesi, gülmesi...gibi durumlar heva ve heves değildir. Çünkü bunlar her kul için mubah olan davranışlardır.

Bütün bunları yaparken insanın nefsinin ayartması olabilir, insan, kamil olmayınca, nefis kalbe hakim olabilir. Bu durumda kulluk vazifesi unutulur ise bunun adı, heva ve hevese uymak olur. Onun için Rasulullah (s.a.v) Efendimiz bir muharebe dönüşü, kulluk vazifelerini unutmamaları gerektiğini ashabına şu sözleri ile hatırlatmıştır:

"Gerçek mücahid, nefsi ile mücadele edendir. "aglaTirmizî. Cihad, 2; Ahmed, el-Müsned, VI, 22; el-Hâkim, el-Müstedrek, II, 144)

Yusuf (AS) köle olarak satıldıktan sonra, hem nübüvvetin sahibi hem de Mısır'ın sultanı olmuştu. Kur'an'ı Kerim'de:

"Ve böylece Yusuf a orada dilediği gibi hareket etmek üzere ülke içinde yetki verdik. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi eriştiririz. Ve güzel davrananların mükâfatını zayi etmeyiz" (Yusuf, 56) buyrulmaktadır.

Yusuf (A.S) Mısır'a sultan olunca, insanlar akın akın Yusuf (A.S)'ın yanına gittiler, istedikleri ihtiyaçları bol bol elde ettiler. Züleyha validemiz de Yusuf (A.S)'ın yanına gitmek isteyince, yanındakiler kendisine karşı çıktı. Ama o geçmişte olanları bir tarafa bırakarak:

" Hayır! Allah'tan korkan kimseden ben korkmam, dedi ve O'nun huzuruna vardı. Yusuf (A.S)'ın dünyalık mülkünü görünce İsyan etmesi sebebiyle hükümdarları köle, itaat ettiği için köleyi hükümdar yapan Allahu Teâla'ya hamd olsun' dedi.(es-Suyûtî, ed-Dürrül Mensur, IV, 553)


Bir insan, zaruri ihtiyaçlarının dışında gazabını ve şehvetini artıracak olursa nefsinin kölesi olur, zaruri ihtiyaçlarını Kur'an ve Sünnet'in ışığı altında karşılarsa o zaman nefsi, kendisine itaat eder. Bu durumda insanı helak eden ihtiyaçlar kula şifa olur.

Ama sofi nefsini kemale erdirmeyince, bütün isteklerinin Allah'tan geldiğini, dileklerinin hep masumane olduğunu düşünür. Halbuki arzu ve isteklerin pek çoğu nefsin aldatmacasıdır.

Nefsi ıslah olmamış her iman sahibi, ayet ve hadise, alime, mürşide, hak ve hakikate karşı çıkar.

Nefis sağ elinde Kur'an ayetlerini gösterirken, diğer elini koynuna sokar da orada zehirli bir hançer gizler. Bu hançeri yedikten sonra mümin elindeki Kur'an'ı, aklı, ruhu, kalbi katledilmiş bulur ama anlamaz. Akıl nurani, nefis ise kapkaranlıktır. 'Niye akıl, hürriyeti seçemez? Bedenimde akıl nasıl oluyor da nefse mağlup oluyor?' diye sorarsan şunu iyi anlamalısın:

Akıl Allahu Teâla'nın bir ikramıdır, nurdur. Nefis cehennemdendir, zulmettir. Akıl, bedende garip kalmıştır. Allah'ın sadece bir ikramı olarak konmuştur. Nefis ise ev sahibidir. Az önceki verdiğim misalde, öküzü kesen Allah'ı bulan akıldır. Onun için aklımızı nefsimize esir etmeyelim. Düşmanlara karşı vücudumuzu koruyacak olan kılıç, akıldır. Aklı olmayanın dini yoktur. Yani akıl yoksa, namaz, oruç, hac, zekat vermek gerekmez.

Akıl itaati gerektirir. Çünkü o, nerede konuşulup nerede susulacağım iyi bilir. Şu halde biz, irademizle itaatin dışında bir şey yapmaya muktedir değiliz. Bize düşen görev, aklı kullanarak nefsi ıslah etmek için bir mürşid bulmaktır.



Tasavvuf Sohbetleri 2
Ekleme Tarihi: 15.11.2006 - 13:06
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

İnşALLAH (YiTiK_SevDaM) kardeşim. O güzelliklere ulaşmak kadar onları uygulamakda önemli gül


Düstur şu olmalı ki;

İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.

-Ne mutlu ALLAH ın dinini yayanlara. Bugün kitap ile ilm ile yaymak zamanıdır.

-Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.

-Îman; ALLAH-U TEALA nın kullarına ihsân ettiği hususi nimetidir.

-Herkes elindeki taşı, gücüne göre fırlatır. Taşı atma gücü îmâna ve ihlasa bağlıdır.

Ekleme Tarihi: 16.11.2006 - 18:02
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Eğer insan enaniyetini istinat edip, hayat-ı dünyeviyeyi gaye-i hayal ederek derd-i maişet içinde muvakkat bazı lezzetler için çalışsa gayet dar bir daire içinde boğulur gider.

Ona verilen bütün cihazat ve alat ve letaif ondan şikayet ederek haşirde onun aleyhinde şehadet edecektir. Ve davacı olacaklardır. Eğer kendini misafir bilse misafir olduğu Zat-ı Kerimin izni dairesinde sermaye-i ömrünü sarf etse öyle bir geniş daire içinde uzun bir hayat-ı ebediye için güzel çalışır ve teneffüs edip istirahat eder.

Sonra ala-yı illyyine kadar gidebilir.

Bediüzzaman Said Nursi (r.a.)

