| Ramazan ayının fazileti |
[Yukarı] |
|
Sual: Ramazan ayının fazileti hakkında bilgi verir misiniz? CEVAPİmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:Mübârek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nâfile namaz, zikir, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftâr verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibâdet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, cehennemden âzâd olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resûlullah, esirleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer. Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibâdet etmelidir. Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, âhireti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kuran-ı kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, iftârı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resûlullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi. İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısı ile herşeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir. Hurma ile iftar etmek Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ) duâsını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir. Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce müslüman affolur, âzâd olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübârek ayda Onun şânına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin râzı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! Açıktan oruç yiyen Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır. Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahtan bekliyerek oruç tutanın günahları affolur.) (Ramazan orucunu tutup ölen mümin, cennete girer.) (Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duâları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) (Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) (Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) (Oruç tutanın susması tesbih, uykusu ibadet, duâsı müstecap ve amelinin sevabı da çoktur.) (Bilhassa oruçlu iken çirkin konuşmayınız! Birisi size sataşırsa, Ben oruçluyum deyiniz!) |
|
| Ramazan denmesinin sebebi |
[Yukarı] |
|
Sual: Ramazan ayı, niçin bazan 29, bazan 30 gün oluyor? Ramazanda oruç tutmanın diğer aylarda oruç tutmaya göre olan fazileti nedir? CEVAP Ramazan-ı şerif kamerî aylardandır. Kamerî aylar 29 veya 30 gün olur. Kuran-ı kerimde, Ramazan ayında oruç tutmanın farz olduğu bildirilmektedir. ( Bekara 183-185) Ramazan ayı otuz çekerse 30, yirmi dokuz çekerse 29 gün oruç tutmak farzdır. Bütün farz ibadetler Allah'ın emridir. Ramazanda
oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle: |
|
| İbadetlerin kapısı Oruçtur |
[Yukarı] |
|
Sual: Oruç tutup aç kalan sağlıklı mı olur? CEVAP Oruç,
yalnız aç ve susuz kalmak değildir. Bir hayvanı veya inanmıyan
bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç tutturulmuş
olmaz. Orucun, sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer
ibadetlerle irtibatı vardır. Onun için Peygamber efendimiz
sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki: (Her
şeyin bir kapısı vardır. İbadetlerin kapısı
ise oruçtur.) [İbni Mübarek] |
|
| Oruç sıhhat getirir |
[Yukarı] |
|
Sual: Orucun vücuda zarar verdiği söyleniyor. Dinimiz zararlı şeyi emreder mi? CEVAP Allahü
teâlâ, insanlara zararlı olan bir şeyi emretmez. Tıp
uzmanları diyor ki: (Oruçlu
iken ölene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.)
[Deylemî] (Oruçlunun yanında oruçsuzlar yiyip içerse, melekler, oruçluya duâ eder.) [Tirmizî] |
|
| Aç durmanın faydaları |
[Yukarı] |
|
Sual: Oruç tutarak aç durmanın faydaları nelerdir? CEVAP Oruç tutmak başka, aç durmak başkadır. Aç
durmanın faydaları: |
|
| Orucu açıkta yemenin zararı |
[Yukarı] |
|
Sual: Allahın bildiği kuldan saklanmaz diyerek açıktan oruç yiyenler oluyor. Günah değil midir? CEVAP Günahı,
açık da, gizli de işlemek caiz olmaz. Fakat nefsine, şeytana
uyarak günah işleyen, günahını gizlemelidir! Günahı
gizlemek birkaç yönden faydalıdır: |
|
| Günahkarın orucu |
[Yukarı] |
|
Sual: Bazıları, (Namaz kılmayan veya açık gezen veya başka günah işleyen bir kimse, boşuna oruç tutmamalıdır) diyor. Günahkâr olan hiçbir ibadet yapamaz mı? Namaz kılan günah işlemez mi? CEVAP Bazı kimseler, Ya, dinimizin bütün emirlerini yapıp, bütün yasaklarından kaçınmak veya hiçbirini yapmamak lazım olduğunu söyliyerek, Ya hep, ya hiç diyorlar. Bu, çok yanlıştır. İnsanın, birkaç günah işliyorum diye, diğer günahları da yapması lazım olmaz. Hem oruç tutup, hem de günah işliyen kimse, oruç tutmakla hâsıl olan büyük sevaba kavuşamaz. Fakat ahirette niçin oruç tutmadın diye hesaba çekilmez. Oruç borcunu ödemiş olur. Hatta orucun bereketiyle diğer günahlardan da kaçma imkânı olur. İmam-ı
Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: Kelime-i
şehâdeti dil ile söyleyip kalb ile de tasdik eden müslümandır.