Ekleme Tarihi: 18.11.2006 - 08:51
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
dilaratuba su an offline dilaratuba  

934 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 27.08.2006
En Son On: 13.04.2009 - 17:15
Cinsiyeti: Bayan 
Allah Razı Olsun gül
Ekleme Tarihi: 18.11.2006 - 14:50
Bu mesajı bildir   dilaratuba üyenin diğer mesajları dilaratuba`in Profili dilaratuba Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

ALLAH c.c. senden de razı olsun dilaratuba kardeşim. gül

Bu ney der ki, feryâdım kamışlıktan gelir,
Duysa her kim, gözlerinden kan gelir
Ayrılıktan parçalanmış bir yürek İsterim ben: derdimi dökmem gerek. Şayet aslından biraz ayrılsa, cân, Öyle bekler, vuslata ersin zaman. Ağladım her yerde hep ah eyledim. Gördüğüm her kul için dostum dedim.
Herkesin zannında dost oldum ama, Kimse talip olmadı esrârıma.
Hiç değil feryâdıma sırrım uzak, Gözde lakin yok ışık, duymaz kulak. Âşikârdır cân-beden, gör insanı, Yok izin, görmez fakat insan, canı,

Aşk ateş olmuş dökülmüştür neye, Cezbesi aşkın karışmıştır meye Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem, Perdesinden perdemiz yırtıldı hem. Kanlı yoldan ney sunar hep arzuhal. Hem verir Mecnunun aşkından misal. Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var, Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?
Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile, Tek kulaktır müşteri ancak dile.
Sırf keder, gam, gitti kaç gün, kaç gece,
Geçti yanlışlarla günler, öylece. Geçse günler, korku yok, her şey masal Ey temizlik örneği, sen gitme kal! Kandı her şey, tek balık kanmaz, sudan, Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can.
Anlamaz olgun adamdan bil ki, ham, Söz uzar, kesmek gerekir




Dinle neyden kim hikayet etmede
Ayrılıklardan şikayet etmede

Hz.Mevlana k.s.



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 19.11.2006 - 18:42 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 19.11.2006 - 18:40
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
huzeyme su an offline huzeyme  
TAKİP EDİYORUM

48 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 17.11.2006
En Son On: 20.05.2007 - 23:36
Cinsiyeti: Erkek 
Selamun aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu.Sevgili kardeşlerim ben siteye yeni üye olmuş bir kardeşinizim.sitenin içeriğini gezerken bu sohbete rastladım ve inanın çölde su bulmuş gibi oldum.Hepinizden ALLAH razı olsun çok faydalı olan bu konudan inşallah layıkıyla istifade ederiz.
siz katılımcı kardeşlerim,emeğinize yüreğinize sağlık. sizleri takip edicem ve inşallah istifade edicem.
ALLAHIN RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN.
HU.
Ekleme Tarihi: 20.11.2006 - 00:15
Bu mesajı bildir   huzeyme üyenin diğer mesajları huzeyme`in Profili huzeyme Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Ve Aleykum Selam Ve Berekatu...

Huzeyme kardeşim ALLAH c.c. sizden de Razı olsun İnşALLAH. gül


Elimizden geldiğince güzellikleri paylaşmaya çalışıyoruz. İslam güzellik Dini paylaşılacak öyle güzel konular var ki yeter ki görmesini bilelim...
Ekleme Tarihi: 20.11.2006 - 08:19
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 

Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Sermayesi kanaat olan kişinin,
Her yaptigi iş ta'at olur,ibadet sayilir.
Onun yemesi içmesi ,uyuması,
HAKK'ın emrini yerine getirmesi içindir
Sakin Hakk'tan baskasini dost edinme!
Çünkü halkın dostu olmak,halkın gözüne girmek ömürsüzdür...
Ancak yarım saat sürer.....

Hz.Mevlana k.s.


Ekleme Tarihi: 20.11.2006 - 10:08
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah



Düstur şu olmalı ki;

İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.

-Ne mutlu ALLAH ın dinini yayanlara. Bugün kitap ile ilm ile yaymak zamanıdır.

-Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.

-Îman; ALLAH-U TEALA nın kullarına ihsân ettiği hususi nimetidir.

-Herkes elindeki taşı, gücüne göre fırlatır. Taşı atma gücü îmâna ve ihlasa bağlıdır.



Üstadım ne güzel yazmışsın

kısa ve öz

düşünmek gerek

bu yazım şekli bişeyler degiştireceginden eminim abi

aciz kardesinden gül


Es selamü aleyküm ve Rahmetullahi..


Bu mesaj 1 kez ve en son (YiTiK_SevDaM) tarafından 20.11.2006 - 12:37 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 20.11.2006 - 12:36
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah

ALLAH c.c. Razı olsun Yitik Sevdam kardeşim gül

Maruf-i Kerhi (RA) Hz.leri'nin gül Hikmetli Sözleri

"Maruf-i Kerhi (RA) Hz.lerine: "Muhabbet nedir?" diye sordular. Buyurdu ki: "Muhabbet öğrenmek ve öğretilmekle elde edilen bir şey değildir. Ancak ALLAH-U TEALA (CC) Hz.lerinin bir ihsanı ile elde edilir."

"Kulun malayani (boş ve faydasız) konuşmasını ALLAH-U TEALA (CC) Hz.lerinin onu zelil ve yalnız bırakmasının alametidir."

"Tasavvuf, hakikatları almak ve halkın elinde olan dünya malından ümidini kesmektir, uzaklaşmaktır."

"Evliyanın üç alameti vardır. Düşüncesi hak ola, işleyeceği iş Hak ile işleye, meşguliyeti daima Hak ile ola."


Seriyyi Sekati (RA) Hz.leri anlatır: "Maruf-i Kerhi (RA) Hz.lerini rüyamda gördüm. Arşın altında durmuş, gözü açık halde kalmış, hayran hareketsiz kendinden geçmiş bir halde idi. Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri meleklere: Bu kimdir? diye sordu. "Ya RAB bi (CC)! Sen daha iyi bilirsin." dediler... Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri: "Bu Maruf tur, Benim muhabbetimden mest ve hayran olmuştur. Beni görmeyince, kendine gelmez. buyurdu."