Günâh işliyen, müslümanlıktan çıkmaz. Hadîs-i şerîfte
buyuruldu ki: (Cebrâil aleyhisselâm,
"Ümmetine müjde ver ki, şirk üzere ölmiyen Cennete
girer" dedi. Ben, "Zinâ ve hırsızlık eden de mi
Cennete girer" diye üç defa sordum. "Evet, zinâ ve hırsızlık
eden de Cennete girer" dedi. Daha sonra, "İçki içse de
yine Cennete girer" dedi.) [Buhârî][Bu günâhların cezâları
çekildikten sonra ancak o zaman Cennete girilir.] |
|
| Oruç tutmamayı mubah kılan özürler |
[Yukarı] |
|
Sual: Oruç tutmamayı mubah kılan özürler nelerdir? CEVAP Ramazan-ı
şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük Oruç tutmamayı mubah kılan özürler şunlardır: 1-
Hastalık:
Hasta olan veya oruç tutunca hastalığı artan kimse, oruç
tutmaz 2-
Sefer: 104 km uzağa giden
kimse, 15 günden az kaldığı yerde seferi olur. 3-
Gebe ve emzikli olmak: Kendine
veya çocuğuna bir zarar gelecekse, gebe ve 4- Açlık ve susuzluk: Kendisine şiddetli açlık ve susuzluk meydana gelen kimse, ölüm tehlikesi varsa veya aklı gidecekse yahut hastalanıp bir zarara uğrayacaksa, orucunu bozabilir. 5- İhtiyarlık: Çok yaşlı kimse, oruç tutamayacak halde ise, oruç tutmaz, iyileşme ihtimali de yoksa, tutamadığı günler için fidye verir. 30 günün fidyesi 53 kg. undur. 6-
İkrah: Birisi oruç
tutana, (Orucunu bozmazsan seni öldürürüm veya bir uzvunu |
|
| Orucun sevabı |
[Yukarı] |
|
Sual: Orucun sevabı diğer ibadetlere göre nasıldır? CEVAP Orucun sevabı diğer ibâdetlere göre daha fazladır. Hadis-i kudside, (Her iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Fakat oruç bana mahsustur, onun mükâfatını ben veririm.) buyuruldu. Her iyiliğin sevabını Allahü teâlâ verdiği hâlde, orucun sevabı için, (Ben veririm) buyurmasının hikmeti vardır. Yeryüzünün tamamı Allahü teâlânın mülkü olduğu hâlde, Kâbeye (Beytullah) yani (Allahın evi) denmesi ona şeref vermek içindir. (Oruç bana mahsustur) demekle de ona özel bir şeref vermiştir. Oruç tutana verilecek sevabın muayyen bir ölçüsü yoktur. Oruçlunun durumuna göre, çok sevap verilecektir. |
|
| Orucun farzları |
[Yukarı] |
|
Sual: Orucun farzları nelerdir? Sahuru geç, iftarı acele etmekten maksat nedir? CEVAP Orucun farzı üçtür. Bunlar; 1- Niyet etmek. 2- Niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak. 3- İmsaktan güneşin batmasına kadar olan zaman içinde, orucu bozan her şeyden sakınmaktır. Ramazanda ve nafile oruçlara niyetin ilk vakti, güneş batıncadır. Son vakti ise, ertesi günü öğleye bir saat kalıncaya kadardır. Kaza ve kefaret oruçlarında ise, akşamdan imsak vaktine kadardır. Ramazanda oruca niyet ederken, akşamdan imsak vaktine kadar, Yarın oruç tutmaya, imsaktan sonra ise Bugün oruç tutmaya denir. Yanılıp yanlış söylense de, oruç tutulacak gün bilindiği için mahzuru olmaz. Ramazanda bir aylık oruca toptan niyet edilmez, her gün ayrı niyet etmek gerekir. Gece yatarken yemeği yiyip veya yemek yemeden niyet edilse, sonra gece uyanınca, sahura kalkınca yemek yemekte mahzur yoktur. Niyetin ilk vakti, güneşin batmasıyla başlar. Akşam yemeği yerken niyet etmek iyi olur. Niyetten sonra da, imsak vaktine kadar yiyip içmekte mahzur yoktur. |
|
| Sahura kalkmak |
[Yukarı] |
|
Sual: Sahura kalkmadan oruç tutmakta mahzur var mıdır? CEVAP Sahura kalkmamak günah değildir. Ancak sahura kalkmak çok sevabdır. Bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Sahura kalkın, sahurda bereket vardır.) [Buharî] (Sahurda yemek yiyerek, oruç tutmanıza yardımcı olun!) [Beyhekî] (Sahur yemeğine kalkmak, Allahın size bağışladığı berekettir, bunu kaçırmayın!) [Nesâî] (Yedikleri helal olmak şartı ile hesaba çekilmeyecek üç kişi; oruçlu, sahur yemeği yiyen ve Allah yolunda nöbet tutandır.) [Nesâî] (Bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkın!) [İbni Hibban] (Elbette sahur yemeği mübarektir.) [İ.Hibban] (Bir lokma olsa da sahur yemeği yiyin! Çünkü onda bereket vardır.) [Deylemî] (Müminin sahurunun hurma ile olması ne güzeldir.) [Ebu Dâvud] (Sahurda hurma yemek ne güzeldir. Allahü teâlâ, sahura kalkanlara rahmet eder.) [Taberânî] (Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa sahura kalkın! Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salât ve selam ederler.) [İ.Ahmed] [Yani Allahü teâlâ, sahura kalkanları magfiret eder, melekler de onlar için duâ eder.] |
|
| İftar vermenin fazileti |
[Yukarı] |
|
Sual: İftar vermenin fazileti nedir? İftâr veremeyen fakir, iftâr verme sevâbına kavuşmak için ne yapmalıdır? CEVAP Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de, iftar verme sevabına kavuşulur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ramazanda bir misafire oruç açtırana, Sırat köprüsünü geçmek kolaylaşır.) [V.Necat] Peygamber efendimiz, (Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevab verilir) buyurunca, Eshab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben buyurdu ki: (Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevab verilir.) [Beyhekî] Peygamber efendimiz, (Ramazan ayında bir oruçluyu su ile iftar ettiren, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur) buyurunca, Eshab-ı kiram, "Su az ve kıymetli iken mi?" diye suâl etti. Onlara cevaben buyurdu ki: (İsterse nehir kenarında versin, aynıdır.) [V.Necat] Yemek yedirmeyi nimet bilmelidir! Yemek yedirmek çok sevabdır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevabdır. Oruç tutanın sevabı kadar sevab alır, oruçlunun sevabından eksilme olmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Bir oruçluya iftar veren, aynı ecre kavuşur.) [Beyhekî] (Allah indinde amellerin en kıymetlisi, bir müminin sıkıntısını gidererek, borcunu ödeyerek veya karnını doyurarak onu sevindirmektir.) [İsfehani] (Amellerin en faziletlisi, bir müminin aybını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.) [Taberânî] (Allah, yemek yediren cömertle meleklerine övünür.) [İ.Gazali] (Misafir, sofrada bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine duâ eder.) [Taberânî] (Kıyamette Allahü teâlâ, kimine, "Bana niçin yemek vermedin?" diye sorar. O da, "Sen âlemlerin Rabbisin. Sana nasıl yemek verebilirdim" der. Allahü teâlâ da, "Aç olan bir arkadaşına yemek vermedin. Eğer verseydin, bana yemek vermiş gibi sevab alırdın" buyurur.) [Müslim] (Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan, yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir.) [Tirmizî] (Arkadaşına, sevdiği yemeği verenin günahları affolur.) [Bezzar] Dost ve arkadaşlara yemek yedirmek, sadaka vermekten efdaldir. Hz.Ali buyurdu ki: (Dostlara yedirdiğim bir ekmek, fakirlere verdiğim beş ekmekten daha kıymetlidir. Dostlarla yenilen yemek, köle azad etmekten daha makbuldur.) (O beni yemeğe çağırmıyor. Onu niye çağırayım) dememelidir! Yemeğe çağırırken de, yemeğe giderken de yalnız Allah rızasını düşünmelidir! |
|
| İftar ne kadar geciktirilir |
[Yukarı] |
|
Sual: Bir iş sebebiyle iftarı ne kadar geciktirmek caiz olur? CEVAP Akşam
vaktinin girdiği kesin olarak biliniyorsa, önce hurma, su gibi birşey
ile oruç açılır, sonra namaz kılınır. |
|
| İftar duası |
[Yukarı] |
|
Sual: İftâr duâsı nasıldır? CEVAP İftâr duâsı, terâvîh kılmak gibi mühim sünnettir. Birkaç iftâr duâsı vardır. Meşhur olanı şöyle: (Zehebezzama'
vebtelletil urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ.) [Müjdeci
Mektûblar] (Bismillah velhamdülillah, allahümme leke sumtü ve alâ rızkıke eftartü ve aleyke tevekkeltü, sübhâneke vebi hamdike tekabbel minnî, inneke entessemî'ul alîm.) Sual: Ramazanda iftar açmada ve akşam namazını kılmada en uygunu nedir? CEVAPGüneşin battığı iyi anlaşılınca, önce E'ûzü ve Besmele okuyup, (Allahümme yâ vâsi'al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb) denir. Bir iki lokma iftarlık yiyip, (zehebezzama' vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ) denir ve yemeğe başlanır. Hurma veya su, zeytin yahut tuz ile iftar edilir. Yani, oruç bozulur. Sonra camide veya evde, cemaat ile akşam namazı kılınır. Bundan sonra akşam yemeği yenir. Sofrada yemekleri yemek, bilhassa Ramazanda uzun süreceğinden, akşam namazının erken kılınması ve yemeğin, acele etmeyerek, rahat yenmesi için, az bir şeyle iftar edip, yemeği duadan ve namazdan sonra yemelidir. Böylece oruç erken bozulmuş, namaz da erken kılınmış olur. İftar duasının manası, (Açlık zamanı bitti. Damarlarımızın suya kavuşması vakti geldi. İnşâallah sevap hasıl oldu) demektir. (Tam İlmihal) Büyüklerin Ramazan ayında devamlı okudukları dua: Ya Rabbi, Ramazan-ı şerifin şefaatine nail eyle! Ramazan-ı şerifte afv ve mağfiret eylediğin ve cehennemden azad eylediğin kulların meyânına bizleri de idhal eyle! Amin! |