Abdülkadir-i Geylani (k.s.a) gül

Doğruluk olmadan bilginin sana ne yararı dokunur, Doğruluğun olmadığı için bilgi sana bela olur. Öğrendin namaz kıldın, oruç tuttun sebebi sana mal versinler, iyiliğini görsünler seni övsünler oldu. Sana yakışır mı bu düşünceler?

Farzet halkın sana ilgisi arttı, bunun ölüm anındaki sıkıntıya faydası olur mu acaba? Seni sevenlerle aranda uçurum olacak o anda. Topladığın malları başkaları paylaşacak, hesabı ve cezası da sana kalacak..




Bu mesaj 2 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 21.11.2006 - 08:55 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 21.11.2006 - 08:50
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
dilaratuba su an offline dilaratuba  

934 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 27.08.2006
En Son On: 13.04.2009 - 17:15
Cinsiyeti: Bayan 
Ne kadar da doğoru abi,gelde bunları o kişilere anlat Allah razı olsun.
Ekleme Tarihi: 21.11.2006 - 09:49
Bu mesajı bildir   dilaratuba üyenin diğer mesajları dilaratuba`in Profili dilaratuba Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  
RE:

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah



"Kulun malayani (boş ve faydasız) konuşmasını ALLAH-U TEALA (CC) Hz.lerinin onu zelil ve yalnız bırakmasının alametidir."

"Tasavvuf, hakikatları almak ve halkın elinde olan dünya malından ümidini kesmektir, uzaklaşmaktır."

"Evliyanın üç alameti vardır.

Düşüncesi hak ola, işleyeceği iş Hak ile işleye, meşguliyeti daima Hak ile ola."


Abdülkadir-i Geylani (k.s.a) gül

Doğruluk olmadan bilginin sana ne yararı dokunur, Doğruluğun olmadığı için bilgi sana bela olur. Öğrendin namaz kıldın, oruç tuttun sebebi sana mal versinler, iyiliğini görsünler seni övsünler oldu. Sana yakışır mı bu düşünceler?

Farzet halkın sana ilgisi arttı, bunun ölüm anındaki sıkıntıya faydası olur mu acaba? Seni sevenlerle aranda uçurum olacak o anda. Topladığın malları başkaları paylaşacak, hesabı ve cezası da sana kalacak..



Riyanın ne kötü bir şey oldugunu fark etmek lazım

Can dostum msn gelirmisin seninle bir konu konuşmam gerek gül gül veren kalbin gülistan olsun

Es selamü aleyküm
Ekleme Tarihi: 21.11.2006 - 09:55
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Dilaratuba kardeşim Yitik Sevda kardeşim ALLAH c.c. sizden de diğer kardeşlerimden de Razı olsun İnşALLAH...gül

Biliyor ve görüyoruz ki bu tür insanlar çevremizde hep mevcut. Kişi neyi arzularsa ona kavuşacaktır Kişi isteyecek ALLAH-U TEALA Yaratacaktır (Oda dilerse Yaratır dilerse Yaratmaz). Kişi acaba Mizan da ben bunları yapmadım diyebilir mi? İrade niçin vardır. Yaptıklarımızın muhasebesini yapmak gerek bu sebeple her akşam nefs-i emmare muhasebesi yapın denir.

İmanımızı koruyalım ve güçlendirelim Sünnetlere yapışalım ve Peygamberimizin (s.a.v) varislerinin öğütlerini iyi dinleyelim güzel kardeşlerim
Ekleme Tarihi: 21.11.2006 - 18:16
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Hazret-i Ali (radıyallahü anh) buyurdu ki;


Fakîh öyle biridir ki, insanları ALLAH ın rahmetinden ümitsizliğe düşürmez ve onları ALLAH ın rahmetinden yüz çevirtmez.

Mal ve çocuklar, dünya hayatının zinetidirler. Salih amel de, dünyadan ahirete götürülen mahsuldür.

ALLAH için seven bir kardeş, en yakından daha yakın, anne ve babalardan daha merhametlidir.

Amel eden cahil kişi, yoldan başka yerde yürüyen gibidir. Bu yürüyüşü ona, ihtiyacından uzaklaşmaktan başka birşey kazandırmaz.

İnsan, sözü ile tartılır veya işi ile değerlendirilir. Seni zinet yönünden ağır getirecek şeyi söyle ve kıymetini artıracak şeyi yap!

Yalancı, sözünde suçludur, isterse delili kuvvetli ve ağzı laf yapan biri olsun.

İstişare, danışma sana rahatlık, başkasına yorgunluktur.

Dünya müminin hapishânesi, ölüm hediyesi, cennet de varacağı yerdir.

Dünya kâfirin cenneti, ölüm korkulu rüyası, cehennem de varacağı son duraktır.

ALLAH a taatle uğraşmak en kârlı iş, doğru konuşan dil ise, en güzelidir.


Bugün neşir yolu ile islamiyeti yaymak ALLAH-U TEALA nın en çok sevdiği ibadettir.




Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 22.11.2006 - 21:48 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 22.11.2006 - 21:47
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Düne ait ne kadar söz varsa,
dünle beraber giti cancağızım.
Şimdi yeni bir gün,
öyleyse yeni şeyler söylemek lazım.


Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan , geceye benzeyen nefsini yakadur.

Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan , fena söyleyeci , fena

öğretici , fena düşünceli olma


Batıp gitmelerinin aya ve güneşe zararı varmı ?

Sana gün batımı gibi gözüken ,aslında şafağın ta kendisi.

''Kaybettiğin herşey başka bir surette geri döner !

Acı acıyla iyleşir , aşk ise daha büyük bir aşkla...''Aklın ateşine atla

''Terketmeyi dene güç ve itibar edinmek için hiç bir şey yapma.