|
| Davete gitmek |
[Yukarı] |
|
Sual: Her davete gidilir mi? CEVAP Yemekte günah işleniyorsa gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek de tevazu alametidir. Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek müstehaptır. Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip, diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir. Müslümanın müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte, (Davete icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim) Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır.) [Dare Kutni] Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Davete icabet etmeyen, Allaha ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buharî] (Müslüman kardeşine ikram eden, Allaha ikram etmiş olur.) [İsfehani] (İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.) [Buharî] |
|
| Bayramda neler yapmalı |
[Yukarı] |
|
Sual: Bayramda neleri yapmak iyidir? CEVAP Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, fıtr, yani Ramazan bayramında, bayram namazından önce tatlı yemek, hurma yemek, hurmayı 1, 3, 5 gibi tek adet yemek, teke riayet etmek sünnettir. Hadis-i şerifte (Allahü teâlâ tektir, teke riâyet edeni sever.) buyuruldu. Bayram günü yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyete doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevap ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca, Allahü teâlâ, meleklere, İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir? diye sorar. Melekler de, Ücretini almaktır derler. Allahü teâlâ da, Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm buyurur.) Peygamber efendimiz, (Ramazanın son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder) buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, o gün Kadir Gecesi mi?) diye suâl etti. Peygamber efendimiz, (Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir.) buyurdu. Bu mükâfatları bilen bir Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez ki? Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hz. Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hz. Ebu Bekir, Resulullahın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Peygamber efendimiz, Hz. Ebu Bekire, (Onlara mâni olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir) buyurdu. Hz. Ali buyurdu ki: (Bugün, orucu kabul edilmiş, çalışmasının mükâfatını görmüş ve günahları affedilmiş olanların bayramıdır.) Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, Ramazanda dört sınıf insan hariç, herkesin günahlarını affeder. Bunlar, içki içmeye devam eden, ana-babasına âsi olan, sıla-i rahmi terk eden, mümin olmaktan ümidini kesendir) buyuruldu. Eğer bunlar tövbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını affeder. Ramazandaki sevaplar bilinseydi, her günün Ramazan olması istenirdi. Hadis-i şerifte, (Ramazandaki özel sevaplar bilinmiş olsaydı, bütün yılın Ramazan olması istenirdi.) buyuruldu. Ne mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara. Bunlar, asıl bayramı ahirette yapacaklardır. Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan yani mümin, herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Kimseye darılmamalı, dargınlık olduysa, 3 günden fazla sürmemeli, bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Din kardeşiyle 3 günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) (Ameller pazartesi ve perşembe günü Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ da, şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine kin tutan istifade edemez. Cenab-ı Hak, Onlar barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin buyurur.) |
|
| Bayram ziyaretleri |
[Yukarı] |
|