Gayb aleminden gelen her ne olursa olsun,eğer rabbin dilerse bu bir kaç kelimeyi yararlı kılar ve onlar gönlüne kök salarlar ve bu sana güç verir.Şayet rabbin dilemezse,yüzbinlerce kelime konuşulur ve hiç biri gönlüne kök salmaz,hepsi gelir geçer ve unutulup gider''

Acı benliğimizi sardığında,dar görüşlülüğün perdeleri yırtılır.

Bizimle kal,uyuyan bir balık gibi dibe batmayı düşünme.Bütün gece hafifçe dalgalanan okyanusla ol,fırtınadaki yağmur damlaları gibi etrafa saçılma


Bir adamin birçok huner,fen,bilgi sahibi olduğuna bakma!
Verdigi sözde duruyor mu?
Vefasi var mı?...Asıl ona bak!
Hakk'la ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa,
İnsanlara verdigi sozde duruyorsa,
Vefaliysa onu istedigin kadar ov!
Onun iyi vasiflarini bir bir say!
o,senin övgünden,saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir!


HZ.Mevlana Celaleddin Rumi (K.S) gül
Ekleme Tarihi: 22.11.2006 - 22:46
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
akarsu su an offline akarsu  

895 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 13.02.2006
En Son On: 22.04.2007 - 18:06
Cinsiyeti: Bayan 
Selamun aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu
Allah razi olsun abi
Gercekten okurken zamanin nasil gectigini anliyamiyorum hatta keske zaman dursada hepsini okuyayim dedigim oluyor.
Gozyaslarimi tutamadigim nice guzellikler var icinde
Tasavvufa karsi benimde cok ilgim var ama malesef hala nasib olmadi.
Rabbim hayirlisiyla en kisa zamanda tasavvuf yolunu O'na en yakini nasib eder insaAllah.
Gercekten tasavvuf eden tanidigim butun kardeslerimin muhabbetleri bambaska gercekten tasavvuf anlatilamaz yasanir diyorsunuz ya iste onlarla muhabbet ederken bile havasi anlatilamaz yasamak gerekir.
Insanin gafletteyken onlarin yaninda bulunmasi bile uyandiriyor Rabbimin izniyle.
Tasavvuf yollarin cesitleri cok oldugunda da insan hangisine baglanmasi gerektiginide zorlaniyor.
Rabbim yar ve yardimcimiz olsun.
Rabbim butun guzellikleri nasib etsin guzel abim ve butun kotuluklerden korusun.
Rabbim islerinizden kolaylik versin imtihanlariniza da sabir versin.
Selam ve dua ile...
gül
Ekleme Tarihi: 23.11.2006 - 12:01
Bu mesajı bildir   akarsu üyenin diğer mesajları akarsu`in Profili akarsu Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Ve Aleykum Selam Ve Berekatu...

Akarsu kardeşim sizin adınıza çok sevindim siz yeter ki bu yola girmeye niyetlenin. Ama dikakt etmek gerekir ki bindiğiniz gemi size doğru limana götürsün. Yanlış gemiye binerseniz sizi varacağınız yerden çok uzağa bırakır. Tasavvuf hakikaten bir aşktır. Bir kalp ilmidir bir zikirdir bir sevmedir. Tasavvuf kalbi olarak tadabileceğiniz güzelliklerdir.

Bakınız Hallac-ı Mansur K.s. ne diyor...

"ALLAH c.c. ım insanlar seni verdiğin nimetler yüzünden severler, bense seni verdiğin belalar yüzünden severim."


İşde İmam Gazali

"Gözler yaşarmadikça, gönülde gökkuşaği oluşmaz."

"Ceviz kabuğunu kırıp özüne inemeyen,cevizin hepsini kabuk zanneder. "


İşde Abdülkadir-i Geylani (k.s.a)

ALLAH c.c. yolcularını bulamayan; varlığını ve yaradılmışları HAK varlığına perde eden kişi

AĞLA!!!!

Başkasına bir ağlarsan kendine bin ağla...



Hz.Ali K.v. bakınız ne diyor:

"Hak'tan başkası beraberliğin,batıldan başkası yalnızlığın olmasın."




İbrahim Hakkı ERZURUMİ

"Cahilin gönlü dünyaya,Arifin gönlü Allah'a baglıdır."

Ekleme Tarihi: 23.11.2006 - 21:54
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
AGLIYORUM su an offline AGLIYORUM  

500 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 15.04.2005
En Son On: 01.08.2007 - 19:33
Cinsiyeti: Bayan 
Esselemu Aleykum

ALLAH(cc) razı olsun Havz-ı Kevser abi...

Yazılarından çok istifade ediyorum takip edebildiğim kadarıyla...

RABBim ilmini arttırsın inşaALLAH...

Selam ve Dua ile...

Ekleme Tarihi: 23.11.2006 - 22:03
Bu mesajı bildir   AGLIYORUM üyenin diğer mesajları AGLIYORUM`in Profili AGLIYORUM Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Ve Aleykum Selam Ve Berekatu...

Ağlıyorum kardeşim Öyle güzel dua ettiniz ki ALLAH c.c.ım sizden de diğer kardeşlerimden de razı olsun İnşALLAH...gül


Birazcık dahi olsa bir faydamız oldu ise bizden mutlusu yoktur şu Kainat Aleminde...
Ekleme Tarihi: 23.11.2006 - 22:10
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 

Reşahat kitabında, Şeyh Cemâleddin şöyle demiştir:


"Bir kısım insan vardır ki, Allah'ın zikrinden kalblerinde kasvet belirir. Zira zikri, edebine saygı göstermeden gaflet ve nefsâniyetle çekerler.

Zikir mertebelerinin nihayetinde erişilen zevk ve huzur, bu mertebeler aşılmadan, başlangıçta da zuhur edebilir. Fakat böyle bir zevk ve huzurun devam ve bekası olmaz. Tabiat değişikliğiyle o da değişir. Silinip gider. Zikir mertebelerinden sonra gelen zevk ve huzur ise insanda bizzat tabiat olacağı için devamlı ve bekalı olur.