Sual: Bayram ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri ziyaret edelim? CEVAP Fâsık olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret lazım değildir. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Ziyaret, yalnız Allah rızası için olmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki: - Böyle nereye gidiyorsun? - Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum. - Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun? - Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum. - Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiç bir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın sevgisine mazhar oldun.) [Hakim] (Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, "Ne mutlu sana, Cennete girmiş oldun" der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için ziyaret eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükâfatlar vereceğim") [Bezzar] (Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de, bir melek, "Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun" demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: "Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.) [Ebu Yala] (Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberânî] (Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.) [Taberânî] (Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, "Ey Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet et" diye duâ eder.) [E.Nuaym] (Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek "Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı ol" diye duâ ederler.) [Taberânî] (Din kardeşini, sırf Allah rızası için ziyaret eden cennettedir.) [Taberânî] (Din kardeşini ziyaret edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğ. İlm] (Ziyaretçinize ikram edin!) [Haraiti] (Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden, ellerini ayırmadan her ikisinden Hak teâlâ razı olur. Ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey Oğ.İlm] (Ziyareti aralıklı yap ki muhabbeti artırasın!) [Bezzar] Hikmet ehli diyor ki: (Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar.) (Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara Peygamberler ve Şehitler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesâî] (Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime mazhar olur.) [Hakim] (Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir melek, "Ne güzel iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin" der.) [Tirmizî] Allah rızası için müslümanı ziyaret etmek çok sevabtır. Âlimi, fakiri ve salih akrabayı ziyaret daha çok sevabtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Zengini ziyaret eden saim ve kaim sevabı, fakiri ziyaret eden ise, fi sebilillah cihad sevabı alır, her adımı Allah yolunda atılan adıma denk olur.) [Deylemî] [Saim; oruçlu, Kaim; gece ibâdet eden. Fi sebilillah; Allah yolunda, Allah rızası için] (Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevab alır.) [Taberânî] (Sıla-i rahm, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizî] (Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buharî] (Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.) [Taberânî] Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır. Ev sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse, layık olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa geçmemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bir kavmi ziyarete giden, onlara imamlık yapmasın!) [Tirmizî] Ramazan-ı şerif ayının son günü ile bayramın birinci günü arası bayram gecesidir. Bu geceyi ihya eden büyük saadete kavuşur. Hadis-i şerifte, (Ramazan ve Kurban bayramının gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez.) buyuruldu. Yine hadis-i şerifte, rahmet kapılarının dört gece açıldığı, bu gecelerde yapılan duâların reddedilmediği, Ramazan bayramı gecesinin bunlardan biri olduğu bildirilmiştir. |
|
| Oruç çeşitleri |
[Yukarı] |
|