Müride gelen hâlin hak olduğunun alâmeti; kalbte bir fena ve yokluk keyfiyetinin doğması ve bu keyfiyete bağlı olarak farzların yerine getirilmesindeki güçlüğün kalkmasıdır. O keyfiyetle insana öyle bir hâl gelir ki, mürid için şeriat ölçülerinden güzel bir şey olmaz ve emirler, kolayca yerine getirilir.

Abdulhâlik Gucdevânî'nin (k.s), tarikatın temel ölçülerini belirten düsturları vardır. Bu düsturlarda istenen ortak özellikler kısaca şöyledir:

1- Allah'dan gafil olarak bir nefes dahi almamak

2- Gözü muhafaza ederek gönül birliğini sağlamak

3- Beşeri sıfataları bırakıp hakikat sıfatlarını üzerinde tecelli ettirmek

4-Halk içinde Hakk'la beraber olmak.

5- Zikri, ta'lim üzere yapmak.

Hâce Ubeydullah Hazretleri şöyle demiştir :

"Zikirden murad; kalbin Allah'tan bilgi edinmesidir. Bu bilgi meydana gelince, zikir yerini bulur. Eğer gönül ehli sohbetinde bu bilgi meydana gelmezse, zikre devam etmelidir. Zikirde en kolay ve sağlam yol, nefesini göbeği altında hapsedip, dudağını dudağına ve dilini damağına yapıştırmak suretiyle olanıdır. Kalb hakikatiyle her tarafa yönelir, dünyayı ve dünya işlerini hep o düşünür ve göz açıp kapayıncaya kadar yerleri, gökleri ve bütün âlemleri dolaşır. îşte onu bütün lüzumsuz fikirlerden caydırıp, çekip zikirle bağlamak lazımdır.Şöyle ki; tevhid kelimesindeki (lâ) hecesini yukarıya çekip, (ilahe) lafzını sağ tarafa atarak, (illallah) kelimesini şiddet ve kuvvetle kalbe indirerek, yükleyerek.onu uyandırmak gerekir.. Öyle ki; zikrin harareti bütün vücuda yayılmalı, onu hissetmeli ve o hararet içinde erimeli Tevhid kelimesinde "nefy" tâbir olunan "lâ ilahe" kısmında, mürid, kendi vücudiyle beraber mutlak bir yokluğa dalacak, "isbat" kısmı olan "illallah" zikriyle ise, varlığı yalnız Allah'a tahsis edecektir. Mürid bütün zamanını bu zikre bağlayacak ve hiç bir faaliyet, kalbin atışı gibi, onu bu zikrinden alıkoymayacaktır. Nihayet zikr, kalbin zaruri sıfatı hâline gelecektir.


Zikirde aslolan; ihtiyarsızca hatıra gelen, iyi ve kötü her fikri nehyedip, kovmaktır. Kalb "İlâhi ente maksûdî ve rıdâike matlûbî" sırrını elde etmelidir. Kalb bu sırrı elde etmedi ise sebebi kalb-de bulunan mâsiva ve marazlardır. Kalbi her türlü bağdan kurtarıp ilahi zikre kavuşturmalıdır.

6- Kalbi "havâtır" dan muhafaza etmelidir. Sa-deddin Kaşgari (k.s.) buyuruyor: "Mürid, bir veya iki saat, hatta mümkün olduğu takdirde daha fazla zaman içinde kendisini "havâtır"dan korumalıdır. Hâce Ubeydullah Ahrar (k.s)'ın halifelerinden Mevlanâ Kasım şöyle demiştir: "Güneşin doğuşundan batışına kadar müridin gönlüne Allah'dan gayrı birşey gelmemelidir. "

7-Bir mürid zikrin istilâsına uğradıktan sonra hâl sahibi olmaya başlar. Bu haller, neticede insana, kul olduğunu ve acziyetini öğretir.

8-Gerek kalbî zikirde, gerekse nefy u isbat zikrinde kemiyyet (sayı) değil, keyfiyet önemlidir..

Bir mürid uyanık olarak çok zikir etmelidir. Bu zikirler sayesinde ledün ilmini ve neticede yakin ilmini öğrenir. Allah'a yakınlık, insanda takvayı ve huzuru doğurur. İnsan bu halde Rabbi'nin rızâsını kazanır. Bu nimet her insanda kolaylıkla tecelli etmez. Bu, ciddi bir mücâhede ve gayretin sonunda, ilâhî bir ikram olarak verilir.

Bu nimete sahib bir kişinin de kalbine zaman zaman havâtır gelebilir, ama, kalbi istilâ edemez. Zira, Alâiiddin Attar (k.s.) şöyle demiştir: "Havâtıra kökünden (tamamen) mâni olmak imkansızdır."

Hâce Ubeydullah da (k.s.):"Zikir bir kazmadır, onunla gönüllerdeki yabancı duygu dikenleri temizlenir, "demiştir

Sen Rabbini öyle zikret ki; seni kaplayan istiğrak içinde ruhuna ne Cennet arzusu, ne cehennem korkusu düşsün. Uyku ile uyanıklık senin nazarında bir olsun. Ayrıca şeytan kalb kapısını kendisine kapalı bulsun.!

Ey sâlik! Kelime-i tevhidin mânasını şöyle anla: Tevhid kelimesinin zikrine umumi, yalnız İsm-i celâl (Allah) kelimesiyle zikre ise hususi demişlerdir. Halbuki tevhid kelimesiyle zikir, son mertebede hususinin hususisidir. Zira, Allah'ın tecellilerine nihayet yoktur. "Allah'tan başka ilah yoktur" suretinde tekrarlamak düşünülemez. Her defa biı sıfatı nefyedip, başka bir sıfatı isbat etmekse ebe-diyyen devam edebilir ve böylece ebedi "nefy" ve "isbat" tan kurtulunamaz. "Allah", zât ismidir.

Ekleme Tarihi: 24.11.2006 - 16:14
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

ALLAH c.c. Razı olsun Yitik Sevdamkardeşim gül


Konyalı olmamız cihetiyle bu zamanlar Hz.Mevlana ve Ney den güzellikler aktarıyoruz

İçi boş,benzi sararmış, ona aşıktır maye,Derd-i hicran ile inler eder âh leylâye.
Arzeder hıçkırarak aşkını hep mevlâye,Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

Bu cihanın ötesinden geliyor nağmeleri,Kanatır sîneyi, kalbi, deler elbet ciğeri.
Erişir mi buna kudret, buna insan hüneri,Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

Bu ne aşkın, bu ne derdin, bu ne mestin sesidir,Bu ne tizin, bu ne evcin, bu ne pestin sesidir.
Bu ezelden geliyor, bezm-i elestin sesidir,Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!



Bu kesik nevha nedir, ah meâlin mi senin?Nefesin mi,ya sesin mi, ya cemâlin mi senin?
İnleten neyi firâkın mı, visalin mi senin?Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

Onu almaz ne semâlar, ne bu dünya,Neyin esrarına sinmiş bu ne hikmet konuşur.
Yine hicran ile inler, bu ne mâtem ,bu ne sûr?Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

Alevin gözyaşıdır bu, susuyor şimdi sesi,Ağlıyor aşk ile alem, budur aşkın hevesi.
Sanırım can veriyor ney, sönüyor son nefesi,Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 24.11.2006 - 19:41 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 24.11.2006 - 19:39
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
NurBahcesi su an offline NurBahcesi  

2687 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 13.08.2005
En Son On: 16.01.2010 - 22:25
Cinsiyeti: ----- 
mübarek tebrik ediyorum
bu ne güzel ornekti
hatirlattiniz tekrar
bizim gibi günahkarlarin size talebe olmasi
ve kabir adabi
ne hikmetli vecizeler bunlar

Ekleme Tarihi: 24.11.2006 - 19:54
Bu mesajı bildir   NurBahcesi üyenin diğer mesajları NurBahcesi`in Profili NurBahcesi Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
.:Yakup023:. su an offline .:Yakup023:.  

555 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 25.08.2006
En Son On: 27.01.2007 - 21:44
Cinsiyeti: Erkek 
Alıntı
Orijınalı Havz-i Kevser

Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

ALLAH c.c. Razı olsun


Konyalı olmamız cihetiyle bu zamanlar Hz.Mevlana ve Ney den güzellikler aktarıyoruz

İçi boş,benzi sararmış, ona aşıktır maye,Derd-i hicran ile inler eder âh leylâye.
Arzeder hıçkırarak aşkını hep mevlâye,Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

Bu cihanın ötesinden geliyor nağmeleri,Kanatır sîneyi, kalbi, deler elbet ciğeri.
Erişir mi buna kudret, buna insan hüneri,Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

Bu ne aşkın, bu ne derdin, bu ne mestin sesidir,Bu ne tizin, bu ne evcin, bu ne pestin sesidir.
Bu ezelden geliyor, bezm-i elestin sesidir,Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!



Bu kesik nevha nedir, ah meâlin mi senin?Nefesin mi,ya sesin mi, ya cemâlin mi senin?
İnleten neyi firâkın mı, visalin mi senin?Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

Onu almaz ne semâlar, ne bu dünya,Neyin esrarına sinmiş bu ne hikmet konuşur.
Yine hicran ile inler, bu ne mâtem ,bu ne sûr?Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

Alevin gözyaşıdır bu, susuyor şimdi sesi,Ağlıyor aşk ile alem, budur aşkın hevesi.
Sanırım can veriyor ney, sönüyor son nefesi,Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!



Abi yakında bir sema gösterilerinede gideriz inşaALLAH Güzel bir Ney sesi dinliyelim
Aşkı deryaya dalabilsek o sesle

Yakında Şeb-i Aruz törenleri başlıyacak Artık gelirsin Nurbahçesi abim
Ekleme Tarihi: 24.11.2006 - 20:23
Bu mesajı bildir   .:Yakup023:. üyenin diğer mesajları .:Yakup023:.`in Profili .:Yakup023:. Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
[red]Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Nur Bahçesi kardeşim ALLAH c.c. sizden razı olsun lakin Estağfirullah bizden kaynaklanan bir güzellik yok biz sustuk Mübarek İnsanlar konuşuyor. gül [/red

Yitik Sevdam kardeşim gül önceilkle İnşALLAH gidelim niyetini belirtip ALLAH c.c. Nasip ederse diyelim. Bende gitmek istiyorum İnşALLAH gideriz.


Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 24.11.2006 - 21:02 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 24.11.2006 - 21:01
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 

Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Ali Bekkâ hazretleri (rahmetullahi aleyh) buyurdu ki;

Son nefeste şeytanın hilesi çoktur, bu hileden kurtulmak çok zordur.

Ahmed bin Hanbel hazretleri vefat ederken eliyle işaret edip, hayır olmaz dedi. Oğlu, babacığım bu ne haldir? dedi. "Şeytan, benim elimde can ver diyor, ben de "Hayır olmaz!" diyorum" dedi.

"Bir nefes kalıncaya kadar tehlike vardır. Şeytanın aldatmasından emin olmak yoktur, ama hocası sağlam olanın kurtuluş ümidi çoktur" buyurdu.




Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 25.11.2006 - 21:38 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 25.11.2006 - 21:37
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Mesala yağmur üç şekilde ifade edile bilir. Birincisi bir kağıda yazı ile yazarak,ikincisi yağmur diye söylemekle, üçüncüsü yağmur damlalarını göstermekle ifade edilebilir. İşte bir hakikati de dil ile ,yazı ile ve birde cisimleştirmekle üç türlü anlatılabilir.
Öyleyse bizi bu aleme gönderen rabbimiz bize bu üç kılavuzu, üç tarifçiyi de göndermiştir.