Sual: Ramazandan sonra her ay oruç tutmak isteyen hangi günler tutmalıdır? CEVAP Her ay hiç değilse 3 gün oruç tutmak çok iyidir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Her [kamerî] ayda 3 gün oruç tutmak, bütün yılı oruçla geçirmek gibi sevâbdır.) Buhârî] (İbrâhim aleyhisselâm, her ayda 3 gün oruç tuttu. Allahü teâlâ da ona ömür boyu oruç tutmuş gibi sevâb verdi ve ömür boyu sanki yiyip içmiş gibi kuvvet, zindelik verdi.) [Beyhekî] Hz.Ebû Hüreyre de, (Resûlullah her ay 3 gün oruç tutmamı söyledi) dedi. (Buhârî) (Her ay 3 gün oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş gibi olur.) [Müslim] (Her ay 3 gün oruç tutanın kalbindeki kin yok olur.) [Bezzâr] (Her ay 3 gün oruç tutanın kalbinin pası temizlenir.) [Nesâî] "Eyyâm-ı biyd" denilen kamerî ayların 13, 14 ve 15. günleri de tutmak iyi olur. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Ayda 3 gün oruç tutan, ayın 13, 14 ve 15. günlerinde tutsun!) [Nesâî](Her ay, eyyâm-ı biyd'de oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş gibi olur.) [Nesâî] |
|
| Şevval ayında oruç |
[Yukarı] |
|
Sual: Şevvâl ayında tutulan orucun fazîleti nedir? CEVAP Her zaman oruç tutmak sevâbdır. Hadîs-i şerîfte, (Oruç, Cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır) buyuruldu. Bu ayda tutulan orucun da çok sevâbı vardır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Ramazanda orucunu tutup, ardından Şevvâl ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü gibi günâhsız olur.) [Taberânî] (Ramazan orucu ile şevvâl ayında da 6 gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş sayılır. Kur'ân-ı kerîmde "Bir iyilik yapana on katı verilir" buyuruldu.) [I.Mâce] (Ramazan ayı orucu on aya, Ramazandan sonra tutulan altı gün oruç da iki aya mukabil olur ki, böylece bir sene oruç tutma sevâbına kavuşulur.) [Ibni Huzeyme] Bazı âlimler, bu 6 gün orucun vakit geçirmeden, bayramdan sonra hemen tutulmasının iyi olacağını bildirmişlerdir. Hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki: (Ramazan bayramından sonra peş peşe altı gün oruç tutan, senenin tamamında oruç tutmuş gibi olur.) [Taberânî] Bazı âlimler de, Şevvâl ayının her on gününde iki gün oruç tutmanın daha uygun olacağını bildirmiştir. Demek ki bu oruçları peş peşe tutmak câiz olduğu gibi, aralıklı tutmak da câizdir. Sual: Şevvâl ayında tutulacak oruçları hangi günler tutmak daha iyidir? CEVAP Şevvâl ayında tutulan nâfile veya kazâ oruçlarını pazartesi ve perşembe günleri tutmak daha iyidir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Ameller,
Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Ben de
amelimin oruçlu iken arz olunmasını isterim.) [Tirmizî] Sual: Hadis-i şerifte (Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.) buyuruluyor. Yani bir anlamda kabul olunmuş, hakiki tövbe-i nasuh gibi oluyor mu?
CEVAP
Hayır tövbe gibi olmaz. Tövbe pişman olup günahları terk etmektir. Yani artık bir daha günah işlememek demektir. Şevvalde 6 gün oruç tutanın böyle bir niyeti yok. O yine günahlarına devam edecek, sadece oruç tutmakla sevap işliyor, sevabı kadar günahı affoluyor. Sonra bu günahlar büyük günahlar için değil, küçük günahlar içindir. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları kendisine veya varislerine ödenmedikçe günahları affedilmez. Nafile ibâdetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tövbe etmek ve o işi ibâdet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. Abdest alanın da bütün günahları affolur. Hadisi şerifte buyuruldu ki: (Abdest alan bütün günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim] Bu da aynen Şevvaldeki oruç gibidir. Küçük günahlardan temizlenmiş olur. Sual: Şevval ayında tutulan 6 gün oruca niyetliyim. Aynı anda hem kazaya kalmış oruç borcuna hem de adak oruca diye niyet edebilir miyim? CEVAP Kaza ve Şevval ayı orucuna niyet edilir, adağa niyet edilmez. [Her nafile orucu tutarken kazaya da niyet etmenin sakıncası yoktur, hatta çok iyi olur.] Sual: Bir arkadaşım Şevval ayında tutulan 6 gün oruç ile ilgili (Söz konusu 6 gün oruç için ramazan bayramının 2.günü tutma şartı var) dedi. Tutulan 6 gün şevval ayı içerisinde hangi gün olursa olsun tutulmaz mı, böyle bir şey var mı? CEVAP Her zaman tutulabilir, öyle bir şart yok. 30 gün içinde altı gün oruç tutulur . |
|
| Zilhicce ayında oruç |
[Yukarı] |
|
Sual: Zilhicce ayında, hangi günlerde oruç tutmalıd | |