Birincisi,bu kainat kitabıdır(tabiat)'ki, Ona aityüksek hakikatlerin cisimleştirilerek ifade edilmesidir. Evet,manası anlaşılması gereken bir kitaptır.fizik ,kimya,biyoloji,matematik o kitabın kelimeleridir.ve Onu anlatır.
İkincisi,Kurandır ki aynı hakikatleri yazı ile ifade eilmesidir. Bunlar aynı şey olduklarından manası anlaşılmak kaydı ile,din ile fennin zıtlaşması mümkün değildir.
üçüncüsü, Hz. Muhammet(s.a.v) dir, hakikati dil ve hal ile ifade eder.

Ekleme Tarihi: 26.11.2006 - 16:14
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Evliyânın büyüklerinden, hadis ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi. Künyesi Ebû Mûsâ olup, ismi, Abdullah bin Abdülganî bin Abdülvâhid bin Ali el-Makdisî'dir. Lakabı Cemâlüddîn'dir.

İbn-ül-Hacîb onun hakkında, "Hâfız Cemâlüddîn, sağlam, güvenilir, dînine son derece bağlı bir zâttır. Emâneti koruma, mârifet, ezberinin kuvvetli olması hususlarında, zamânımızda bir benzeri yoktu. Çok mütevâzî, heybetli, vakûr, ağırbaşlı, cömert, müsâmehakâr, aklı selîm sâhibi, özür dileyenin özrünü kabûl edici, çok ibâdet eden, vera' sâhibi, her an nefsi ile mücâdele eden bir zât idi." demektedir.

Ebû Mûsâ el-Makdisî bir talebesine rü'yâda şöyle dedi:

Yavrum! Benim, dünyâda iken okuduğum ve size yazdırıp öğrettiğim duâya devâm et. O duâ, sana yazdırdığım falan kâğıttadır. O duâ; "Yâ Rabbî! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Ancak sen varsın. Beni yoktan yarattın. Ben senin kulunum." duâsı olup, dünyâda çok okunması sebebiyle burada kurtuluşuma sebeb oldu. Ona devâm et!

Ekleme Tarihi: 27.11.2006 - 11:44
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 

Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

İslamiyetin emirlerinden bir emri yapmayanın marifeti sahih değildir.

Muhiddin İbn-i Arabi K.s.




İnsan dînini kimden öğrenirse, onu çok sever.

- Seadete kavuşan insan kızmaz, sevinir.

- Kalbleri temizlemenin ilacı, Allah ın dostlarının kelâmıdır. Onların yazılarını okuyunca kalpler temizlenir.

- Allahü tealanın en sevdiği şey imandan sonra kullarına hizmet etmektir.

- Hiç kimseyi kırmayın, kırdığınız kişi evliyâ olabilir.

- Bir kişinin üzüntüsü bin kişinin helâkine sebep olabilir.



Bu mesaj 1 kez ve en son Havz-i Kevser tarafından 28.11.2006 - 16:50 tarihinde değiştirilmiştir.
Ekleme Tarihi: 28.11.2006 - 16:49
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Abdülganî Nablüsî hazretleri (rahmetullahi aleyh) buyurdu ki;

Ehl-i sünnet îtikâdını, farzları ve haramları öğrenmek farzdır. Bunları öğretmek, kendine lâzım olandan başka fıkıh bilgilerini öğrenmek ve Kur'ân-ı kerîmin tefsîrini ve hadîs ilmini öğrenmek farz-ı kifâyedir. Fıkıh bilgileri, Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden öğrenilmesi farz olan bilgilerdir. Fıkıh kitabı okuyan mukallidler, âyetten ve hadîsden hüküm çıkarmak ihtiyâcından kurtulur. Farz-ı kifâye olanları bilen, yapan var iken, bunları öğrenmek müstehâb olur. Bunları yapmak nâfile ibâdet olur. Namaz kılacak kadar Kur'ân-ı kerîm ezberleyen kimsenin, boş zamanlarında daha çok ezberlemesi, nâfile namaz kılmasından daha çok sevâb olur. İbâdetlerinde ve günlük işlerinde lâzım olan fıkıh bilgilerini öğrenmesi ise, bundan daha çok sevâb olur. Lüzûmundan fazla fıkıh bilgilerini öğrenmek de, nâfile ibâdetlerden daha sevâbdır. Lüzûmundan fazla fıkıh bilgisi öğrenirken, tasavvuf bilgilerini ve hakîmlerin yâni Allahü teâlâya ârif olanların sözlerini ve hayatlarını öğrenmesi de müstehâb olur. Bunları okumak, kalbde ihlâsı arttırır.

Derin âlimler, fıkıh bilgilerini, âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden çıkarmışlardır. Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından ve fıkıh âlimlerinden öğrenilir.


Yapmak başarı değil, başarının sırrı sormaktır.
Ekleme Tarihi: 04.12.2006 - 18:54
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...

Günahın küçüklüğüne bakma isyan ettiğinin kim olduğuna bak.

Bilal b. Sa'd



Ahmed Rufai Hazretleri, bir gün talebelerine:
- İçinizde kim bende bir ayıp görüyorsa bildirsin, dedi.
Müritlerinden biri:
- Efendim, sizde büyük bir ayıp var, diye cevap verdi.
Ayıbını talebesine soracak kadar kendini aşmış bu mütavazi insan hiç kızmadı, talebesi böyle söylüyor diye üzülmedi, belki sadece ayıbından kurtulabilmek ümidiyle sordu:
- Söyle dedi, kardeşim, o ayıbım nedir?
Talebe gözleri dolu dolu:
- Bizim gibilerin size talebe olması, dedi.
Bu söz gönüllere çok tesir etmiş, sohbette bulunan herkes ağlamaya başlamıştı. Ahmed Rufai Hazretleri de ağlıyordu. Bir ara sadece;
- Ben sizin hizmetçinizim, ben hepinizden aşağıyım diyebildi.



Kalplerini tertemiz yapınız
Çünkü kalp temizliği üst baş temizliğinden daha önemlidir
Zaten ALLAH-U TEALA elbiseye değil kalplere nazar eder
İstikamed hududunu göz edip ALLAH c.c. dan başkasını talep ve ihtiyar etmeyin...

Ahmed Rufa-i K.s.


Ekleme Tarihi: 05.12.2006 - 15:45
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Havz-i Kevser su an offline Havz-i Kevser  

1543 Mesaj -

Kayıt Tarihi: 08.02.2006
En Son On: 22.01.2007 - 18:46
Cinsiyeti: ----- 
Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah...


FANİ DÜNYANIN GERÇEK MAHİYETİ:Hz. Ömer (ra)bir gün dostlarıyla giderken onları çöplüğün başında uzun zaman eğlemişti.Herkes kokudan rahatsız olmuş,Hz.Ömer'e Ya Ömer! bizi neden burada eğliyorsun?diye sormuşlardı.Hz.Ömer çöplüğü işaret ederek.
''İnsanların kavga ederek elde etmek istedikleri dünyanın gerçek mahiyeti budur işte!'' dedi.

ŞEYH SAÇAKLI:Ebubekir bin Muhammed'e talebelerinden biri Efendim dersimize Hızır geliyor!diyince Hocaefendi geliyorda bize niye görünmüyor?
diye sordu.Ertesi gün o talebe Hızıra hocam niye sizi göremiyor?diye sorunca Hızır (as) Hocanın kalbinde henüz dünya muhabbeti var.Diliyle dünya sevgisini yerse de kalbinde o muhabbetten iz bulunuyor.Başına taktığı süslü sarık da bunun nişanesidir!.buyurdu.Talebe bu sözleri hocasına nakledince o bunun üzerine eski dokumalardan kesilen saçakların birkaçtanesini birleştirerek sarık yerine başına doladı.Allah'a dünya sevgisini çıkarması için yalvardı.Bir süre sonra o da Hızır'la konuşmaya başladı.Başındaki saçaklardan dolayı Şeyh Saçaklı diye meşhur oldu.


BUNU ASLA UNUTMA!:Ebu Zerr'in yanına birisi geldi .Evin içinde göz gezdirmeye başladı.Evde hiç eşya görmeyince hane eşyaların Ey Ebu Zerr!dedi.Ebu Zerr de şu cevabı verdi:Bizim ötede bir (ahirette) evimiz daha var.Eşyalarımızın çoğunu oraya gönderiyoruz.Misafir Ebu Zerr'in neyi kastettiğini anlamıştı.
Bu evde de (dünyada)bazı şeyler lazım değil mi? diye sordu.
Ebu Zerr cevap verdi:''Fakat ev sahibi bizi bu evde bırakmıyor ki!''

TABUDA KAYDIM YOK!:Ammar İmamı Muhammed Lütfi Efendi dünyayı hiç sevmezdi.Dünya malıyla hiç ilgilenmezdi.90 senelik hayatında taş taş üstüne koymamıştı.Bir evi bile yoktu.Allah'a hamt ederek ''Elhamdülillah''
tapuda kaydım,dünyada hiç bir şeyim yok!babam bu dünyaya kendi için bir çivi çakmamıştı.Benim de bir çivim yok! derdi...

Ekleme Tarihi: 06.12.2006 - 16:22
Bu mesajı bildir   Havz-i Kevser üyenin diğer mesajları Havz-i Kevser`in Profili Havz-i Kevser Özel Mesaj Gönder zum Anfang der Seite
Pozisyon düzeni - imzaları göster
Sayfa (3): < Geriye1 (2) 3 Devam >
önceki konu   sonraki konu

Kategori Seç:  
Sitemizde şu an Yok üye ve 75 Misafir mevcut. En son üyemiz: Muslim_1987


Admin   Moderator   Vip   Üye ]

Hayırlı ömürler dileriz.    Bu üyelerimizin doğum günlerini tebrik eder, sıhhat ve afiyet dolu bir ömür dileriz:
candoslar (55), ebubera (29), diprivan (47), MUSTAFA2499 (29), eceliker (45), .-.MeLiKe.-. (39), mustafa idare (51), genc19 (39), kadereye (18), G&#253;cc&#253;.. (28), muhammet1975 (39), KIRMIZIGuL (35), mehmet&thorn;ek.. (35), NevBahar (54), erkam (29), ahmet61dosem (36), behlüldane (36), ceng (33), fatih.16 (35), encin13 (31), ege48300 (39), kadihan (45), ceyobaba (42), hsaglam (44), utr (59), nur_58 (30), dilahanim (51), abdulkadir_25_6 (34), HASAR (41), ahmetx (37), ahmet53 (28), erdal islam (35), fatih1969 (45), *ask-oyunu* (22), kytufan taha (20), redlion25dadas (35), rikamuse (49), Nihal09 (26), yusuf_horuz (48), Koray Dönmez (29), Nimettullah (36), eturgut73 (41), A$IK (33), aziz bay (34), sakgul (33), akminkumas (35), mertmert (41), alperen52 (41), B&Yacute;RGÜL (34), Güvenlik&ccedil.. (46), MMesuTT (49), sabriye (36), zahra19 (29)
24 Saatin Aktif Konuları
0

Copyright © ((( RAVDA.net )))  *  İrtibat   *   RAVDA Reklam Servisi   *   Tüm hakları saklıdır, izinsiz alıntı yapılamaz.
Sitemizde yayınlanan imzalı yazıların içeriğinden yazarları, forum ve yorumlardan ekleyen şahıslar sorumlu olup, kesinlikle sitemiz sorumlu değildir.
© by ((( RAVDA.net )))

Sayfa 0.33783 saniyede açıldı